aloevera uyelik
Çarşamba , 18 Ekim 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Minik Kalplere Anne Karnında Tanı

MİNİK KALPLERE ANNE KARNINDA TANI

 

Doğumsal kalp hastalıklarının tanısı, hamileliğin 18., 20. ya da 22. haftalarında yapılan fötal ekokardiyografiyle, bebek anne karnındayken konulabiliyor. Ses dalgaları yardımıyla bebeğin kalbinin incelendiği yöntem, anne ya da bebeğe zarar vermiyor.

 

DOĞUMSAL KALP  HASTALIKLARI…

 

Kalp odacıklarında delikler, damar terslikleri gibi pek çok anormallikle kendini gösteren doğumsal kalp hastalıklarına, anne karnında tanı konulabiliyor. Annenin alkol kullanması, ateşli bir hastalık geçirmesi, genetik yatkınlık ve hamileliğin ilk 12  haftasında bebeğe zarar verecek ilaçların alınması hastalıkların bilinen nedenleri arasında…

Ortalama her canlı yüz doğumdan biri kalp hastası bebek olarak doğuyor ve tedavi edilmezlerse hastaların yarısı ilk yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bebek daha anne karnındayken hastalığın tanısı mümkün. Bunun için iyi bir ekip çalışması gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Pediatrik Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, doğumsal kalp hastalıklarını anlatmaya kalbin yapısıyla başlıyor. Normal bir kalp dört odacıklı; kulakçık adı verilen iki üst odacığı ve karıncık denilen iki alt odacağı bulunuyor. Kulakçık ve karıncıkları birbirinden ayıran bölmelere de septum deniyor. Vücuttan kirli kanı getiren damarlar sağ kulakçığa geliyor, oradan kapak yoluyla sağ karıncığa geçiyor. Akciğer atardamarıyla akciğerlere giderek temizleniyor. Temiz kan, akciğerlerden sol kulakçığa dönüyor. Oradan sol karıncığa geçiyor ve aort ana atardamarıyla bütün vücuda yayılıyor. Anormallikler de kalbin odacıklarında kalpten çıkan damarlada kalp kapaklarında ya da  septumda oluyor. En sık görülenleri de karıncıklar arasında ya da septumdaki delikler (bunlara ASD, VSD deniyor), damarlarda anormallikler, kulakçık ve karıncıklar arasındaki kapakçıklarda darlıklar.

Doğumsal kalp anomalilerinin nedenleri

Hastalığın nedenlerine gelince… Daha hamileliğin 15. gününde kalp hücre topluluğu oluşuyor. Sonrasında birtakım değişikliklere uğruyor ve tek bir tüp meydana geliyor. Bu tüpten kalp boşlukları ve damarlar oluşuyor. Bu kompleks gelişim hamileliğin ilk 12 haftasında tamamlanıyor. İşte bu süre içerisinde, bazı etkenler kalpteki anomalilere sebebiyet veriyor. Yine de kalp anormalliklerinin yüzde 90’ının nedeni bilinmiyor. Geriye kalan yüzde 10’luk grupta ise hamileliğin ilk 12 haftasında annenin alkol kullanması, ateşli ve döküntülü bir hastalık geçirmesi, akne tedavisinde kullanılan retinoik asit içerikli vitaminler ya da epilepsi ilaçları alması yer alıyor. Annenin diyabet hastası olması doğumsal kalp hastalığı riskini üç-beş kat artıran etmenlerden biri. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özlem Pata, böyle bir durumda bebeklerin kalbinde ufak bir delik olabileceği gibi büyük damarların ters çıkışı gibi ciddi bir sorunla dünyaya gelebileceğini söyleyerek, diyabetli anne adayının kan şekerini iyi kontrol etmesi gerektiğini vurguluyor. Annede “sistemik lupus eritematosus” gibi kollajen doku hastalıklarının bulunması da ritim bozukluklarına neden olabiliyor.
Anne ya da babada veya ailesinde doğumsal kalp hastalıklarının bulunmasının riski beş kat artırdığına değinen Prof. Dr. Sarıoğlu şöye devam ediyor: “Kardeşlerden ya da yakın akrabalardan birinde bu hastalıklardan varsa yakalanma riski artıyor. Önemli nedenlerden biri de akraba evliliği. Bir de bu hastalıklar, Down ve Turner sendromları gibi kimi rahatsızlıklarla birlikte görülüyor.”

Anne karnında tanı

Doğumsal kalp hastalıklarının bebek henüz anne karnındayken tanısı mümkün. “Bunun için bize büyük görev düşüyor” diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özlem Pata, şöyle devam ediyor: “Risk grubunda olmayan annelerin çocuklarında da bu hastalıklara rastlanıyor. O nedenle anne adayı bize geldiğimde öyküsünü çok iyi almamız gerekiyor. Zararlı bir şey yapmadığını düşünüyor ama ayrıntılı öyküsü alınınca masum olduğunu düşündüğü bir ilacı kullandığı ortaya çıkıyor.”
Doç. Dr. Pata’nın üzerinde durduğu bir nokta da, kızamıkçık hastalığını geçirmeyenlerin Rubella aşısını hamile kalmadan önce yaptırması, diyabet ya da epilepsi gibi hastalıklar nedeniyle düzenli ilaç kullananların doktora başvurarak bebeklerine zarar vermeyen ilaçları alması. Anne adaylarının hamileliğin 6-7. haftasında bir kadın doğum uzmanına başvurması önemli. Bebeğin kalp atışlarının hamileliğin 5. haftasının altıncı gününden itibaren izlenebildiğini anlatan Doç. Dr. Pata, “Çocuğun kardiyak atımlarının başladığı dönemde anne adayını görmek istiyoruz. Gebelik normal olması gereken yere yerleşmiş mi? Sağlıklı gebelik mi? Bu dönemde anlayabiliyoruz. 6 haftadan sonraki gebeliklerde kardiyak atım bizim için fetus sağlığı açısından çok iyi bir gösterge.  O dönemde biz normalde, dakikada 110-115 atım bekliyoruz. 8. hafta civarı ise 144-159 arasında değişiyor” diyor.
Hamileliğin ilerleyen döneminde 11-13. haftalar arasında da bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Doç. Dr. Pata, “Bir bebekte ense kalınlığı var ise bu, bebeğe fötal eko yapılması gerektiğini gösterir” diyerek, durumu pediatrik kardiyologlarla birlikte değerlendirdiklerini belirtiyor. Kalp anormalliği gördüklerinde, bebekte başka hastalıkların olup olmadığına da baktıklarını anlatan Doç. Dr. Pata, şöyle devam ediyor: “Biz kadın doğumcu olarak önce ‘bu anomaliye başka anomali eşlik ediyor mu, fetus kromozomal olarak normal mi?’ sorularına cevap arıyoruz ve pediatrik kardiyologlarla konsülte ediyoruz. Çünkü, anormalliğin düzeyini tespit eden ayrıca doğduktan sonra bu hastaları izleyen onlar.
Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, fötal ekokardiyografi yöntemi sayesinde kalp hastalıklarının bebek henüz anne karnındayken görülebildiğini belirtiyor. Kadın doğum uzmanlarının yönlendirdiği hastaların hamileliklerinin 18, 20 ya da 22. haftalarında fötal ekokardiyografi yapılıyor. Ses dalgaları yardımıyla bebeğin kalp atışlarının izlenebildiği yöntem anne ya da bebeğe zarar vermiyor. Çok kullanılmamakla birlikte riskli gebeliklerde 11-14. haftalarda uygulanan transvajinal yöntemler de tanıya olanak sağlıyor. Erken tanının tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıdığını anlatan Prof. Dr. Sarıoğlu, şunları söylüyor:
“Doğumsal kalp hastalıklarının yaklaşık üçte birine ilk bir ay içinde müdahale etmek gerekiyor. Erken tanı önemli. Böyle bir bebeği tespit ettiğimizde, hastalık doğar doğmaz müdahaleyi gerektiriyorsa doğumun nerede yapılacağını organize ediyoruz. Belirli aralıklarla bebeğin kalp performansını kontrol ediyoruz. Her sağlık kurumunda bebek kalp cerrahisi olmayabiliyor. Bu nedenle doğumun belli merkezlerde yapılması gerekiyor. Bu da  ölüm riskini ve birtakım komplikasyonları önlüyor.”
Son yıllarda dünyada uygulanan kimi yöntemlerle anne karnında da bu hastalıklara müdahalelerin gerçekleştirildiğini söyleyen Prof. Dr. Sarıoğlu, “Kapak darlıklarının balonla açılması ya da pil takılması gibi girişimler var. Ne yazık ki sonuçları çok parlak değil. Ancak tanı arttıkça tedavi yöntemleri de gelişecek” diyor. Bazı ritim problemleri ise, anneye ya da kordon aracılığıyla bebeğe ilaç verilerek tedavi ediliyor.

Doğumdan sonra fark edilen anomaliler

Bazen bu anormallikler doğumdan sonra fark edilebiliyor. Bebekte ani morarma, kilo alamama ve gelişme geriliği, aşırı terleme, çok hızlı kalp atışı, hızlı soluk alıp verme, meme emerken çok çabuk yorulma hastalığın belirtilerinden. Prof. Dr. Sarıoğlu, daha önce tanısı yapılmayan durumlarda ekokardiyografi yöntemiyle bebeğin kalbinin incelendiğini anlatarak, “Eko probumuz var, jel sürerek göğsün üzerinden kalbin yapısını inceliyoruz. Bu bize kalbin yapısı, kasılma gücü, damar darlıklarının ne kadar olduğu gibi pek çok konuda bilgi veriyor” diyor. Sadece eko yöntemiyle bile ameliyat planlayabildiklerini anlatan Prof. Sarıoğlu, kimi zaman röntgen ya da EKG çekildiğini söylüyor. Uygulanan yöntemlerden biri de kateter anjiyo. Kateter adı verilen ince bir plastik boru, anestesi ile uyutulan bebeğin kasığındaki damarlardan kalbine kadar sokuluyor ve boya maddesi veriliyor. Kalbin sinefilmleri çekiliyor. Büyük çocuklarda ise 24 saatlik ritim takibi ya da efor testi yapılıyor. Prof. Dr. Sarıoğlu, her kalp hastalığının tedavisinin farklı olduğunu belirterek, “Kiminde bebeğe doğar doğmaz müdahale etmek gerekiyor, kiminde ilk altı ay içinde” diyor. Ancak damar tersliği gibi ciddi problemlerde acil müdahale hayat kurtarıyor.

Prof. Dr. Sarıoğlu, tedavi yöntemlerine ilişkin şunları söylüyor: “Her zaman ameliyat şart değil. Bazen ilaçla tedavi ettiğimiz hastalar oluyor. VSD dediğimiz kalp deliklerinin ilk 2-5 yaş içinde kapanma olasılığı var. Ama ciddi kalp problemlerinin esas tedavisi cerrahi bazen de kateter yöntemiyle oluyor.” Damarları ters olan yenidoğanda, damarların yerleri değiştiriliyor ve koroner damarlar da değiştirilerek tam bir düzeltme yapılabiliyor ve bebek normal kalbe sahip oluyor.

Hastalığa göre değişmekle birlikte ameliyat olan çocukların normal günlük aktivitelerini yerine getirmeleri öneriliyor. Prof. Dr. Sarıoğlu, “Ailelere çocukların oyun oynaması gerektiğini söylüyoruz. Biz bu ameliyatları çocuklar oyun oynasın, normal yaşasın diye yapıyoruz. Zaten kalp hastası çocuklar, genellikle yorulduklarında dinlenirler. Böyle olmasa bile annenin ‘Dur, senin kalbin hasta’ demesini istemiyorum” diyor.

Doğumsal kalp hastalıklarının girişimsel kalp kateterizasyonu ile tedavisi

Doğumsal kalp hastalıklarında görülen kalpten çıkan büyük damarların, kapakçıkların  darlıkları ya da kalbin odacıkları arasındaki açıklıkların tedavi edilmesinde öne çıkan girişimsel yöntemler, her yaştan hastaya uygulanabiliyor. Pediatrik Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Arda Saygılı, “Girişimsel kardiyolojide, kalp kateterizasyonu rutin uygulamaya girdiğinden bu yana, açık kalp ameliyatına ihtiyaç azaldı” diyor.
Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde cerrahi müdahalelerin yanı sıra girişimsel yöntemler de ön plana çıkıyor. Hastalığın türüne bağlı olarak, kalp damarlarındaki darlıklar açılabiliyor ya da açıklıklar “delikler” kapatılabiliyor. Tedavinin esası, kateter adı verilen ince bir plastik borunun kasıktan salınarak kalbe gitmesi ve bu yolla ajiyografilerin yapılması sonra balon ya da başka bir aygıtın yerine ulaştırılmasına dayanıyor. Acıbadem Bakırköy, Acıbadem ve International Hospital hastaneleri Pediatrik Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Arda Saygılı, özellikle yenidoğan döneminde aort ya da pulmonerde arter kapak darlığının hayati tehlike içerdiğini belirtiyor. Doğumsal kalp hastalıklarının yüzde 20’sinin acil müdahale gerektirdiğini ifade eden Doç. Dr. Saygılı, girişimsel kardiyoloji yöntemini şöyle anlatıyor:
“Hiçbir girişimsel işlem çocuklar için ağrılı olmamalı, kötü bir anı olarak hatırlamamalı. Bu nedenle önce ağrı ve anestezi kontrolünü pediatrik anestezi uzmanı eşliğinde gerçekleştiriyoruz. Sonra  kasıktaki bir damara önce klavuz kateter yerleştiriyoruz. Anjiografik ölçümlerin ardından saptanan sorun örneğin kapakta darlık ise, uygun çaplı balonu darlık bölgesinde şişiriyoruz. Bu işlem bir saatten az kısa süreli oluyor. Temel girişimsel yöntemlerden ilki damar darlıklarının balonla açılması, anjioplasti; ikincisi kapakta darlık varsa, yine balonla valvüloplasti dediğimiz yöntemler. Eğer damar darlığı açılmıyorsa, stent uygulaması yapıyoruz. Üçüncü yöntem kompleks doğumsal kalp hastalıklarında kulakçıklar arasındaki bölmenin, açılması yani septestomi. Dördüncü işlem ise PDA, ASD, VSD gibi kalpteki açıklıkların girişimsel yöntem ile kapatılması.”
Doç. Dr. Saygılı, yöntemin uygulanabilirliği ve başarısının yaşla ve kiloyla ilgili olmadığını vurguluyarak, “Kalp hastalığının yerleşim yeri, çapı, morfolojisi ve biçiminin detaylı analizi sonrası uygun tedavi şekline karar verilmesidir. Örneğin kalpteki açıklık küçükse ve damarlar arasında ise girişimsel kateter yöntemiyle kasıktan girilerek yaylı tel şeklindeki bir aygıtla kapatılıyor. Daha büyük açıklıklarda mantar şeklindeki farklı boyutlardaki aygıtlar kullanılıyor” diyor. Doğumsal kalp hastalıklarına bütünsel olarak yaklaşmak gerekiyor. Merkezin özellikleri, ekip çalışması önemli rol oynuyor. Anne karnından doğuma ve çocukluk çağından ileri yaşlarda da görülebilen bu hastalıklar, riskli gebelik uzmanından yenidoğan uzmanına, yoğun bakım uzmanından kardiyoloğa, anestezi uzmanından cerraha bir ekip çalışması ile başarıya ulaşıyor.

Yöntemin avantajları

“Avrupa’da ya da dünyada doğumsal kalp hastalıklarının cerrahi veya girişimsel tedavisinde ne yapılıyorsa biz de onu uyguluyoruz” diyen Doç. Dr. Saygılı, girişimsel kateter yöntemine ilişkin şu bilgileri veriyor:

“Kalp kateterizasyonu çıktığından bu yana açık kalp ameliyatlarına ihtiyaç azaldı. Çocuklarda girişimsel tedavi yöntemleri 1980’lerde başladı son on yıllık bir süreçte yeni aygıtların da çıkması binlerce hastadaki başarısı rutinleşmeyi sağladı.” Yöntemin avantajlarından biri de açık kalp ameliyatlarından sonra göğüste kalan cerrahi kesi izlerinin bıraktığı izlerin kalmaması.

Doğumsal kalp hastalıkları genellikle bebeğin ilk günlerinde fark edilse de kimi zaman ileriki yaşlarda da tanı konulabiliyor. Kalpte üfürüm, morarma, bayılma, gelişme geriliği ya da sık üst solunum yolu enfeksiyonu gibi şikayetlerle gelen hastalarda doğuştan kalp hastalığı bulduklarını anlatan Doç. Dr. Saygılı, şöyle devam ediyor: “Kalpteki açıklıklar PDA veya ASD gibi delikler 20, hatta 80 yaşında ortaya çıkabiliyor. Biz hastalarımızı hemen ameliyata göndermiyor, önce girişimsel yöntemi öneriyoruz.”

Daha fazla bilgi için : ALO ACIBADEM  444 55 44
www.acibadem.com.tr 

 

Hosting

Hakkında Erdoğan'dan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*