aloevera uyelik
Cumartesi , 23 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Gebelikte Diyabet

GEBELİK VE DİYABET


Diyabet kan şekeri yüksekliği olarak tanımlanan bir hastalıktır. Tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılmaktadır. Pankreas tarafından salgılanana hormon olan insülin eksikliği tip1 diyabettir. Tip 2 diyabette, hücrelerde direnç oluşumu nedeniyle vücudun ihtiyacı olan glikozun hücrelerce emilimini sağlayan insülinin etkinliği azalmakta ve kan şekeri yükselmektedir.  Diyabetin daha az rastlanan ve insülinin tersi yönde etki eden hormonal mekanizmalara bağlı olan hastalıklarda ortaya çıkan (sekonder diyabet) ya da bu iki ana tipin (tip 1, tip 2) ara formları olan alt tipleri de bulunmaktadır. Tip 1 diyabet genellikle erken yaşlarda (40 yaşın altında) belirti veren ve tedavisinde insülin kullanılması gereken bir hastalıktır. Tip 2 diyabet ise genellikle ileri yaşlarda (40 yaşından sonra) ve obezite sorunu olanlarda ortaya çıkar. Daha çok kalıtımsal özellik gösterir. Bu hastalıkta ise kan şekerinin hücreler tarafından kullanımındaki bozukluğu, yani insüline karşı olan direnci gidermeye yönelik olarak tablet şeklindeki çeşitli ilaçlardan ya da ileri aşamalarda insülinden faydalanılır.


Şeker hastalığı bazen ilk kez gebelikte ortaya çıkabilir. Buna da gestasyonel (gebeliğe bağlı) diabet denir. Gebelikte işleyen hormonal mekanizmalar sonucu gelişen ve gebeliğin sonlanması ile sıklıkla gerileyen bir diğer özel diyabet tipidir.


Daha öncesinden şeker hastalığı olan ve bu nedenle insülin ya da diğer antidiyabetik ilaçları kullanan gebeler ve mevcut gebeliği esnasında şeker hastalığı tanısı konan gebeler ve özellikle de bebekleri açısından tehlikeli durumlar ortaya çıkabilir.


GEBELİK ÖNCESİNDE VAROLAN DİYABET VE GEBELİK


Gebelikten önce tip 1 veya tip 2 diyabet hastalığına sahip olup tedavi gören anne adayları vardır. Tip 1 diyabet daha sıklıkla görülür. Hastada diyabet varlığı anne ve bebek sağlığını tehdit eden bir unsurdur ve anne adayı doktoru ve endokrinolog uzmanı tarafından sıkı bir takiple izlenmelidir.


Gebelikle birlikte insülin ihtiyacı artar. Özellikle gebeliğin son 3 ayında insülin dozu iyi ayarlanamazsa hasta şeker komasına girebilir. Bu durum ileri derece idrar yolu enfeksiyonu ve vajinal enfeksiyonlar ile preeklempsiye yakalanma riskini de beraberinde getirir.


Gebeliğin ilk üç aylık döneminde kan şekeri seviyelerinin yüksek seyretmesi sonucu bebekte anomali (kalp, santral sinir sistemleri, iskelet, genitoüriner organlar ve sindirim sisteminde anomaliler) ve hatta düşük görülebilir. Bebek ölümleri meydana gelebilir. Bebek 4 kg.dan fazla yani olağandan iri doğabilir, bebekte hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü), hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü) ve bilirubin yüksekliği görülebilir.


Diyabetik anneler gebeliklerinin üç aylık dönemindeyse bebek anomalisinin gelişip gelişmediğinin saptanması amacıyla bir takım özel testlere tabi tutulurlar. Her normal gebeye de uygulanmakta olan ve özellikle Down sendromu ile nöral tüp defekti gelişimini inceleyen üçlü tarama testinin yanı sıra anneye, gebeliğin 18. haftasında bebeğin ayrıntılı incelenmesini sağlayan 2. düzey ultrason yapılır. 20. haftada bebekte kalp ve kalp damar anomalilerini saptamaya yönelik fetal ekokardiyografi yapılır. Bu testler sonucunda anomali gelişimi riski gözetildiyse anne adayına amniosentez ya da kordosentez önerilebilir.


GEBELİĞE BAĞLI (GESTASYONEL) DİYABET
Daha önce diyabetik olmayan bir gebede hamileliğin seyri sırasında ortaya çıkan diyabete gestasyonel diyabet adı verilir.


Plasentadan salgılanan HPL (İnsan Plasental Laktojeni) adlı hormon gebelikte fetusa yeterince glikoz ulaşmasını sağlamak amacıyla insülinin kan şekerini düşürücü etkisine ters yönde çalışır. Sonuçta gebelik doğal bir hiperglisemi eğilimi ile seyredebilir. Bu eğilim bazen patolojik boyutlara ulaşabilir, özelliklede HPL’nin en etkili olduğu 24. gebelik haftasından itibaren gebede diyabet gelişebilir. Bu durum tüm gebeliklerin yaklaşık %5’inde ortaya çıkar. Daha önceki gebeliğinde iri bebek doğurmuş (4 kg’dan fazla), anomalili bebek doğurmuş, birden çok düşük yapmış, gestasyonel diyabet geçirmiş, hamilelik öncesi aşırı kilosu olan, 1.dereceden akrabalarında diyabet bulunan gebeler ve halen devam eden gebeliğinde bebeği gebelik haftasından iri olan, bebeği karnındayken ölmüş olan, amnios sıvısında fazlalık saptanan, beklenenden fazla kilo alan gebelerde gestasyonel diyabet bulunabilir ya da ilerleyen hamilelik dönemlerinde gelişebilir. Gestasyonel diyabet tanısını almış gebelerin ancak yarısında bu risk faktörlerinden bulunmaktadır. Bu nedenle hiçbir şikayeti olmasa bile tüm gebeler 24.-28. gebelik haftalarında şeker hastalığı tarama testine tabi tutulurlar. Getasyonel diyabete yönelik tarama testinin bu haftalarda yapılmasının temel nedeni; HPL hormonunun kanda en yüksek seviyelere bu dönemde ulaşması ve doğal olarak diyabet gelişme riskinin en çok bu dönemde olmasıdır. Bu tarama testinde kişinin aç ya da tok olmasına bakılmaksızın günün herhangi bir saatinde 50 gr saf glikozun suda hazırlanan eriyiğinin içilmesinden bir saat sonra tokluk kan şekeri ölçülür. Testte bozukluk çıkması (140 mg/dl’den yüksek kan şekeri değeri saptanması) mutlaka diyabet olduğunu anlamına gelmemektedir. 50 gram glikoz ile yapılan tarama testi bozuk çıkan her gebeye mutlaka 100 gram glikoz kullanılarak yapılacak olan oral glikoz tolerans testi (şeker yükleme testi) (OGTT) yapılmalıdır. Gestasyonel diyabet tanısı ancak bu testin de bozuk çıkması ile konulabilir. Tarama testi bozuk çıkan gebelere doğrulama testi uygulandığında, bu gebelerin ancak %15’nde gestasyonel diyabet olduğu görülmektedir. 100 gram glikoz ile yapılan şeker yükleme testi 12 saatlik açlığı takiben hazırlanan glikozun sudaki çözeltisinin gebeye içirilmesi, içirilmeden hemen önce ve sonraki 3 saat boyunca saatlik olarak alınan kanda glikoz düzeyinin ölçülmesi ile yapılır. Yapılan bu 4 şeker ölçümünden 2 tanesinin hedeflenen değerlerden yüksek çıkması gestasyonel diyabete işaret eder. Sadece 1 değerin yüksek olması tanı koydurmaz, ancak bu hastanın yakın takip edilmesi, gereğinde testin tekralanması gerekmektedir. Yüksek gestasyonel diyabet gelişme riski olan gebelere tarama testi yapmadan da direkt olarak bu şeker yükleme testi yapılabilir.


Gestasyonel diyabette anne ve bebek için oluşabilecek tehlikeler, gebelik öncesi diyabet hastası olan anne adaylarınkiyle benzerlik gösterir.


GESTASYONEL DİYABETTE TAKİP VE TEDAVİ
Gebelikte diyabet tanısı alan gebelerin organlarının fonksiyon bozukluğu olup olmadığının belirlenmesi üzere test edilir. Annenin artık çok hassas takip edilmek zorundadır; muayeneler daha sıktır, her kontrolde tavsiye edilen diyet tekrar değerlendirilir, insülin ölçülür ve gebenin evde kendiliğinden yaptığı kan şekeri ölçümleri değerlendirilir. Ultrasonda bebekte aşırı irileşme olup olmadığı gözlemlenir. 36. haftadan sonra bebeğin iyilik hali özel testlerle (NST, BFP gibi) haftada bir veya iki kez takibe alınır. 38. haftadan kan şekeri takipleri anne adayını hastaneye yatırarak yapılır. Diyetle kan şekeri kontrol altında tutulan olan diyabetik gebede normal doğum gerçekleşebilirken, insülin kullananlarda ise çoğunlukla 40.gebelik haftasının geçmemesi istenir. Bunun için 40.haftaya giren insülin kullanan gebede doğum kendiliğinden başlamamışsa indüksiyon denen yöntemle dışardan müdehale ile başlatılır. Sezaryen, iri bebek gelişmesi ya da anne ve/veya bebeğe ait özel bir neden varsa tercih edilir. Diyabetik gebenin doğumu, mutlaka tam teşekküllü bir hastanede, konunun uzmanları tarafından yapılmalıdır. Doğum sonrası gebenin insülin ihtiyacı hızla azalır, hatta ortadan kalkabilir. Tamamen normale dönse bile gestasyonel diyabet geçirmiş olan bir kadın, ileriki dönemler ve sonraki gebelikleri için risk altındadır. Lohusalığın bitiminde 75 gram glikoz ile tekrarlanacak yeni bir şeker yükleme testi riskin varlığını tespit eder.


Gestasyonel gebelik geçiren hastaların gebelik sonrası da endokrinolog ve dahiliyeciler gözetiminde takip edilmeleri önerilir.


Kaynak:www.anadolusaglik.org


 

Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*