aloevera uyelik
Cumartesi , 23 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting
Gebelikte Görülebilecek Sorunlar

Gebelikte Görülebilecek Sorunlar

Gebelik kabusları… Hepimiz problemsiz bir gebelik geçirmeyi isteriz, ama bazen işler bizim istediğimiz şekilde gelişmez, gebeliğimiz sorunlu bir hal alır. Dış gebelik, mol gebelik, preeklempsi, eklempsi, plasenta previa, plasenta abrutio… Problemli gelişen gebeliklerle iligili herşeyi, teşhislerini, tedavi yöntemlerini Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Başkanı Sayın Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu’na sorduk.

ikiz-çoğul-bebek-fatih-durmuşoğlu-ikizanneleri

 

 

İkizanneleriyiz.biz: Merhaba önce sizi tanıyalım…

F. Durmuşoğlu: İsmim Fatih Durmuşoğlu. 1958 Ankara doğumluyum. Doktor bir aileden geliyorum. Annem dahiliye mütehassısı, babam da kadın doğum mütehassıydı. 1989’da A.B.D.’de gördüğüm Tüp Bebek Üreme Endokrin Infertilite üzerine 2.5 senelik bir program sonrasında Marmara Üniversitesi Tıp Fafültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’nda çalışmaya başladım. Şu anda Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Başkanı olarak görevimi sürdürmekteyim. Ayrıca Marmara Üniversitesi Hastanesi Etik Kurulu Başkanıyım. Yine Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı Academic Hospital’in Yönetim Kurulu Üyesiyim. İlgi alanım Kadın Doğum’un bir alt branşı olan Üreme Endokrini ve Infertilite’dir. Türkçe söylemiyle; tüp bebek, menopoz, endoskopik cerrahi gibi konuları içeren kadın doğumun alt branşıdır. Yani kadın ve hormon dünyasını içeren herşeyden bahsediyoruz.

İkizanneleriyiz.biz:  Şimdi gelelim gebelikle ilgili sorunlara… Sorunlar yaşanmaya ilk olarak ne zaman başlanır?

F. Durmuşoğlu: Gebelik ve komplikasyonlar konusu oldukça geniş kapsamlıdır. Bununla ilgili 4 günlük bir kongre bile yapılabilir. Gebelikte yaşanan sorunlara en sık gebeliğin ilk 3 ayında rastlanır. İlk 3 ay atlatıldığında biraz daha rahatlama yaşanır. Tanıda yanılmaların, gebelikte komplikasyonların en yoğun yaşandığı zaman ilk 3 aydır. Direkt bebeği kaybetmeye yönelik problemlerin de çok yoğun olduğu bir dönemdir bu dönem. Biz zaten gebeliği üç trimestere ayırırız. 1. üç ay, 2. üç ay ve 3. üç ay olarak. Her üç aylık dönemin de esasen kendine has problemleri vardır. Gebelik açısından tanı ve tedavi yöntemlerinin en kısıtlı olduğu dönem ilk 3 aylık dönemdir. Gebelik teşhisinin kolay olabileceği gibi zor olduğu durumlar da vardır. Adeti geciktikten sonra her kadın farklı olarak hekime hamilelik şüphesiyle gidebilir. Ancak adet gecikir gecikmez yapılan muayenelerde ultrason aleti yeterli değildir. Gebelik var mı yok mu bu şekilde anlamanız mümkün değildir. Kandaki Beta HCG tetkikleriyle anlamaya çalışırsınız.

DÜŞÜK TEHDİDİ

İkizanneleriyiz.biz:  Peki Beta HCG hormonunun gebelikte yükseldiğini biliyoruz. Bir problem olup olmadığı bu yolla anlaşılabilir mi?

F. Durmuşoğlu: Hem normal gebelikte hem de dış gebelikte Beta HCG hormonu yükselir. Yükselme şeklinde bazen işaretler verebilir. Ama vermeyebilir de. Bu nedenle hekimin 5-6 hafta içerisinde keseyi kavite içersine görmesi önemlidir. 7. haftadan itibaren kalp atımlarını duymamız bizi çok rahatlatır. En azından bu bir rahim içi gebeliktir. Dış gebelik değildir. Ondan sonra artık yavaş yavaş büyüme izlenir. İlk 3 ay içeriside kalp atımının duyulmasına rağmen bu sefer düşük riskleri olabilir. Kaybetmelerin en çok yaşandığı dönemdir bu. Birçok kadın doğumcu düşük için herhangi bir tedaviye de girmez, zaten bir tedavi yöntemi de yoktur. Çünkü bu kadın vücudunun doğal savunma mekanizmasıdır. Bozuk olan embriyoyu vücut bir şekilde tanır ve atmaya uğraşır.

İkizanneleriyiz.biz:  Peki kanamaların şiddetine göre düşük tehdidinin güçlülüğünden bahsedilebilir mi?

F. Durmuşoğlu: Kanamaların her türü bizim için düşük tehdididir. Rengi açık veya koyu, parçanın gelip gelmemesi gibi her tür kanama düşük tehdidine işaret eder. Hastanın yakın takibe alınıp kontrol edilmesi gereklidir.

İkizanneleriyiz.biz:  Yani ilk üç aylık kanamalar düşük tehdididir ve yapılacak pek fazla birşey yoktur…

F. Durmuşoğlu: Evet, hatta hocalarımız derlerdi ki “eğer ilk üç ayda anne adaylarının bir kısmı düşük yapmasa yeryüzü sakat bebekten geçilmezdi”. Hakikaten öyle; düşük, vücudun savunma mekanizmasıdır. Problemli olan bebeği vücut atmaya çalışır. İnsanların büyük bir çoğunluğunun normal olarak doğmasının altında, vücudun uyguladığı filtre ve seleksiyon mekanizmlarının iyi çalışması yatmaktadır. İlk üç ay içerisinde nedeni anlaşılamayan düşüklerin %80’inin kromozom anomalilerine bağlı olduğu düşünülmektedir.

DIŞ GEBELİK

İkizanneleriyiz.biz:  Bir de dış gebelik sorunu var. Az önce dediniz ki her tür gebelikte Beta HCG hormonu yükselir. Peki dış gebelik olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?

F. Durmuşoğlu: Beta HCG hormonu farklı artışlar gösterir, ki bu bizi dış gebeliği düşünmeye sevk eder. Kasıkta şiddetli ağrılar olur. Fakat normal gebelikte de kasıkta hafif ağrılar olabilir, ilk gebeliklerden bahsediyorum. İkinci gebeliklerde kasık ağrıları görülmez. Dış gebelikte, sağ veya sol kasığa lokalize devamlı bir ağrı şikayeti vardır hastanın. Beta HCG 48 saat aralıklarla tekrarlandığında, normal gebelikteki artışlarını göstermez. Normal gebeliklerde ise, hormon seviyesi 2şer kat artarak gider. Ama dış gebelikte bunu görmeyebilirsiniz. İyi bir ultrason aletiyle muayenede kasıkta büyüyen kitle de tespit edilebilir. Yanlış yerde büyüdüğünü görebilirsiniz. Beta HCG’nin yükselmesine rağmen rahmin içerisinde hiçbir şey görmezsiniz, bu da önemli bir bulgudur. Bu son durum, hekimi dış gebeliğe yönelten en önemli hususlardan bir tanesidir.

İkizanneleriyiz.biz:  Dış gebeliği tespit ettiniz. Ne yaparsınız bu durumda?

F. Durmuşoğlu: Ektopik gebeliği, yani dış gebeliği tespit ettiğimiz anda öncelikli olarak acil bir cerrahi girişim gerekli mi değil mi buna karar veririz. Bizim asistanlığımız yıllarında hastalar hemen ameliyathaneye indirilirdi. Şimdi bir takım değişik yöntemler var. İç kanama yoksa, çatlamamışsa, büyüme göstermiyorsa, yapılan birçok araştırmalarda dış gebeliğin kendi kendine vücut tarafından temizlenebildiği ispatlanmıştır. Acil şartlar oluşmadığı takdirde, beklenilerek, vücut dış gebeliği kendi kendine temizleyebilmektedir. İç kanama yok, hafif bir ağrı var, o halde beklenebilir. Acil ve gereksiz yapılan müdaheleler dış gebeliğin oluştuğu tüpün iptaliyle veya ağır hasar görmesiyle sonuçlanabilir. Bir sonraki gebeliklerde dış gebelik tekrarlayabilir, ya da o tüp artık kullanılmaz hale gelebilir. Medikal bir tedavi de uygulanabilir. Ama baktınız tübün içinde serbest sıvı, yani kan toplanmaya başladı. O zaman endoskopik cerrahi yöntemiyle gereğini yapmak lazım. Laparaskopi yöntemiyle hastayı ameliyata alırız biz. Bazen bu yeterli olmaz, tamamen açmak gerekir ve 2 ila 4 litre arasında kan boşalttığınız dış gebelikler de olabilir. Şunu belirtmek lazım, tıbbın her branşında olduğu gibi kadın hastalıkları ve doğum branşında ambulansın çağrılmasının gerektiği acil durumlar vardır. İç kanamaların yaşandığı dış gebelik vakası bizim acilimizdir, hastanın kaybıyla sonuçlanabilecek ciddi bir durumdur.

MOL GEBELİK

İkizanneleriyiz.biz:  Anormal gebelik deyince akla birde Mol Gebelik geliyor…

F. Durmuşoğlu: Mol gebelik bir kromozomal anomali nedeniyle oluşur. Yani sperm ve yumurtanın düzgün bir şekilde birleşmemesinden dolayı oluşan, ortada embriyonun görülmediği ama plasenta dokusunun hızlı bir şekilde geliştiği, tahlil yaptığınızda gebelik bulgularına ulaşılan bir gebelik türüdür. Gebelik gibi başlar, ancak ilerleyen zamanda Beta HCG hormonu aşırı yükselir, bununla birlikte ortada bebeğe ait hiçbir emare yoktur. Rahmin içersini üzüm salkımı şeklinde dolduran parçalar mevcuttur. Değişik görüntüler veren bir ultrason imajı vardır. Hemen boşaltılması gereklidir, kanamalı bir prosestir. Standart kürtajdan biraz daha zor bir işlemdir mol gebeliğinin boşaltılması. Rahimde büyümeye yola açabilecek çok büyük boyutlara da ulaşabilir bu parçalar. Doktora gidip muayene olmayan kadın kendini hakikaten hamile sanabilir. Ani kanamalarla işaret verir. O hidrofik yapıların zaman zaman düşük şeklinde atılması ve kanamalar hastayı doktora sevk edebilir. Doktor muayeneleri sonucu, bunun sağlıklı bir gebelik olmayıp mol gebeliği olduğu sonucuna ulaşılabilir. En basit tedavi rahmi boşaltmaktır. Histeroskopi ya da vakum kurtajla rahim boşaltılabilir. Şu anda kullanılan optik yöntemler de var. Bundan sonra Beta HCG hormonunu kontrol edersiniz. Mol boşaltımı sonrası bu hormonun düştüğü tespit edilir. Düşme olmaz, yükselme olursa tekrar bir kavite kontrolü, tekrar rahmin içinin kazınması gerekliliği lazımdır. Tekrar bir kürtaj yapma ihtiyacı olabilir. Rahmin içini boş bulmanıza rağmen Beta HCG’nin yükseldiğini izliyorsanız bunun için de bir takım ilaç tedavileri söz konusudur. Hatta bazı kötü cinslerinde rahmi almaya kadar gidebilirsiniz.

İkizanneleriyiz.biz:  Mol gebeliğin kansere çevirme ihtimali doğru mudur yani?

F. Durmuşoğlu: Mol gebeliğin, koriyokarsinoma, invaziv mol gibi değişik tipleri vardır. Yani bunun kanser gibi olanları evet vardır. Bir kadın doğum ekibi, elindeki ultrason bulgularından, hastadaki klinik belirtilerden mol gebeliğin cinsini anlar. Ama şunu iyi bilmek lazımdır ki her mol kanser değildir. Her mol hastanın hayatını tehdit etmez. Çok iyi bir şekilde kemoterapik ajanlara cevap verir. Diğer kanser türlerine göre bile çok iyi cevap alırsınız. İyi bir ilaç tedavisiyle, diğer kanser türlerinde sağlayamadığınız başarıyı trofoblastik dokunun yarattığı kanserlerde sağlayabilirsiniz.

İkizanneleriyiz.biz: Dış gebelik ve mol gebeliğin haricinde anormal gebelik türleri var mı?

F. Durmuşoğlu: Aslına bakarsanız anormal gebelik türlerinin arasında biz çoğul gebelikleri de sayıyoruz. Beşizler, altızlar, yedizler gibi hesapsız olarak yapılan tüp bebek tedavilerinin sonuçları da aslında biz kadın doğum hekimleri için anoral gebelik türleri arasındadır. Bunlar da patolojik gebeliktir. Tıbbi konuşuyorsak, ikiz gebelik bile patolojik gebeliktir. İnsan vücudu normalde tekiz gebelik üzerine yaratılmıştır. İkiz ve üzerindekiler patolojik gebeliktir. Fetus sayısı arttıkça paralel olarak komplikasyonlar da artar. O nedenle dikkatli takip gerektirir.

PREEKLEMPSİ, EKLEMPSİ

İkizanneleriyiz.biz:  Bu saydığınız tüm anormal gebelik türleri ilk üç ayda tespit edilip sonlandırılabiliyor. 2. üç aylık dönemde rastlanılabilecek anomaliler nelerdir?

F. Durmuşoğlu: İkinci 3 aylık periyodda bu tip kromozom anomalilerine bağlı düşükleri, kayıpları görmezsiniz. Balayı olarak adlandırabileceğimiz en rahat aylardır. Burada bazen rahim ağzı yetersizliğine bağlı geç düşükler olabilir. Ama bu durum ilk üç aydakiler kadar sık değildir. 2. üç ayın sonunda preeklempsi, eklempsi dediğimiz sorunlar ortaya çıkabilir. Gebelik zehirlenmesi ortaya çıkabilir. Bunlar tansiyon yükselmesiyle ortaya çıkan problemlerdir. Gestasyonel diyabet başta ortaya çıkar, tespit edilip tedavi edilmezse bu dönemlere kadar gelebilir. Preeklempsi ve eklempsi ise apayrıdır. Tansiyon yükselmelerine bağlı olarak 2. üç ayda veya son üç ayın başlangıcında belirir.

İkizanneleriyiz.biz:  Nedir preeklempsi, eklempsi?

F. Durmuşoğlu: Hipertansiyon, idrarda protein çıkması, vücutta ödemle seyreden ve bebeğin gelişmesinde geriliğe neden olabilen, hatta bebeğin anne karnında tamamen kaybına bile neden olabilen bir hastalıktır. Tam olarak neyin sebep olduğu net olarak belli değildir aslında. Ama çok aşırı kilo alma, evvelden hipertansiyon hastası olup üzerine gebe kalma bu hastalığı tetikleyebilir. Çok aşırı kilo alınması en önemli nedendir. Bu hastalık erken doğuma sebebiyet verebilir. En iyi ilaçlarla bile tedavi edemeyip gebeliği sonlandırmak zorunda kalabilirsiniz. En büyük sakıncası nedir derseniz, erken doğuma neden olmak diyebiliriz. Biz bu nedenle preeklempsi ve eklempsiden korkarız. Bebeğin ölümüne veya bir takım sekellerle hayatını devam ettirmesine sebep olabilir. Hipertansiyon sonucu annede beyin ve karaciğer hasarları, yani nörolojik ve dahili hasarlar meydana gelebilir. Anne bile kaybedilebilir.

İkizanneleriyiz.biz:  Preeklempsi ve eklempsiye yakalanmamanın bir yolu var mıdır?

F. Durmuşoğlu: İyi takip edilen bir hamilelikte bunu engelleyemezsiniz ama erken teşhis edebilirsiniz. Gebe sıkı kontrole alınmalı, tansiyon ve kilo takibi sıklıkla yapılmalıdır. En azından her üç ayda bir bu tetkiklerin yapılması gereklidir. Erken tanı ve tedbirlerle gebeliğin tehlikeli bir hale gelmesi engellenebilir. 

PLASENTA PROBLEMLERİ

İkizanneleriyiz.biz:  Gebeliğin son aylarında oluşabilecek problemler var mıdır?

F. Durmuşoğlu: Gebeliğin son aylarında da görülebilecek problemler plasenta problemleri olabilir. Çocuğun eşinin yani plasentanın önde gelmesi, erken ayrılması gibi problemler görülebilir. Çoğul gebelik demek bu problemlerin artması demektir. Erken doğum riski bir kere tekiz gebeliğe göre birkaç misli fazladır. Sezaryen riski yüksektir. Normal doğum şansı düşüktür. Sezaryene ait komlikasyonlar gündeme gelir. Çocuklar düşük kiloda doğabilir.

İkizanneleriyiz.biz:  Bebeğin eşinin önde gelmesi problemi nedir?

F. Durmuşoğlu: Bu plasenta previa dediğimiz hadisedir. Direkt sezeryana sevk edebilir. Doğum sancıları başladıktan sonra ani kanamayla kendini belli eder ve ilk teşhis o zaman konur. Bizim ülkemizde gebelik boyunca çok fazla ultrason yapmaktayız. Batıda ise tam tersi ultrason kısıtlanmıştır. Bu açıdan çok sık ultrasonlarla hekim plasenta previayı önceden anlar. Hasta takipsiz bir hastaysa, doğum zamanı yaklaştığında çok ciddi problemlerle karşılaşabilirsiniz. En belli başlı belirtisi, daha önce söylediğim gibi kanamadır. Tedbir alınmazsa bebek kaybedilebilir. Normal açılma kanaması dışında abondan, aşırı bir sancı ve kanama ile hasta size başvurursa plasenta previa olduğu düşünülür. Doğumu tamamen engelleyen şekli de olabilir.

İkizanneleriyiz.biz:  Ben kendi başıma geleni sormak istiyorum. 4. ayıma kadar ikiz gebeliğim çok rahat ilerlemişti. Ancak dördüncü ayımdan itibaren kanamaya başladım ve ondan sonra sürekli yattım. Ultrason mıuayenesinde bebeklerden birinin plasentasının ucunda hafif bir açılma olduğunu gözlemlemişti doktorum…

F. Durmuşoğlu: İşte bu bir çeşit previa vakasıdır, ancak çok hafifidir. Sağlıklı plasenta yerleşimi rahmin ağzında değil, tam ters taraftadır. Fundus dediğimiz rahmin tavanına ya da arka tavanına yerleşmiştir. Ama plasenta rahmin ağzına doğru uzanıyorsa, ki bunun çeşitli şekilleri vardır, marjinal deriz, parsiyel deriz veya tamamen kapayan şekli deriz, serviks ağzına yaklaşmasına göre bir takım problemler çıkartır. Ki çok yaklaştığı zaman ciddi olarak doğumu engelleyebilir. Parsiyel, marjinal olan şekillerde o kenarda bir abrutio, yani ayrılma olursa minimal kanama şikayetiyle kendini belli eder. Ama diğer kısmı yapışık olduğu için bebeğin rahimde idamesi sağlanabilir. Bu durum hastanın, sizde olduğu gibi ciddi boyutta istirahatini gerektirir. Hareketlerini kısıtlamayı gerektirir.

Sayın Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu’na verdiği değeri bilgilerden ötürü çok teşekkür ederiz.

UYARI! Bu röportajın bütün hakları www.ikizanneleriyiz.biz’e aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin tamamının ya da bir kısmının kopyalanması, içeriğinden alıntı yapılması yasaktır. Yasal işlemler için Yasal Uyarı’yı tıklayınız.

Hosting

Hakkında Ana Peri

Bir yorum

  1. Hocam benim eşim 20 haftasında ikiz lerden birinin suyu tamamen boşaldı beyaz küre değeri normal sınırda bundan sonra neler olabilir

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*