aloevera uyelik
Çarşamba , 18 Ekim 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Üçüzlerimin Ayrılışı

Bugün bebeğimin hayatımdan çıkışının 4.Yılı…

Bu sabah uyandığımda, içimde her yıl olduğu gibi bir hüzün vardı. Evet canım kızım, seni kaybedeli 4 yıl oldu. Oysa her şey ne güzeldi…

4 Yıllık bir evliliğim 3,5 yaşında bir kızım vardı. Tekrar anne olmayı istemiştim ve doktora gittiğimde üçüz hamile olduğumu öğrendiğimde çok şaşırmış ve bir o kadar da çok sevinmiştim. Eve geldiğimde bunu eşime söylediğim zaman oda aynı duyguları yaşadı. Zor ve sorunlu bir hamilelik geçirmiştim. 4. aydan sonra erken doğum tehditi altına girdim ve uyumak için sadece koltuğa yaslanmam gerekiyordu, kesinlikle uzanamıyordum. Ama bunlar bana hiç bir zaman ağır gelmedi.

Biz bir bebek isterken Allah bize üç tane birden vermişti, bu büyük bir mutluluktu bizim için. Doğum zamanı yaklaştıkça heyecanımız artıyordu ve tabi ki korkularımız da. Bebeklerimden birisinin gelişimi diğerlerine göre daha yavaştı. Daha sonra bebeklerimin üçünün de erkek olacağını öğrendik ama benim içimde hep bir tanesinin kız olacağı hissi vardı.

İlk kızım sezeryan ile dünyaya geldiğinden onun doğum anını görememiştim ve bu kez epidural istedim. Bebeklerimi doğdukları an görebilmek için. Üçüz doğumlarda çok zor gelinebilen 38. Haftaya kadar gelmiştim ve doğumun süpriz olmaması ve aynı zamanda ağrılarımın artmasından dolayı bir gün belirleyip ameliyat olmam gerekiyordu. Öyle güzel bir zamana denk gelmişti ki eşimin doğum günü 10 Hazirandı ve ben de ona verebileceğim en güzel hadiyeyi, yani bebeklerimizi o gün doğurmak istedim ve herşey hazırlandı.

O güne kadar pek bir hazırlık yapmadım, “ne zaman ne olacağını bilemeyiz” demişti doktorum. O gece rüyamda bebeklerimin doğduğunu gördüm. Doktor kucağında bir bebekle yanıma geldi ve “2 erkek, bir de kız bebeğiniz oldu” dedi. Çok sevindim ,fakat dokto’un kucağındaki bebek kımıldamıyor ve ağlamıyordu. Sebebini sorduğumda bana kızımın öldüğünü söyledi. Çok üzülmüştüm, uyandığımda bebeklerimin doğmamış olduğunu ve bunun sadece endişelerimden doğan bir rüya olduğunu anladım.

Hazırlandık ve hastahaneye gittik. Saat 9:15 de ilk erkek bebeğimi kucağıma aldım, bu o kadar güzel bir duyguydu ki kalp atışlarım hızlanmaya başladı. Anestezi uzmanı “sakinleşmezseniz sizi bayıltırım ve diğer bebeklerin doğumunu göremezsiniz” dedi. Sakinleştim ve 9:17 de ikinci erkek bebeğimi kucakladım ve 9:20 de üçüncü bebeğim olduğunda doktor şaşkınlıkla “bu kız Hanife hanım!” dedi. O kadar sevindim ki, “ben size hep biri kız dememiş miydim” diye şakalaştık. Bebeklerim temizlendikten sonra hemşirelere, akşamdan küçük kartlarda babamıza yazdığım notların her birini ayrı bebeğin kundağına koymalarını söyleyerek babalarıyla ilk buluşmalarına gönderdim.

O an hep Allah’a dua ettim bana sağlıklı evlatlar nasip ettiği için. Yaklaşık 45 dk sonra odama gittiğimde bebeğimin ikisi yataklarında uyuyordu ama bir tanesi yoktu. Hemen sordum, doktor bana biraz solunum yetmezliği olduğunu 1 saat kadar küvezde tutacaklarını söyledi. Çok korktum acaba rüya mı tekrardan ve gerçek olarak yaşıyor muyum diye, fakat 1 saat sonra bebeğimi yanıma verdiler. İşte o an dünyalar benim olmuştu. Fakat kızımda bir sorun vardı, bir türlü ememiyordu ve nefes alışı hala zordu. Onu yanımda bir oksijen çadırına koydular, kaşıkla sütünü içiriyorduk. Canım bebeğim açtı ve ağlıyordu, kaşıkla beslenemiyordu, zorla biraz besledik ve uyudu. Diğer iki oğlumun sağlık durumları çok iyiydi. 2 kilo 230 ve 2 kilo 270 gram olarak doğmuşlardı. Kızım ise 1 kilo 560 gramdı. Akşam olunca kızımın nefes alması tekrar zorlaştı ve odamıza küvez getirip kızımı içine yatırdılar. Onu yoğun bakıma göndermek istemiyordum. Giderse rüyamda olduğu gibi onu kaybetmekten korkuyordum. Sabah doktor geldi ve bebeğin akciğer filminin çekilmesi gerektiğini ve bir süre yoğun bakımda kalmasının şart olduğunu söyledi. Yanımda kameram vardı ve tıpkı doğumu çektirdiğim gibi bebeğimin her dakikasını çekmelerini istiyordum. Görümceme rüyamı anlattım ve “bebeğimi çek, belki de onu bir daha göremem” dedim. Bana sıkıntıdan öyle bir rüya gördüğümü, kızımın sağlıklı olacağını söyledi ama kalbim sıkışıyordu ve içim hiçde rahat değildi. Saat 1 de beni taburcu ettiler bebeğimi de ambulansla tıp fakültesine gönderdiler. Eşim kızımın peşinden gitti, ben de oğullarımla evimize gidiyordum. Yolda abime yalvarıyordum. “Ne olur biz de fakülteye gidelim kızımı görmek istiyorum” diye fakat diğer iki bebeğimin hayatını tehlikeye sokmamak için götürmediler. Abim “iyi olacak ve göreceksin kızını” dedi.

Eve geldikten 2 saat sonra 15:30 civarı eşim aradı ve durumunun kötü olduğunu herşeye hazırlıklı olmamı söyledi. Konuşamadım telefonu kapatıp ağlamaya başladım. 1 dakika sonra eşim tekrar aradı ve kızımı kaybettiğimizi söyledi. Fakülteye varmadan yolda kalbi durmuş bebeğimin! Eşim ilk aradığında söyleyememiş. “Kızımızı aldım, geliyorum” dedi. O an şok geçirmişim hatırlamıyorum, kendime geldiğimde odadan herkesi çıkarıp bebeklerimle, eşim gelene kadar yanlız kaldığımı ve ağladığımı biliyorum. İnanamıyordum, 8 ay hasretle beklemiş ve sadece 1 gün görebilmiştim. Eşyalarına sarılıp saatlerce ağlamış ama kalbimdeki acıyı hafifletememiştim.

Eşim kızımı getirdiğinde benden kaçırıp salona yatırdılar. Sadece kızımın orada olduğunu ve odada çalışan klima sesini duyuyordum. Bana göstermek istemediler. Gece herkes uyuduğunda kızımın yanına gittim yüzünü açtım ve saatlerce onu kucağımda öptüm, kokladım ve konuştum onunla. Sabah eşim “sakinleş ve kızımıza veda et” dedi. Benim odaya girdiğimi kimse bilmiyordu, kızımın yanına tekrar girdim ve eşimle beraber orda bir müddet kaldık. Daha sonra kızımı kucakladım ve yıkamak için banyoya götürdüm, hoca hanımla beraber yıkayıp, kefenledik. Bu öyle birşeydiki ağlamak istiyordum, ağlayamıyor ve konuşamıyordum. Daha sonra kızımı son defa kucağıma aldım ve eşime götürüp defnetmesi için verdim. İçimden onu vermek gelmiyordu, öldüğüne inanamıyordum. Onu alıp kaçırmak istiyordum ama yapamadım ve bu kızımı son kucaklayışım oldu. Öyle üzgündüm ki hiç birşeyden haberi olmayan gayet sağlıklı yataklarında uyuyan oğullarımı düşünemiyordum bile. Akşam üstü bebeğimin mezarına gittim ve ondan sonraki günlerde kaç kez kaçıp bebeğimin yanına gittiğimi ve beni hep orda arayıp bulduklarını hatırlamıyorum.

Oysa herşey ne güzel başlamıştı, güzel bir hamilelik, rahat bir doğum geçirmiştim. Kızımın kıyafetlerini hala saklıyorum, özellikle ölüm yıldönümlerinde onları koklayarak hasret gidermeye çalışıyorum. Oğullarım her yeni şey öğrendiklerinde, kızım yaşasaydı o da öğrenirdi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Tek tesellim oğullarımın yaşaması, bir yere kadar teselli etsede, bebeklerimin hepsinin yaşamasını gönülden isterdim. Allah kimsenin kucağını boş bırakmasın.

Nida kızım, küçük bebeğim, annen seni hiç unutmayacak. Sen hep benimlesin kızım. Seni o kadar çok özlüyorum ki kimse yerini dolduramıyor. Cennet kuşum, seni çok seviyorum. Sen benim ulaşamadığım tek tutkumsun bir tanem.
Hanife Dingil

Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*