aloevera uyelik
Cumartesi , 23 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Mısra Çelikler – Sabırsız Prenslerim

SABIRSIZ PRENSLERİM



Planlamadığımız bir zamanda, üstelik kendime hiç iyi bakmadığım bir dönemde hamile kalıp doktoruma gittiğim zaman eşim ve ben bu bebekle ilgili henüz ne yapacağımıza karar verebilmiş değildik. Ben 29 eşim 31 yaşındaydı, 3 senelik mutlu bir evliliğimiz vardı ancak bebek için henüz erken olduğunu düşünüyorduk.


Muayene olmadan evvel doktoruma bu dönemde çok düzensiz beslendiğimi, çok sigara içtiğimi, işim yüzünden çok yorucu ve stresli bir dönem geçirdiğimi, dolayısı ile de bebeğin çok sağlıklı olamayacağımı düşündüğümü söyledim. Eşim geciktiği için muayene odasına onsuz geçtik.


Ultrasonda muayene başladıktan birkaç saniye sonra doktorum 6 haftalık ikiz bebek beklediğimi söylediğinde ağzımdan ilk çıkan cümle “ben 1 taneyi bile düşünmüyordum ki” oldu.. Bana bebeklerimizin kalp atışlarını dinletti ve şu an için gayet sağlıklı olduklarını söyledi. Ancak ilk 4 ay “Kaybolan ikiz sendromu” diye bir olasılığın olabileceğini ve bununda her çoğul gebelikte olan bir risk olduğunu belirtti.


Doktorun yanından çıktığımda eşim yeni gelmişti. Ona durumu anlattım. Çok fazla konuşmadan kararımızı vermiştik. Bu bebekler bizim kısmetimizdi çünkü ailemizde hiç ikiz yoktu. Hemen aile büyüklerimize haber verdik.


Her anlamda çok rahat bir hamilelik geçirdim. Bütün kontrollerim ve testlerim çok normaldi. İkiz bebek (çift yumurta) hamileliği olmasına rağmen ne bir bulantı, ne bir ağrı, ne bir yorgunluk hali.. Karnımın şişliğinin yarattığı hareket kısıtlaması dışında hiçbir sıkıntı yoktu. (Çok şükür ona da sıkıntı diyemeyiz aslında). Bütün hazırlıklarımızı 7. aya bırakmıştık. Çok keyifli bir hamilelik süreci geçiriyordum. İki erkek bebeğimiz olacaktı. İsimlerini daha cinsiyetlerini öğrendiğimiz gün koyduk: Can Çelikler & Cem Çelikler.


Hamileliğimin 6. ayı dolmak üzereyken 1 haftalığına yazlığa gitmeye karar verdik. Bir Cuma günü doktorumuza gidip herşeyin gayet normal olduğunu öğrendikten sonra Tekirdağ’a yazlığımıza doğru yola çıktık. Dönünce de hazırlıklara başlayacaktık çünkü artık 28. haftanın sonuna geliyorduk.


Eşim işi dolayısıyla Pazar günü döndü, ben ve halam kaldık. Salı günü akşamüstü iç çamaşırımda çok açık pembe bir leke farkettim. Hemen doktorumu aradım. Bana karnımın zaman zaman sertleşip sertleşmediğini sordu. Bende “ evet , sanki bebek içeriden itiyor gibi oluyor, sonra birden gevşiyor” dedim. “Seni görmem lazım” dedi. Hemen eşimi aradım, gece 23:00 sularında gelip beni aldılar. İçimden hala kötü birşey geçmiyordu, ertesi gün muayenemi olup yatak istirahatine geçeceğimi düşünüyordum. Meğerse doktorum eşime gece kaç olursa olsun bir muayeneden geçmemin iyi olacağını, hastanede asistanını ayarladığını ve oraya gitmemiz gerektiğini söylemiş. İstanbul’a geldiğimiz zaman eşim bana “şimdi gidip bir muayene olalım da gece rahat uyuyalım” dedi. Doğumu Acıbadem Bakırköy hastanesinde yapmayı düşünüyorduk ancak doktorumuz Prof. Dr. Cemil Akgül Çapa Hastanesindeydi. Gece 01:00 gibi hastanedeydik. Asistanı Ebru Hanım beni muayne edip birşey söylemeden gitti. Geri döndüğünde bana “Hocamla konuştum, sizi yatırmak zorundayız, erken doğum gerçekleşecek, rahim ağzınız 5 cm açık, 10 cm de zaten doğum oluyor, 2-3 cm olsa dikiliyor ancak sizinki epey ilerlemiş” dedi. Annem yanımdaydı, eşime haber vermeye gitti. O saatten sabaha kadar korkuyla ağladım, Bebeklerim daha 1 kilo civarındaydı, çok küçüklerdi, ikisini de kaybedeceğimi düşünüyordum. Hamileliğin 7. ayının sonunda 12 saat arayla 2 doz yapılan Seleston diye bir iğne varmış. Bebeklerin akciğer gelişimini hızlandıran ve destekleyen bir ilaçmış. Gece acil iğne yapıldı. Etkisi 12 saat sonra başlıyormuş.


Sabaha kadar gözüme uyku girmedi, çok kanamam vardı, karnımda bebeklerimin kalp atışlarını dinleyen bir alet takılmıştı. Sabah doktorum gelince rahim ağzının 7,5cm açık olduğunu söyledi. Acil Acıbadem Bakırköy Hastanesine nakledildim. Hiç kımıldamadan yatmam gerekiyordu. Tuvalete bile kalkamıyordum. Ayağa kalkarsam 10 dk. İçinde doğurabileceğimi söylediler. Her gün hatta her saat bizim için kardı. Aradan 2 gün geçince doktorumuz seleston iğnelerinin etkisinin çok iyi olacağını içimizin bir parça daha rahat olabileceğini söyledi. Bebeklerden birinin kafası rahim yoluna hafiften girmişti bu yüzden normal doğuma karar verdik. Aylarca sezeryana hazırlanıp son dakikada normal doğuma dönmek beni korkutmaktan çok mutlu etmişti. Ara ara yoğun kanamalarla geçen 5 günden sonra 09 Temmuz 2006 akşamüstü çok hafif sancılar başladı. Hemşireye acaba gaz mı nedir derken beni doğumhaneye götürdüler.



Bebeklerimiz 29 haftalıkken doğum hazırlıkları başladı, tam sancılarım artıyor derken saat 15:05’de Can bebeğimiz doğdu, kedi miyavlaması gibi bir ses çıkardı, küçücüktü, mosmordu, 1.120 gr, 34 cm di. Genel durumu iyi gözüküyordu. Onu hemen yoğun bakıma götürdüler. İkinci bebeğin rahim yoluna girmesini bekliyorduk. Birden ultrasonda minicik bir ayak gözüktü. Ters geliyordu. Gözümü kapayıp var gücümle ıkınmaya başladım. Saat 15:25 Cem doğdu. 1.105 gr, 35 cm. Hemen nefes alamadı, onu yan masaya aldılar ve müdahale ettiler. Birkaç saniye sonra çok yorgun bir ses çıkardı. Doktoru hemen onu da yoğun bakıma götürdü. Doğumdan hemen sonra eşime bir dosya verdiler. Bu bizim bebeklerimiz gibi ileri derecede prematüre bebeklerin yakalanabileceği riskli hastalıklar yazıyordu. Yaklaşık 13-14 tane olasılık vardı. Beyin kanamasından, enfeksiyona, körlüğe, onları tedavi etmek amacıyla vücutlarına sokulan kablolardan kapılabilecek enfeksiyonlara kadar bir sürü kötü olasılık, ve ne yazık ki yakalanma oranları da çok yüksekti. Eşim ve ağabeyim yaklaşık yarım saat sonra bebeklerimizin yanına girdi. Beni sokmadılar çünkü çok kanamam olmuştu ve henüz ayağa kalkamamıştım, üstelik elimde hala serum yolu açıktı ve buda enfeksiyon riski demekti. Onlara kameramı verdim ve çekmelerini istedim. Geri döndüklerinde yüzleri bembeyazdı, meğerse çıkalı 15 dk olmuş ancak ben üzülmeyeyim diye kamera görüntülerini silmeye çalışmışlar, ancak becerememişler. İlk gördüğüm anda içim çok acıdı. Her tarafları kablo doluydu, çok küçüklerdi, çok yorgunlardı, özellikle Cem’ in ters geldiği için bacakları mosmordu. Bu kadar küçük canlarıyla nelerle uğraşıyorlardı.


  Cem


 Can


1 saat sonra yanlarına gidebildim. O kadar minik, o kadar güzellerdi ki. (aslına bakarsanız çok çirkinlerdi ama doğal olarak bize güzel geliyordu). Ancak parmak ucuyla okşanabiliyorlardı. Alt bacaklarının kalınlığı neredeyse işaret parmağım kadardı. İkisi de oksijen desteği alıyordu. Şimdilik görünürde bunun dışında hiçbir problem yoktu. Günler günleri kovaladı, hergün onları görmeye gittik, sırayla testlere giriyorlardı, hepsi normal çıkıyordu çok şükür. Ama o sonuçları beklemek bir kahırdı. Hemşire ablaları birer melekti, oğullarımıza gözleri gibi bakıyordu, milyonlarca sorumuzu ki yarısı herhalde saçma sapandır, büyük bir sabırla cevaplıyorlardı, her kilo alışlarında her iyi haberde bizim kadar seviniyorlardı. Doğduklarından yaklaşık 20 gün sonra 2. göz muayneleri oldu. İlk korkutucu haberi o zaman aldık. Cem’de premetüre retinopati (ROP) vardı. Hemen 2 gözünden de lazer olması gerekiyordu, 1-2 günlük gecikme bile kalıcı körlüğe sebep olabilirdi. Ertesi sabah miniğimizi küvezle Cerrahpaşa’ya götürdük. Orada çok başarılı bir operasyon geçirdi. Bu da bizim nazar boncuğumuz oldu.


1,5 ay sonra evimize çıktık. Arada bir yemek yerken veya uyurken nefes almayı unutuyor ve tıkanıyorlardı. Yemek yerken apne gelirse ayağını hafifçe sıkıyorduk ve açılıyordu, geceleri için ise Babysense diye bir alet aldık. Yatak şiltelerinin altına koyulan bu plaka eğer bebeğinizin nefesi 20 sn boyunca durursa veya kalp atışı yavaşlarsa alarm çalıyor. 3 ay boyunca belirli aralıklarla bu alarmlarla sıçrayarak kalktık.


8 ay boyunca her yemek saatini, ilacını, tuvaletini kayıt ettik. Her ikisinin de yoğun reflüsü vardı. İştahsız değillerdi ancak bu kusmalar çok sık oluyordu. Yoğun bir sene geçirdik ancak her güzel gelişme bizim için büyük bir mutluluk ve gurur oluyordu.



Biz elimizden gelen herşeyi, mümkünse gelmeyeni de yapmaya çalıştık ve çalışıyoruz da. Şimdi 13 aylık oldular ve çok şükür ki gayet sağlıklılar. Doktorumuzun söylediğine göre de daha şimdiden 13 aylık normal bebeklerin gelişimini yakaladık.


Mısra Çelikler
18.08.2007

Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*