aloevera uyelik
Çarşamba , 16 Ağustos 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

İlknur O.-Zor Bir Dönemdi

DOĞUM HİKAYEM



İşte bebeğim öldü karnımda ve bunu anlamadım, ancak kontrolde öğrendim. Zaten 6 ay önce de düşükle bir bebek kaybetmiştim. Ama artık anne olmak istiyorum ben… Tüm testlerim yapıldı. Tekrarlayan bebek kayıpları ile ilgili bir problem bulunmadı. Doktorum yardımcı tedavi yöntemlerini denememi söyledi.


Geldim, Bahçeci Kliniği’nde Prof.Dr.Mustafa Bahçeci ile görüşüyorum. Çok yoğun programları, çok dolular, ama ben neredeyse yalvarıyorum, araya alınıyorum, benim tedavi programım başlıyor.


Endişeliyim, daha önceki olumsuz tecrübelerim korkutuyor beni. Neyse 10 yumurta toplandı, 10’u da döllendi, 5’i yerleştirildi. 12 gün bekliyoruz…, sonuç pozitif. Çok sevinçliyim, ama çok bulantım var, tansiyonum düşük, nabzım yüksek. Feci aşeriyorum. 3 ay boyunca her gün 2 kez kan sulandırıcı iğneler oluyorum.


İlk USG kontrolünde bebeklerimin kalp atışlarını görüyorum ve redüksiyon yapılması gerekiyor. Bir daha böyle bir acı yaşamak istemiyorum L Amniosentez sonuçları normal, birinin kız olduğunu biliyorduk, diğerini görememiştik, o da kızmışJ Prenseslerim geliyor…


20. hafta kontrolümde herşey normal. İkisi eşit büyüyor. 22 haftalık kasılmalarım başlıyor. 29 Ekim’de hastaneye yatıyorum. Damardan Prepar veriliyor, limitte seyrediyor herşey, lütfen kaybetmeyeyim onları.


Prepar yetmedi, diğer koldan magnezyum takviyesi başladı. Günde 7 şişe serumla birlikte alıyorum ilaçları. Hareketsiz yattığım için akciğer ödemi oluyorum. Onun için ayrıca ilaçlar kullanıyorum. Hastanedeki odamın penceresinden görünen boş alana her gün 2 yavru köpek geliyor, onları seyredip, kızlarımı düşünüp avunmaya çalışıyorum.


28 haftayı geçtik, içim biraz daha rahat. Ama çok yoruldum. Hem fiziken hem ruhen. Annem yanımda hep bu süreçte…Eşim de akşamları geliyor. Onları kucağıma alabilecek miyim acaba, yoksa kayıp mı edeceğim…Yan odadaki üçüz hamile arkadaş başka hastaneye geçmişti. Haberi geldi, üçüzler doğmuş ve 3ünü de kaybetmişler, offf ya benim bebeklerim?


30 haftalık olduk ama bir garip hissediyorum, bu sancılar ve kasılmalar bu sefer durmayacak galiba. 2 gün geçtik 30 haftayı ve artık yapacak bir şey kalmadı, doğuma iniyorum. Eşim yok, haber de veremedik. Bugün 24 Aralık 1999, yılbaşını geçseydik bari… normal doğum tarihimize daha 8-10 hafta var.


Kapıda ağlıyorum, inşallah sağsalim doğarlar ve yaşarlar.


Uyanırken, bana “iyi misiniz” diyorlar. “Bebeklerim nasıl” demek istiyorum, ama sesim çıkmıyor.


Yukarı çıkıyorum, annem “bebekleri gördüm, ikinize de benziyorlar” diyor. Eşim geldi işte, sıkıca elimi tutuyor. “Endişelenme, iyi olacaklar” diyor. Saatleri bekliyorum, geçsin de doktor “tamam hayati tehlikeleri kalmadı” desin diye. Bebek yoğun bakım başhemşiresi geldi, beni bebeklere götürmek istiyor. Ben reddediyorum, onları görmek istemiyorum, ya kaybedersem, yüzlerini ömür boyu unutamam ki…Bana “onlar bir tek seni tanıyor, onlara dokunman ve konuşman gerek.Sen vazgeçersen onlardan, niye hayata tutunsunlar ki, hem sütünün gelmesi için temas etmeniz gerek” diyor. Aklım başıma geliyor, ben artık anneyim. Kendimi değil onları önce düşünmeliyim. Özel kıyafetleri giyip ellerimi yıkadıktan sonra içerdeyim. 2 kuvöz gösteriyorlar bana, “İşte” diyorlar “bebeklerin!”. Bunlar mı? Bu her tarafından kablolar, iğneler, aletler çıkan küçük şeyler mi? Biri 40 cm, 1320 gr, diğeri 42 cm, 1440 gr. Göğüsleri hızla inip çıkıyor, belli ki zor nefes alıyorlar… Allahım yüzlerini gösterdin, acılarını gösterme diye dualar ederek çıkıyorum yoğun bakımdan.


İşte sonunda eve gidiyoruz, 28 gündür hastanedeydi onlar, her gün 2 defa taze sağılmış sütler gittiJ Fazlası buzluğa konuldu, ben hergün onları ziyaret ettim, adım adım geçtiler tüm komplikasyon ihtimallerini ve hayata tutundular. Dün de kan verildi ikisie de yanakları pembe pembe J Biri 1500 gr olmuş, diğeri 1600 gr. Hemşirelerimiz giydirdi onları, uzaylıya benziyorlar J Ama olsun, ne olursa olsun bu zorlu dönemi mutlulukla geçtik. Sağ salim evimize gidiyoruz. Onlar için özel koşullarda bir oda hazırladık. Bazı sağlık problemleri var hala, ama halledeceğiz hepsini. Anladım ki acele etmemek gerekiyor.


O günün prematüreleri Lâl ve Pırıl 15/06/2007’de 2.sınıf karnelerini alıyorlar. Hem de sınıflarının en küçükleri oldukları halde gayet başarılılar…


Tüm bebek isteyen annelerin ve prematürelerin hikayelerinin ne kadar zor olursa olsun bizimkisi gibi mutlulukla sonuçlanmasını diliyorum…


İ.O.
7.5 yaşındaki Lâl ve Pırıl’ın annesi



Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*