aloevera uyelik
Cumartesi , 23 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Ecem ve Ecrin’in Doğum Hikayesi

Eşimle tanışmamız ve evliliğimiz çok ani oldu. İlk görüşmemizde bir elmanın iki yarısı olduğumuzu düsünüyorduk ve ikinci görüşmemizde evlenmeye karar verdik. Bir sene içerisinde söz, nişan derken 29 .10.2006 tarihinde evlendik.

Gerçekten bu kadar kısa sürede tanışıp evlenmemize rağmen birbirimizi çok seviyorduk. Evlenmeden önce en az bir sene çocuk düşünmüyordum. Çalışıyordum. Evlendikten sonrada aynı düşüncedeydim. Fakat birkaç ay sonra eşimle çocuk üzerine konuşmaya başladık. Ve erken olmasına rağmen oluruna bırakmaya karar verdik. Bir gün yine eşimle konuşurken eşim ikiz çocuklarının olmasını çok isteğini söyledi. Ben de “nerden çıktı bu düşünce” diye sordum. “İçimden geldi Allah inşallah bize ikiz çocuk nasip eder” dedi. Ben de gülmüştüm, çok zor bir ihtimal diye.

Ve evliliğimizin beşinci ayında hamile olduğumu öğrendim. Çok sevindik. Beklemeden doktora gittik. Doktor “evet hamilesiniz, üstelik ikiz” dediginde inanın şok oldum. Bu kadar çok şaşırmamın nedeni ikiz olması değildi aslında, o an aklıma gelen eşimle daha önceden yapmış olduğumuz konuşma idi. Eşim nasıl içten dilemişti ki Yüce Rabbim bize ikiz çocuklar nasip etti. Eşim ve benimle beraber bütün aile çok mutlu olmuştu ikiz olmasına. O gün heyecanım başlamıştı. Artık bir anne adayıydım. Çok farklı bir duyguydu bu.

Çalışmaya devam ediyordum. Hamilelik ilerledikçe benim de heyacanım artıyordu. İlk olarak iki tane kızım olacağını öğrendim. Daha sonra onların hareketlerini hissetmeye başladım. Hiç unutamıyorum iki tane miniğimin kıpırdanışlarını. Çok zor bir hamilelik dönemi geçirdim. Beşinci ayıma geldiğimde erken doğum tehlikesi geçirdim ve iki gün hastanede yattim. Doktorum artık çalışamıyacağımı ve o günden sonra hiçbir iş yapmamam gerektiğini sürekli dinlenmemi söyledi. “Erken doğum tehlikesi sürüyor” dedi. İşi bıraktım ve evde dinlenmeye başladım. Çok ilaç kullanıyordum erken doğum olmaması için ve bu ilaçlar beni çok sarsıyordu. Altıncı ayın sonuna doğru çok kilo almaya başladım. Dokuz aylık gibi olmuştum. Haftada iki gün kontrollere gidiyor nst ye bağlanıyordum.

Yedinci aya girdiğimde 32. haftada bir akşam sancılandım. Bunun normal bir sancı olmadığını anladım ve hemen eşime haber verdim. Hemen hazırlanıp çıktık. Doktorumun olduğu sigorta hastanesine gittik. Doktorum yoktu, şehir dışında konferansa gitmişti. Başka bir doktora muayene olduktan sonra doğumun başladığını fakat hastanede yatak olmadığını, bir an önce vakit kaybetmeden küvezli bir sigorta hastanesi bulmam gerektiğini, risk olduğunu söyleyip beni o durumda bıraktılar. Erken doğum olduğu için çocuklar küveze gireceklerdi ve iki tane de oldukları için masraflar epey tutacaktı. Bu nedenle öncelik sigorta hastanesiydi.

Benim sancılarım çoğaldıkca çoğalıyordu. Ben acı çekiyordum, eşim ve yakınlarımız da telaşlıydılar. Bir hastaye gittim, içeri girdim ama küvez olmadığını söylediler. Ve yine yoldaydık. Bir yandan da telefonla bütün hastaneleri arıyorduk ama hepsi aynı şeyi söylüyordu: “kuvezler dolu, yer yok”. O kadar zor bir durumdu ki çektiğim sancı ve hastane bulamamak, anlatmak mümkün değil inanın.

Sonunda vazgeçtik aramaktan. Eşim herşeyi gözden çıkardı ve özel hastaneye gittik. Muayene oldum ve oranın doktoru çok erken olduğunu ve bebeklerin küvezde en az iki hafta kalacaklarını ve burada masrafların çok pahalı olduğunu tavsiye etmeyeceğini söyledi. Durumun ciddi olduğunu da bildiği için bize anlaşmalı bir özel hastane tavsiye etti ve biz hemen oraya gittik. Akşam Saat 10:00 da sancılarım başlamış yola çıkmıştık ve bu hastaneye geldiğimizde saat 02:00 olmuştu. Saatlerdir yolda hastane hastane dolaşıyorduk. Sonunda bu hastene aldı beni. Doğum başlamıştı ama doktorlar çok erken olduğunu ve durdurmaya çalışacaklarını söylediler. Bir koluma sancı azaltıcı, bir koluma da doğumu önleyici serum bağladılar. Sancı makinesini de bağlayıp sancıları kontrol ediyorlardı. Ama sancılar hiç azalmıyordu. Üç dakikada bir şiddetli bir şekilde geliyordu sancılar. Dayanacak gücüm kalmamıştı. Üç saat uğraştılar ama doğum durmadı ve 01.11.2007 sabah saat beşte beni sezeryana aldılar.

Kendime geldiğimde artık minik kızlarım doğmuşlardı ama üzücü olan yanımda değillerdi. Onları kollarıma alamadım, koklayamadım, göremedim. Öğleden sonra ikide görebileceğimi söyledi doktorlar. Saatler geçmek bilmiyordu onları o kadar çok merak ediyordum ki nasıldılar acaba, ne kadardılar, sağlıkları nasıldı? Sonunda vakit geldi, bebek yoğun bakımına indik eşimle bebaraber. Kalbim yerinden çıkacaktı sanki, hayatımda hiç bukadar tatlı bir heyecan yaşadığımı hatırlamıyorum. Ve işte o an, bebeklerim, iki kücük minik… Ayrı ayrı küvezdeydiler. Biri kumral, biri sapsarı idi. O kadar ufak ve o kadar tatlıydılar ki bunu anlatmak mümkün değil. Biri 2.120 kilo, diğeri 1.940 kilo,  50 cm boyunda doğmuşlardı. Çok şükür saığlıkları çok iyiydi. Hiçbir ilaç kullanmadılar ve makineye bağlanmadılar. Sadece dışarıya erken oldukları için küvezdeydiler ve emme alışkanlıklarını kazanmaları gerekiyordu. 13 gün küvezde kaldılar. Hergün eşimle birkaç dakikada olsa görüyorduk ve süt götürüyorduk. Ve o gün geldi. “Bebekleri bugün alabilirsiniz” dediler. Onları sonunda kucağıma alacak ve kokularını duyacaktım. Heyacanım her zamankinden daha fazlaydı o gün. Ve o an geldi, bebeklerim kucağımda kollarımda benimleydi.

Onlar benim minicik elli, küçücük meleklerim. İkiz annesi olmak gerçekten çok zor ama bir o kadar da güzel. Onları çok seviyorum. 01.11.2009 doğum günleriydi. şimdi tam iki yaşındalar. Evlilik yıldönümümüzden iki gün sonra doğdular, onların doğumu bizim için ayrı birer hediye. Dünyanın en güzel hediyeleri, kızlarım…

Ecem, Ecrin, hayatım sizlerle güzel, benim güzel meleklerim. İyi ki doğdudunuz, iyi ki varsınız.

Pınar Dalgıç

Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*