aloevera uyelik
Perşembe , 27 Temmuz 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Benim İkizlerim

BENİM İKİZLERİM


İkizlerim şu anda 16,5 yaşındalar ve bu sene Lise son sınıfa devam edip üniversite sınavlarına hazırlanacaklar. Birçoğuna göre bu işte oldukça tecrübeli bir anneyim.


Aslında çocukları çok sevmeme rağmen ben çocuk istemiyordum. Bana göre hayatımızı rayına oturtmalı, evimizi arabamızı almalı, borçlarımızı ödemeli, sonrasında da belki çocuk yapmalıydık. Göz göre göre hayat boyu sürecek bir sorumluluğu almak istemiyordum.


Ama eşimin ısrarı üzerine baktım ki olmuyor, tamam dedim ve peşin pazarlık yaptım. “Sadece 1 çocuğu kabul ediyorsan tamam, birkaç sene sonra ikinci bir çocuk istiyeceksen 1 taneyi bile kabul etmiyorum” dedim ve daha kararımızı verdiğimiz ilk gün hamile kalmışım. İnsanın asla büyük konuşmaması gerektiğini böylece öğrenmiş oldum.


Sürekli yapılan kan takviyesi iğnelerini, 6. aydan itibaren almak zorunda kaldığım doğum geciktirici hapları ve onun yan etkilerini ve sürekli uyumamı saymazsanız nispeten kolay bir hamilelik geçirmiştim ve aldığım 17 kilo sonucunda sadece 10 gün erken gelen oğluşlarımı normal doğum ile dünyaya getirdim.


Doktorumun deyimiyle biri 2500 gr, diğeri 2800 gr dünyaya gelen oğluşlarım tosuncuktu, bana göre ise her an bir yeri kırılabilecek kadar narindiler. Çok şükür ne yemek problemi ne de uyku problemleri oldu ama yine de ilk 3 ay içerisinde gerek babalarına, gerekse bana kelimenin tam anlamıyla işkence çektirdiler, çünkü sırf beslenme, gaz çıkarma, uyku, banyo derken 24 saat yeterli gelmiyordu.


Bana göre ilk 3 ay kelimenin tam anlamıyla işkence, 3-12 ay arası işkence azalmış olarak devam ediyor;1-3 yaş arası işlerin kısmen rayına oturuyor. 3 yaş sonrası ise artık herşey rutine dönüyor ve çok keyifli bir zaman başlıyor.


Yeni doğduklarında beşiklerini kendi odamıza kurmuştuk, 3 aylıkken ayrı odaya aldık, 3 yaşındayken de odalarını ayırdık ve her zaman farklı giydirmeye özen gösterdik.  Doktorumuz “asla çocuklardan bahsederken veya onlara hitap ederken “ikizler” kelimesini kullanmayın, onlar iki ayrı birey; Kendini diğerinin kopyası gibi düşünmesine izin vermeyin” demişti. Ben bunu uygulamak adına hiç kimsenin bu sihirli kelimeyi kullanmasına izin vermedim. Kendi aramızda da kullanmamaya azami dikkat ettik. Sanırım başarılı da olduk. Asla yapışık iki çocuk olmadılar.


Tamamen farklı 2 erkek çocuğu büyütüyorum. Biri şu anda 1.87 boyunda 70 kilo ve 47,5 numara ayakkabı giyiyor olmasına rağmen, diğeri 1.65 boyunda 50 kilo ve 42,5 numara ayakkabı giyiyor. Biri çok ukala, herşeyi en iyi o biliyor. Diğeri çok sinsi, herşeyi bizim daha iyi bilmemiz gerektiğini ima edip şirinleri oynuyor ama yine de aklındakini uyguluyor. Biri kumral, diğeri esmer. Birinin ezberi çok kuvvetliyken diğerin pratik zekası daha kuvvetli. Bu farklılıklar böyle sürüp gidiyor.


Okulda haliyle soyadları aynı olunca herkes “akraba mısınız” diye soruyormuş. Önceleri biz kardeşiz demişler. Bu seferde “hanginiz büyük” diye sormuşlar. “Biz ikiziz” deyince ise kimse inanmış. Hala okuldakilerin bir kısmı, buna bazı öğretmenler de dahil, ikiz olduklarına inanmıyorlar. Ancak en güzel tarafı asla birbirlerini ispiyonlamıyorlar, çok sıkıştırırsak bile sadece kendine sorun diyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.


Her çocuğun bir kardeşi olması gerektiğini kabul etmeme rağmen kendim asla ikinci bir çocuk düşünmezdim. Sırf bu nedenle ikiz olmaları son derece büyük avantaj. Tamamen benmerkezci düşünürken birden sizin hiç kıymetiniz kalmıyor ve hayatınız tamamen onların çevresinde dönmeye başlıyor. Uyku düzenleri bozulacak diye biz aylarca akşamları evden dışarı çıkmadık. Aylarca hiçbir yere çıkıp kendimize birşey alamadık. Gelen bakıcıların nedense hiçbirini gözümüz tutmadı. Ama herhalde fazla abartmış olmalıyım ki ki eşim çocuklar 7 aylıkken sen artık işe başlasan demeye, hatta ısrar etmeye başladı. Bunun üzerine çocuklarım 8 aylıkken işe geri döndüm ve sonrasında 1-2 yıl çalışıp 1-2 yıl ara vermek suretiyle çalışmaya devam ettim. Evde yalnız kaldıkları dönemlerde de birbirlerine arkadaş oldular ve beni hiç üzmediler. Asla sağdan soldan arkadaş aramadık. Arkadaşları geldiyse onlarla oynadılar, yoksa da zaten evde her zaman bir arkadaş olduğu için hiç sorun yapmadılar.


Çocuklarıma yönelik tek pişmanlığım ise ilk 3 aylık dönemde onları kucağıma alıp doya doya sevemem, koklayamamam olmuştur, çünkü ancak onların ihtiyacını karşılamaya yetişebiliyordum ve uyumaya bile ancak eşim başlarında nöbet tutarken zaman bulabiliyordum.


Artık Liseliler ve üniversiteye hazırlanıyorlar. 15. doğum günlerinde arkadaşları geldiğinde bizim onları yalnız bırakıp bırakmayacağımız sordular, biz de onları yalnız bıraktık. 16. doğumgünlerini ise dışarda kutladılar. Herhalde bundan sonrada artık bizimle kutlamak istemeyecekler. Olsun, biz de zamanında istemiyorduk!


Trafiğin olmadığı yerlerde onlara direksiyon dersi veriyoruz, geceleri arkadaşlarla buluşmalar, sinemaya, konsere gitmeler başladı. Ancak centilmenliği de elden bırakmıyorlar. Kız arkadaşlar mutlaka evlerine kadar bırakılıyor. Yazlıkta gece 2’lere 3’lere kadar dışarda kalıyorlar, vs.vs.


Biz bile ne kadar çabuk yetişkin olduklarına inanmakta güçlük çekiyoruz. 1,5 sene sonra reşit olacaklar ve benim hala en ufak bir olumsuzlukta içim titriyor. Babaları bile azıcık sesini yükseltse cephe alıyorum. Başlarına birşey gelecek diye çok korkuyorum. Başımıza birşey gelirse diye yıllar önce onların eğitimlerine yönelik yatırımlar yapmaya başladık, sağlık sigortaları, hayat sigortaları, emeklilik sigortaları yaptırdık. Zaman zaman çok abartıp her istediklerini yaptık, zaman zaman da hem kendimizi hem de onları frenleyip dengeyi sağlamaya çalıştık.


Bir yıl arayla iki çocuğu olmuş insanlar der ya “Ben de ikiz gibi büyüttüm” diye; asla “gibi” diye birşey yok. Aralarında 1 yaş bile olsa asla ikiz büyütmek kadar zor olamaz. İkiz annelerini ancak ve ancak ikiz anneleri anlayabilir. Bunu sadece yaşayanlar bilir.


Düşünsenize yavrumun birine süt veriyorum ve diğeri ağlamaya başlıyor. Süt verdiğiniz bırakıp diğerini alsanız o susacak bu ağlamaya başlayacak. Bırakmasanız diğeri ağlıyor. Tek elinizle birini tutup diğer elinizle öbürünü oyalamaya çalışırsınız ama bu arada tek elle tuttuğunuz için her an bir yerine zarar verebilirsiniz.


Yine beni çok zorda bırakan bir anı ise şöyle: Çocukların aşısı var ve eşim çok yoğun, ancak hastaneye gelebilecek. Taksi çağırdım ve durakta telefona bakan kişiden küçük bebeğim (korkudan bebeklerim diyemedim!) olduğunu ve şöförün eve kadar gelip bana yardım etmesinin mümkün olup olmadığını sordum. Şöför bir geldi ki 2 bebek, bir ikiz arabası, 2 çanta ve ben, çaresiz bir şekilde ondan yardım bekliyoruz…


Ama herşeye rağmen iyi ki varlar. Arada bir okul seyahatlerine katıldıklarında ne babaları ne de ben eve gitmek istemiyoruz. Benim için öyle büyük gurur kaynağılar ki, galiba hiçbir gelin adayını onlara layık görmeyip kıskanç bir kayınvalide olacağım:):):):):)


Ayşe GÜL         

Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*