aloevera uyelik
Cumartesi , 23 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Sünnet ve İnmemiş Testis Problemi

SÜNNET VE İNMEMİŞ TESTİS PROBLEMİ



İnmemiş testis


Bebekler anne karnında gelişimlerini tamamlarken ileride testise dönüşecek dokular böbreklerinin hemen altında belirir. Bebek geliştikçe bir yandan testisler gelişip büyürlerken diğer yandan kasık kanalından testislerin yerleşeceği torbaya (skrotum) doğru hareket ederler. Bu hareket tüm gebelik boyunca devam eder ve doğumdan kısa bir süre önce her iki testis torbaya yerleşir. Önce karında oluşan testislerin daha sonra torbaya inişlerinin nedeni, işlevlerini vücut sıcaklığından daha düşük sıcaklıktaki bir ortamda sağlayabilmeleridir. Tek veya her iki testisin bu inişi tamamlayamamasına bir başka deyişle torbaya yerleşememesine inmemiş testis denir.


Zamanında doğmuş erkek bebeklerin %3 ila %5’inde inmemiş testise rastlanmaktadır. Bu oran, erken doğum nedeniyle testislerin inişi tamamlanmadığından, prematüre bebeklerde %30 civarındadır. Testislerin inişi bebek doğduktan sonra kısa bir süre daha devam eder ve inmemiş testis görülme sıklığı 1 yaşında %0,8’e kadar düşer. %0,8 oranı erişkin dönemde de değişmemektedir. İnmemiş testis 2/3 oranında tek taraflı, 1/3 oranındaysa iki taraflı görülmektedir. Tek taraflı inmemiş testislere daha çok sağda rastlanmaktadır.


Testislerin inmemesinin nedenleri oldukça komplekstir. İnmemiş testis oluşumu, testislerin inişini sağlayan hormonların yetersizliğine bağlı olabileceği gibi, ileride testiste gelişecek dokunun yapısal bozukluğunu da bağlı olabilir.


İnmemiş testis tanısı olan erkek bebeklerde ender de olsa bir veya iki testis hiç gelişmemiş de olabilir. Bu bebeklerin hem skrotumlarında hem de kasık kanalında testis yoktur.


Testisi besleyen kan damarlarında kan akımını bozacak bir anormallik olmuşsa da testis gelişemeyecektir. İnmemiş testis oluş mekanizması her bebek için farklı olduğundan, bebeği takip etmekte olan cerrahtan inmemiş testisin neden oluştuğu konusunda aydınlatıcı açıklama istenmelidir.


İnmemiş testis neden önemlidir?


İnmemiş testisli çocukların erken tedavisindeki amaç ileride kalıcı olarak gelişebilecek fonksiyon kayıplarını ve hastalıkları önlemektir. Bunlar; üreme fonksiyonlarında azalma veya kayıp, testis kanseri gelişmesi, testisin kendi çevresinde dönüp eriyip yok olması, testisin eksik olmasından dolayı yaşanabilecek psikolojik, kozmetik sorunlar, yanlış yerde duran testisin yaralanma tehlikesinin olması ve gelişebilecek kasık fıtığı olarak sayılabilir.


Tedavi edilmemiş tek taraflı inmemiş testisi olan bebekler büyüdüklerinde %15 oranında kısırlık sorunu ile karşı karşıya kalacaklardır. Bu oran, iki taraflı inmemiş testisi olanlarda %35’tir. Bu hastaların kısırlık sorunu yaşamalarının nedeni, daha yüksek sıcaklık ortamında kalan testis dokusunda gelişen yapısal bozukluklardır. Testis dokusunda gelişen yapısal değişiklikler ileride üreme hücresi (sperm) sayısında azalmaya neden olmaktadır.Hastanın diğer testisi normal yapıda ve yerinde olsa da tedavi edilmemiş inmemiş testis sağlam testisi de olumsuz etkilemektedir.


İnmemiş testisli hastaların karşılaşabileceği bir başka sorun testis kanseridir. Bazı araştırmalar, inmemiş testis tanısı olan hastaların 500’de 1’inde testis kanseri oluşabileceğini rapor etmektedir. Normal testisli erkeklere nazaran inmemiş testisli erkeklerde kanser görülme sıklığı 20-46 kat artmaktadır.


Nasıl anlaşılır?


Bebeklerin altı açıldığında her iki testisin torbada olduğunun görülmesi gerekir. Testisler bebeğin torbasında saptanamıyorsa, skrotum gelişmemişse veya kuşkulu bir durum varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.


Testislerin fizik muayenesi çok dikkatli yapılmalıdır. Ağlayan bebekte muayene zor olabilir. Fizik muayenede inmemiş testis saptanmış bebek 6 aylık olunca, teşhis ve tedavinin yönlendirilmesi amacıyla bir çocuk cerrahı tarafından kontrol edilmelidir. İki taraflı inmemiş testisi olan yeni doğan bebekler ve inmemiş testislerle birlikte peygamber sünneti (hipospadias) olan tüm bebekler ise beklemeksizin çocukları ameliyat eden cerrahlarca muayene edilmelidir.


Utangaç (retraktil) testis nedir?


Tıp dilinde retraktil testis olarak adlandırılan utangaç testis, zaman zaman skrotumda görülen ancak muayeneler sırasında yukarıya kaçabilen testis demektir. İnmemiş testisten farklıdır ve çok büyük olasılıkla tedaviye gerek yoktur. Bu testisler kendiliklerinden skrotuma inmişlerdir ancak testisi yukarıya çeken kasların muayene sırasında uyarılmaları nedeniyle geriye doğru kaçabilirler. Soğuk ortamda, çocuk ağlarken veya testisler ellenirken refleks olarak çıkıp, testislerin yukarıya, kasık kanalına doğru çıkmasına neden olabilir. Çocuk uyurken, ateşli iken, banyoda iken veya uygun teknikle yapılan muayenede testislerin torbada oldukları kolayca gözlemlenebilir. Bu çocukların doğumda zaten testislerinin yerinde olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla tedavi de gerekmez. Sorun inmemiş testisle karıştırılması ve yanlış tanı almasıdır. Şüpheli durumlarda, bu konuda eğitimli cerrahlar tarafından muayenesi ve belli aralıklarla kontrolü gerekir.


İnmemiş testis zaman içinde düzelebilir mi?


İnmemiş testisle doğan bir bebekte testislerin inişi, anne karnında olanın benzeri olarak doğumdan sonra bir süre daha devam eder. Özellikle prematüre bebeklerde iniş daha belirgindir. İnmemiş testisli bebekler 6 aylık olunca %66’sının testislerinin kendiliğinden torbaya inmiş olduğu görülecektir. 6 aylıktan sonra ise testislerin kendiliğinden torbaya inmesi olasılığı hemen hemen hiç yoktur. Vakit kaybedilmeden tedavinin planlanması açısından cerrahlara başvurulmalıdır.


İnmemiş testisli çocuk tedavi edilebilir mi?


Evet, tedavi edilebilir. İki taraflı inmemiş testisi olan veya inmemiş testisle birlikte genital, üriner anomalisi olan bebekler hariç, ilk 6 ay girişim yapılmasına gerek yoktur. Bebekler 6 aylık olduğunda tedavi planlanmalı ve en geç 2 yaşına kadar tamamlanmalıdır. Tedavi 2 yaş sonrasına bırakılmamalıdır. Eğer inmemiş testis tanısı ve tedavisi 2 yaştan sonraki döneme istenmeyerek ertelenmek zorunda kalmışsa da bir an önce tedavi tamamlanmalıdır.


Tedavinin geciktirmeden yapılmasının nedeni, inmemiş testiste kalıcı yapısal bozuklukların ilk saptandığı yaşın 2 yaş olmasıdır. Bu yaştan sonra anormal bir yerde durmakta olan testis sıcak ortamdan etkilenerek ileride üreme hücreleri geliştirme fonksiyonlarını yitirmeye başlar. Bir başka deyişle hasta erişkin çağa geldiğinde kısırlık sorunları ile karşılaşabilir.


Tedavinin planlanmasında birinci adım testisin mevcut olup olmadığının, yerinin ve yapısının saptanmasıdır. Fizik muayenede testisler bulunmuşsa tanıyı koyma ve tedaviyi planlama açısında ileri tetkiklere gereksinim yoktur. Eğer testisler fizik muayenede bulunamıyorsa bazı kan ve radyolojik testlerin yapılması zorunluluğu doğar. Tedavi cerrahi girişim ile testisin torbaya yerleştirilmesidir. Hormon tedavisinin yararlı olabileceği düşüncesiyle özel durumlarda hormon tedavisinin önerilmesi söz konusu olabilir. İnmemişli testisli bebeğe hormon tedavisi önerilmişse hekimden açıklayıcı bilgi alınması yerinde olur.


İnmemiş testisli bebeklerin ideal olarak 6 ay ile 1 yaş arasında ameliyat olmaları uygundur. Bu sağlanamıyorsa ameliyat yaşı 2 yaştan sonraya kalmamalıdır. Eğer bebekte inmemiş testisle birlikte kasık fıtığı da ortaya çıkmışsa yaşına bakılmaksızın beklenmeden ameliyat edilmesi gerekir. Kasık kanalında veya çevresinde ele gelmeyen testis bu bölgenin ultrasonografik incelemesi ile bulunmaya çalışılır. Ultrasonografi incelemesinde de testis saptanamıyorsa karın içerisinde kalmış olabileceğini düşünmek gerekir. Karın içerisindeki testisin varlığı laparoskopi yardımıyla görülebilir ve laparoskopi yardımıyla testisin torbaya indirilmesine çalışılır.


Kolayca tahmin edilebileceği gibi inmemiş testisli bir hastada testis ne kadar torbaya yakın bir yerde kalmışsa ameliyat o kadar başarılı olacaktır.


Ameliyat zor mu? Küçük çocuklar ameliyatı kaldırabilir mi?


İnmemiş testis ameliyatı, deneyimli cerrahlarca çocuk cerrahisi ameliyat yöntemleri ve anestezi kullanılarak oldukça düşük risklerde başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Bebekler bu şartlarda ameliyatı kolaylıkla kaldırırlar; hatta erişkinlere nazaran çok daha hızlı bir şekilde iyileşirler. Çocuk cerrahisi eğitimi, bebek ve çocukların güvenli bir şekilde ameliyat edilebilmeleri için verilmektedir. Ve ülkemizde çocuk cerrahisinin düzeyi çok yüksektir.


İnmemiş testis ameliyatı olmuş bebeklerin hastanede yatmalarına gerek yoktur. Ameliyat bitiminde birkaç saat gözlenen hastalar aynı gün eve gönderilirler. Bu şekilde hastane ortamından uzak, evlerinde psikolojik travmalar en alt düzeye indirilmiş şekilde ameliyat sonrası dönemi geçirirler. Ameliyat sırasında genel anesteziye ek olarak bölgesel anestezi de uygulandığından ağrı kesici ilaçlara da nadiren ihtiyaç duyulur. Bebek hastaneden taburcu edilirken doktorunuz ameliyat sonrası takip için gerekli uyarıları yapacaktır. Bu uyarılar dikkatli bir şekilde dinlenmeli ve uygulanmalıdır.


Küçüklüğünde inmemiş testis ameliyatı geçirmiş erişkin nelere dikkat etmeli?


Çocukluk çağında inmemiş testis ameliyatı geçirmiş erişkinlerin iki konuda dikkatlerinin çekilmesi gereklidir. Üreme fonksiyonlarında azalma ve testiste tümör gelişme riski.


Üreme fonksiyonlarında azalma daha çok iki tararlı inmemiş testis ameliyatı geçirmiş erişkinlerde önem taşır. Bu erişkinlerin çocuk sahibi olma oranları %62 civarındadır. Normal bireylerle karşılaştırıldığında çocuk sahibi olmama riski 6 kat artmıştır. Eğer tek taraflı inmemiş testis ameliyatı geçirmişlerse çocuk sahibi olma açısından normal erişkinlerden farklı değildirler.


İnmemiş testisli hastalarda testis kanseri görülme sıklığı normal erişkinlere nazaran 20-46 kez daha çok olduğundan yakın takibi gerektirmektedir. Ergenlik dönemine ulaşmış hastaların testislerini muayene etme yöntemlerini öğrenmesi gerekir. Bu şekilde sık muayenelerle, testiste gelişebilecek tümörlere erken tanı konulmasına ve hastalığın tedavi edilebilmesine olanak sağlanmış olur.


Sünnet en çok yapılan ve en eski cerrahi girişimlerden birisidir. Dünyadaki erkeklerin 1/6’sının sünnetli oldukları bilinmektedir. Sünnet ameliyatı kültürel, dini ve tıbbi nedenlerle yapılmaktadır. Tıbbi nedenlerle yapılan sünnet, altta yatan bir hastalığı tedavi etme amacıyla önerilmekte olup, dinsel ve geleneksel gerekçelerin dışında değerlendirilmelidir.


Tıbbi gerekçeler; fimosis olarak adlandırılan sünnet derisinin açıklığının dar olması, sünnet derisinin sık sık iltihaplanması (balanitis), sünnet derisinin uzun olması, sık idrar yolları enfeksiyonu geçirme, idrar yollarında doğuştan anomalilerin bulunması ve sünnet derisinin geriye çekilip kalması (parafimosis) olarak sayılabilir.


Sünnetin sağlıkla ilgili ne gibi yararları olduğuna inanılmaktadır?


Sünnetin sağlıkla ilgili yararları tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Üzerinde oldukça fazla durulan konu sünnet olmuş kişilerde cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklığındaki azalmadır. Bununla ilintili olarak sünnet olmuş erkeklerin eşlerinde serviks kanserinin de daha az görülmekte olduğuna dair araştırmalar mevcuttur. Serviks kanseri görülme sıklığında azalma birçok faktöre bağlı olduğu için bu azalmayı sadece sünnete bağlamanın doğru olmadığı konusunda da çalışmalar mevcuttur. Sünnetin cinsel yolla bulaşan hastalıkları görme sıklığını azalttığı savına son zamanlarda AIDS hastalığı da dahil olmuştur. Yapılan bazı araştırmalarda sünnet olmuş erkeklerde AIDS bulaşma oranları olmamışlara nazaran daha düşük bulunmuştur. Bu sonuçtan hareket ederek AIDS hastalığının çok yüksek oranda görüldüğü ülkelerde sünnet acaba AIDS hastalığını önleme tedbirlerine ek tedbir olarak önerilmeli mi tartışması başlamıştır.


Çocukluk çağında sünnet uygulanmasının idrar yolları enfeksiyonu geçirme sıklığında belirgin azalmaya neden olduğu da bulunmuştur. Üriner sistem anomalisi olan bebeklerde sünnet bu yönde tedavi amaçlı önerilmektedir.


Diğer taraftan sünnetin tıbbi gerekçelerle bir başka deyişle bazı hastalıkların tedavisi amacıyla yapıldığı göz önünde tutulursa sünnetin bu hastalıkları önlediği de söylenebilir.


Sünnetin zamanlaması


Toplumumuzda geleneksel olarak sünnet okul çağında yapılmaktadır. Çocuğun aklının ermeye başlaması önemli bir faktördür. Sünnet aynı zamanda aile için sosyal bir olaydır ve yakınlarla, dostlarla bu mutluluk paylaşılır.


Yeni doğmuş bebeğin sünnet olması ise tartışmalı konulardan biridir. Sünnetin bu dönemde yapılmasını savunanlar, idrar yolu iltihabının görülmesinin azalacağını, basit bir işlem olduğunu ve ileride cerrahi girişimden kurtulunacağını dile getirmektedirler. Aksi fikirde olanlar ise, bu dönemde de bebeğin ağrı duyacağını, bu konuda önlemler alınması gerektiğini, ciddi bir travma olduğunu, doğal yapının bozulduğunu, idrar yolu çıkışında darlıklar ve enfeksiyonlar gelişebileceğini savunmaktadırlar.


Bu tartışmalar sürerken çocuk psikiyatristleri, sünnetin çocukların cinsel organlarını fark ettikleri yaşlarda yapılmasının kastrasyon (iğdiş edilme) korkusuyla beraber gidebileceğine dikkat çekmişlerdir. Sünnetin 18 aydan önce veya 4 yaşında sonra yapılmasının çocukta kastrasyon karmaşasının yerleşmesini önlediğini ifade etmişlerdir.


Sünnet nasıl ve kimler tarafından yapılmalıdır?


Sünnet cerrahi bir girişimdir, üstelik çocukların genital organlarında uygulanan cerrahi girişimdir. Sünnet ameliyatında cerrahi girişimlerde uygulanan tüm modern ameliyat ve anestezi yöntemlerinin uygulanması gerekir. Sünnet öncesi gerekli fiziksel muayene ve tetkiklerin yapılması, ameliyat başlamadan stres önleyici ilaçların verilmesi, ameliyatın ameliyathanede yapılması, ameliyat sırasında ve sonrasında ağrı kesicilerin uygulanması, enfeksiyon önleyici tedbirlerin alınması, ameliyat sonrası bakımın planlanması ve şüphesiz sünnetin bu konuda eğitim almış ve yetki verilmiş cerrahlarca yapılması gerekir. Ülkemizde sünnetin bu şekilde uygulandığını ne yazık ki söyleyemiyoruz. Ancak tüm çocuklarımızın bu şartlarda sünnet olma haklarının olduğunu savunuyoruz.


Sünnet ameliyatıyla yapılan işlem, sünnet derisinin uygun uzunlukta kesilip penis başının (glans) ortaya çıkarılmasıdır. Sünnet için birçok farklı teknik tarif edilmiştir. Her tekniğin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Amaç sünnet sonrası komplikasyonların an alt düzeye indirilmesidir. Sünnet komplikasyonları hiç de azımsanmayacak ölçüdedir ve oranları %2 ila %10 arasında değişmektedir. Komplikasyonlar; kanama, enfeksiyon, yetersiz veya uygun olamyan şekilde sünnet derisinin kesilmesi, idrar yolları fistülleri, idrar yolu ağzında (mea) darlık veya ülser oluşması, penis başının veya penisin yaralanması veya kaybı, cilt köprüleri vb. sayılabilir.


Sünnetin tıbbi açıdan yapılmaması gereken durumlar var mıdır?


Sünnet, eğer peniste herhangi bir anomali varsa yapılmamalıdır. Anomalilerin en bilineni halk arasında peygamber sünneti olarak adlandırılan hipospadiastır. Bu hastalık, penis içerisinde bulunan sidik yolunun (üretra) penis ucundan açılmayıp penisin alt yüzünde herhangi bir yerden açılmasıdır. Bu hastalarda aynı zamanda sünnet derisi de anormal görünümde olduğundan hemen dikkati çekecektir. Bunun dışında üretranın boylu boyunca açık olması (epispadias), penisin eğri olması veya gömülü olması da sünnetin yapılmamasını gerektirir. Böyle çocuklar mutlaka cerrahlarca değerlendirilmelidir. Penis anomalilerinin düzeltilmesi ameliyatlarında eğitim almış deneyimli cerrahlar, hem bu anomalileri düzeltecekler hem de sünnet işlemini tamamlayacaklardır. Düzeltici ameliyatlardan önce sünnet yapılmamasının en önemli nedenlerinden birisi, bu ameliyatlarda sünnet derisinin kullanılıyor olmasıdır. Eğer daha önce bilgisizce sünnet yapılmışsa sünnet derisinin kaybedilmiş olması bu ameliyatları çok zorlaştıracak, hatta çözümsüz hale sokacaktır.


Ülkemizde durum


Ülkemizde sünnet dinsel ve kültürel gerekçelerle yapıldığı için, yapılıp yapılmaması konusunda pek tartışma yoktur. Genellikle aileler tarafından basit ve hızlı bir girişim olarak bilinir. Sünnetin cerrahi bir girişim olduğu ve komplikasyonlarının bulunabileceği akla gelmez. Ülke genelinde sünnetin yapıldığı ortalama yaş 5-7 yaşlarıdır. Çok az oranda yeni doğan sünneti yapılmaktadır.


Çocukların ancak %10-15’i uygun şartlarda sünnet yapma eğitimini almış cerrahlar tarafından sünnet edilmektedirler. Geleneksel yöntemlerle sünnet olmuş çocuklarda oluşan komplikasyonlar kayda geçmemektedir. Buna rağmen birçok araştırmada bu şekilde sünnet olan çocuklarda komplikasyon oranları uygun şartlarda ve cerrahlar tarafından yapılan sünnet ameliyatlarına nazaran yüksek bulunmuştur. 


Maalesef sünnetin kimin tarafından ve hangi şartlarda yapılması gerektiği hala tartışılmaktadır. Çok iyi bilinmektedir ki, komplikasyon oranı sünneti yapan kişinin eğitimine ve yapılma şartlarına bağlı olarak değişmektedir. 


Kaynak: Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Okulu yayınları: 8/2007


 


 


 


 

Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*