Pazar , 17 Aralık 2017
Hosting



web hosting

Yaşam Oyunu

“Yaşam bir oyundur” denir. Hani, biraz zorlanırsa benzetilebilir de… Ama, söyler misiniz, hangi oyun yalnızca bir kez oynanır?

Bilgisayar oyunu oynamayan yoktur. Oyunu, oynarken kurarsınız; zorluklara çalım atarsınız; rakiplerle/düşmanlarla savaşırsınız; yara alır yaralarsınız; dostlara destek verir, destek alırsınız… Amaç, en yüksek puanı almak ve en uzun süre de oyunda kalmaktır. Heyecanla oynarken bir taraftan gözünüz yedek “can”lardadır. Sürekli azalmaktadırlar. Bazı oyunlarda ek “can” verilir, ama, onlar da bitiverir hızlıca… Sonra, oyunun kendinizi en kaptırdığınız noktasında, ekranda bir yazı beliriverir : “GAME OVER”… Rakibe sallanan yumruğun boşa gitmesi, adrenalin en üst seviyedeyken boşaltamama gibi bir etki yaratır bu yazı üzerinizde…

Hemen kendinizi toplar ve “NEW GAME” tuşuna basar, yeniden başlarsınız. Bir-iki hareketten sonra önceki oyunu unutursunuz bile. Şimdi, artık yeni bir oyun vardır oynanacak, yeni bir strateji ve yeni taktikler vardır kurulacak. Eski oyunlar unutulur, ama eski hatalar hatırlanmaya çalışılır, yoksa aynı hataları yapıp kendi kendine bile olsa “ne kadar aptalsın” demek işten bile değildir. Bu, yeni oyunlara başlama, yeni hatalar yapma süreci sınırsızca sürüp gidebilir kaptırırsanız…

Oysa yaşam farklıdır. Bir kere, kedi değilseniz bir “can”ınız vardır; sonra her yaptığınız hata kalıcıdır, “UNDO” tuşu falan da yoktur; verdiğiniz yaralar, aldığınız yaralar can acıtır; başka… bildiğiniz şeyler…

Çocuklarımıza, yaşamın bir oyun olmadığını öğretmek gerek. Tabii, yanlış yapacaklar, ama, başkalarının hatalarından öğrenmenin çok daha kolay olduğunu da bilecekler. Hataların –küçücük bile olsa- bazen ne büyük sonuçlar verebileceğini unutmayacaklar. En önemlisi, yaşamı kurmak/yönetmek gerektiğini aksi hale yaşamın kendilerini sürükleyeceğini hep akıllarında tutacaklar. Yaşamda her tercihin bir kayıp olduğunu, bunu sindirmek gerektiğini öğrenecekler, bu yetmeyecek yaşamda bu tercihlerle yol alındığını da bilecekler…

Sonra…

Sonra, sizi dinlemeyecekler… Yanlış anladınız, ya da ben yanlış ifade ettim. Sizi dinlememeliler. Çetin Altan’nın şu lafına ne dersiniz? “Anne-babasının sözünü dinleyen çocuklara yazık olur”. Usta, “bu çocuklar kaybolup gider” demeye getiriyor. Bu sözü duyup tüyleri diken diken olmayacak anne-baba tanımıyorum ve de kendimi hiç ayırmıyorum. Ama, nesnel olmadan doğrulara (tabii yalnızca bize ait olanlar değil evrensel doğrulara) ulaşmak mümkün mü?

Şu “söz dinlemeyen” çocuklar bizimmiş gibi düşünmeden ve samimiyetle yanıtlayalım soruyu:

Biz de kendi oyunumuzu kendimiz oynamak istememiş miydik?

Farkındalıkla ve sevgiyle kalın,

Erdoğan Okay

erdogan@ikizanneleriyiz.biz

 

Hosting

About Erdoğan'dan

Check Also

Rüzgar Gibi Geçti

Bu yaz tatilimiz de rüzgar gibi geçip gitti ve de bitti. 15 gün süren tatilimizi, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir