Cuma , 15 Aralık 2017
Hosting



web hosting

Yas Tutmak

Hepiniz biliyorsunuz acımı, dolayısıyla da normal bir gündeki gibi normal bir yazı yazamayacağımı da tahmin edersiniz.

Bu zor günlerde okuduğum çeşitli makalelerin sevdiğim ikisinden bölümler aktarmak istedim size; ilki Prof. Dr. Bengi Semerci’den

Yaşama başladığımız ilk günlerden itibaren “bağlanmaya” başlarız.Bağlanma güven demektir, emniyet demektir ve bizim bunlara ihtiyacımız vardır. Bağlanma herkese, herşeye olmaz. “Önemli” kişilere ve şeylere bağlanırız. Önce annemize, babamıza, öğretmenimize, bazı arkadaşlarımıza, sevgilimize,eşimize, çocuklarımıza,işimize, ülkemize bağlanırız.Onlar güven demektir. Gün gelir, istemesek de onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşırız,kaybederiz. Bu bizde öfke, korku, bunaltı, sıkıntı yaratır. Tüm bu sürece yas tutmak denir. Herkesin, her toplumun yas tutması şekil olarak, şiddet olarak, içerik olarak farklıdır.Ama yas tutmak gerekir, gereki ki süreci tamamlasın, dengesini kursun ve yeni bağlanmalara hazır olsun.Eğer yasını tutamazsa, tamamlayamazsa hasta olur.Yas ertelenir, büyür, sürer ve sürerken bambaşka sorunlar olarak durur yaşamın içinde.

Diğeri ise Uzm. Klinik Psikolog Serap Altekin ‘den :


Hayatımız ve gelişimsel öykümüz içinde düşündüğümüzden daha fazla ayrılık ve kayıp var aslında. Yaşantımızdaki her değişiklikte, her adımda ve her evrede bir şeyler kazanırken bir şeyleri de kaybediyoruz; bir şeyleri seçerken bir şeylerden de vazgeçiyoruz; bir şeylere “merhaba”; derken, başka bir şeylere “hoşça kal” diyoruz…

Her ayrılık ve kaybın ardından kendine has bir yas süreci; yani diğer bir deyişle bir geçiş ve uyum süreci vardır. Ve farklı kayıplar, farklı duygusal tepkiler doğurur…

Yas süreci ne anlama gelir ?

Herhangi bir yitim, kayıp ve ayrılığa ya da herhangi bir yaşamsal değişikliğe verilen fiziksel, duygusal, düşünsel ve sosyal reaksiyonların bütünüdür. Dış dünyadaki değişen koşullar ve dinamiklerle, iç dünyamız arasındaki dengeyi tekrar kurmaya yarayan bir çeşit ince ayardır.

Yasın evreleri ;
1. Şok ve isyan; direnç, inkar, yadsıma, öfke, sıkıntı, gerilim, pazarlık, hesaplaşma, suçluluk…

2. Yüzleşme ve kabullenme; keder, çökkünlük, üzüntü, acı…

3. Baş etme ve uyum; gelişim, güçlenme ve olgunlaşma…

Yadsıma ;
“Hayır, bu doğru değil !”, “Hayır, o ölmedi !”, “Hayır, bir yanlışlık olmalı !”, “

Yadsıma ; bir süreliğine bir tampon görevi görür… Yüzleşmek ve kabullenmek için gerekli olan zamanı, gücü ve cesareti toplamak adına bazen işlevsel olabilir…

Pazarlık ;

Bir erteleme ya da geri alma çabasıdır… Çoğunlukla sessiz bir suçluluk duygusu ile el ele gider… Geride kalanlar; hayatla, kaderle Tanrı ile, kendileri ile içsel bir pazarlık çabasında olabilirler…

Öfke ve İsyan ;
“Neden ben ?”, “Bu neden bizim başımıza geldi ?”, “Nasıl olur ?”, “Nasıl bırakıp gider ?”, “Böyle olmamalıydı !”

Öfke ve kızgınlık çok yoğundur ! Kendimize, gidene, kalana, hayata, kadere, hatta Tanrı’ya; herşeye ve herkese kızarız ! İsyan eder, suçlu ve sorumlu ararız ! Bu öfke ve isyan da bir anlamda bir yüzleşmedir… Kabullenme ve uyum evrelerine bir adımdır… Zor bir evredir ; çünkü öfke çok ağır bir duygudur… Ve öfke bazen başka bir şeylere dönüşebilir!

Kabullenme ve Uyum ;

Dingin bir süreç değildir; bilakis devinimli bir evredir. Üzüntü, keder, acı, eksiklik, boşluk, özlem, çökkünlük ve durgunluk iç içe geçer… Bir anlam arayışı vardır… Kişi yaşadığı kaybı, bunun zamanlamasını ve doğasının anlamını anlamaya çalışır; bir yerlere oturtmaya, bir şekilde açıklayabilmeye, anlamlandırmaya çalışır… Bir süre sonra, günlük hayata ve genel işlevselliğine geri dönebilecek gücü ve enerjiyi toplayabilmeye başlar… Bu bir unutma değil bir alışma ve yaşamı yeniden düzenleme sürecidir daha çok… Ve ardından güçlenme ve olgunlaşma gelir…

Kayıplara ve bu gibi yaşamın getirdiği zor ve ağır olaylara verilen yas tepkileri kişiden kişiye, kişinin yaşına, içinde bulunduğu ailenin, sosyal çevrenin ve kültürün yapısına, kişinin dünya görüşü, yaşam felsefesi ve dini inaçlarına göre farklılıklar gösterebilir. Hangi yoğunlukta yaşanacağı ve ne kadar süreceği kişiden kişiye göreceli olarak değişebildiği gibi aynı kişide zamandan zamana da farklılık
gösterebilir…

Yas sürecinin işlevi ;

Yas süreci aslında bir uyum sürecidir. Önemli yaşamsal değişikliklerin ardından gereken yeniden yapılanma sürecidir. Yasın yaşanması, yani kaybın sindirilmesi için kişinin zamana ve alana ihtiyacı vardır; ancak sağlıklı bir yas sürecinin ardından kişi tekrar toparlanıp, güçlenip, hayata sağlıklı olarak katılabilir. Kayıplar asla unutulmaz ! Kaybı kabullenmek ve hazmetmek demek, kaybı unutmak demek değildir ! Sadece kayıpla birlikte yaşamayı öğrenmek; tekrar hayatla birlikte akabilecek gücü ve cesareti toplayabilmek demektir…Sosyal ve kültürel adetlerin sembolik anlamları vardır !Her kültürün kendine has adetleri, gelenekleri ve ritüelleri vardır. Bir ölümün ardından yapılanlar; giden için olduğuna inanıldığı kadar, geride kalanlar içindir de aslında ! Tüm bu ritüeller ve adetler bir vedalaşmadır, bir yüzleşmedir ve bir kabullenmedir. Aynı zamanda sosyal duyarlılık, destek ve dayanışma sembolüdür.

Kaybın ardından yas sürecinde ;

İçinizden geldiği kadar konuşun ve ihtiyaç duyduğunuz kadar ağlayın. Duygularınızı bastırmaya, yadsımaya çalışmayın; bilakis duygularınızı hissetmek ve yaşamak için kendinize izin verin.

Destek alın… Yakın hissettiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla konuşun; hissettiklerinizi, aklınızdan geçenleri paylaşın, yardıma ihtiyaç duyduğunuzda bunu ifade edin. Aile ve sosyal çevrenizin desteğinin yetersiz kaldığı ve baş etmekte zorlandığınız durumlarda profesyonel bir destek almaktan kaçınmayın…

Kontrolsüz ilaç kullanımından sakının; alkol, sigara ya da uyuşturucu madde tüketiminden uzak durun.

Sabırlı olun… Kaybın acısının dinmesi, iyileşmek ve yeniden güçlenmek zaman alır, unutmayın. Ve bu süreç inişli çıkışlıdır, bazı günler kendinizi daha iyi hissederken, bazı günler daha kötü geçebilir; bu dalgalanmalar ve değişkenlik zaman içinde azalır ve tekrar doğal akışını bulur.

Bir yakınınız ya da bir tanıdığınızın yaşadığı bir kaybın ardından; ona erebileceğiniz en büyük destek, onun için yapabileceğiniz en anlamlı ve en değerli şey onun yanında olmaktır… Sadece yanında olmak… Sadece dinlemek; ağladığında ya da duygularını dışavurduğunda yanında olup bunları içinize alabilmek yani dinlemeye ve orada olmaya, onun ve durumun acısına tolere edebilmek… Ona duygularını güvenle açabileceği ve içinden geldiği gibi yaşayabileceği zamanı ve alanı tanımak… Kayıp ve yas süreci konusunda bilgi ve farkındalık sahibi olmanız bu süreçte hem sizin için hem de yakınlarınız için anlamlı ve faydalı olacaktır…

“Hoşçakal” diyebilmek…

Bir şeye nasıl başladığımız, nasıl “merhaba”; dediğimiz kadar, bir şeyden nasıl ayrıldığımız, nasıl “hoşça kal” dediğimiz de önemli ve anlamlıdır. Baş etmesi zor acılar, ayrılıklar ve kayıplar gelişim ve tekamül için bir araçtır aynı zamanda…

Hoşça kal baba seni hiç unutmayacağım …

 

Hosting

About İkiz Bahçem

Check Also

Rüzgar Gibi Geçti

Bu yaz tatilimiz de rüzgar gibi geçip gitti ve de bitti. 15 gün süren tatilimizi, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir