aloevera uyelik
Çarşamba , 16 Ağustos 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Saydamlık ve Tolerans Harcı

Yıllar önce bir iletişim seminerine katılıncaya kadar, gerçek anlamda “İletişim”in bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. Mizansende karşılıklı konuşan iki kişi (A ve B) vardır ve aslında iletişimin işleyişi, önce, bir kişinin konuşması ötekinin dinlemesi üzerinden modellenir. “A”, bir mesaj düşünüp bunu “B” ye aktaracaktır. Hepsi budur… Gelgelelim işler pratikte hiç de bu kadar basit değildir!

“A”, düşündüğünü bir şekilde ifade eder, düşünce kavramlara ve dile tam dökülemediğinden mesaj biraz değişir ve bozulur; sonra ifadeyi duyan “B” bir taraftan sözü, diğer taraftan içeriği alır ve bunları “A” nın niyeti ile ilgili olarak kendi kafasında oluşturduğu önyargıların prizmasından geçirerek mesajı bir şekilde anlar. Artık, “A” nın düşündüğü ile “B” nin anladığı şeylerin birbirinden epey farklı olduğunu bilmem anlatmama gerek var mı? Üstelik “B” henüz konuşmaya başlamamıştır bile!

Bütün bu süreçte, iletişimin mükemmel olmasına engel iki husus dikkat çekiyor : Elde olmayan faktörler, temelde düşüncenin dile dökülmesindeki yetersizlikle ifade edilebilir ki bunu bile azaltmak mümkündür. Elde olan faktörler ise saymakla bitmez: önyargılar, tutkular, niyetler… Sonra, gelsin, yanlış anlamalar; kırgınlıklar… Bunlardan kurtulmanın bence iki yolu var: Biri “saydamlık” yani açıklıktır. Kendimize ve karşımızdakine…İkincisi, birinciye rağmen iletişimde oluşan boşlukları doldurmak için kullanacağımız “tolerans harcı”dır.

Şimdi, “A” ve “B” nin yerine kendinizi ve çocuğunuzu yerleştirin! Bunu yaparken de çocuğunuzun düşündüklerini ifade etmekte bizler kadar bile yeterli olmadığını, ama önyargılardan arınma konusunda da bizim onlara yaklaşamayacağımızı dikkate almayı unutmayın. Verdiğimiz mesajları çocuklar –önyargısız- olduğu gibi alır, halbuki bizim düşündüğümüz mesaj, çocuğa ulaşırken çok değişmiştir. Üstüne üstlük, bazen arka arkaya çelişkili mesajlar da verdiğimiz olur. Tolerans harcını ise disipline halel gelmesin diye çocuklarımızdan esirgeriz çoğu zaman.

Galiba, çocuklarımıza biraz haksızlık yapıyoruz : yanlış anlıyorlar, bizi dinlemiyorlar diye…

“Çocuğunuzla büyükmüş gibi konuşun” tavsiyesi yapılır. Bu doğrudur, ancak belki daha doğrusu “çocuğunuza karşı saydam davranın” ve “tolerans harcını kullanmayı ihmal etmeyin” tavsiyesi midir acaba? Büyüklere de çoğu zaman “saydam” ve toleranslı davranmayız ki …

Umutla ve sevgiyle kalın,

Erdoğan Okay

Hosting

Hakkında Erdoğan'dan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*