aloevera uyelik
Perşembe , 27 Temmuz 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Çocuk da yaparım kariyer de

“Çocuk da yaparım, kariyer de…”

 

Şarkı ne güzel, umut ve azim ifade ediyor. Gelgelelim, hayat zor ve dört bir yandan zorluyor kadını…

Geçende bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. Buna göre; işyerlerinde, yönetici-çalışan ilişkileri açısında en olumsuz kombinasyonun kadın-kadın olduğu ortaya çıkmış. Bir erkek olarak önyargısız bir şekilde bu sonucu irdelemem zor, ama deneyeceğim. En azından kadınların da bu konuyu önyargısız değerlendirmelerinin güç olduğunu düşünüyorum.

Çalışma, gözlemle değil, anket şeklinde yapılmış ve katılanların %50’sinden fazlası da kadın. Tabii bu çalışma ile erkek egemen toplumun erkek yöneticilerine bir kez daha gün doğmuş ve de kadınların önüne bir engel daha konmuş oldu. “Kadınların arasındaki geçimsizlik” efsanesine yaptığı katkı da cabası…

Günümüzde yaşam koşulları giderek ağırlaşıyor ve ekmeği aslanın ağzından midesine kadar uzaklaştırdılar, sanki marifetmiş gibi. Şimdilerde kuyruğunda aranıyor. İnsanlık, günden güne bilimin ve teknolojinin kazanımlarınlarından yararlanıp refah yolunda ilerleyecek diye beklerken, durumun hiç de öyle olmadığı, giderek eski günlerin arandığı, makroekonominin görünmeyen çarklarının bizleri arasına alıp öğüttüğü bir dönemdeyiz ne yazık ki. Demem o ki, bu yaşam kavgasında, bu hengamede kadın-erkek ayrımı yapmıyor makroekonominin dişlileri…yani burada herkes eşit, ama -kadınların hakkını teslim etmek gerek-erkekler biraz daha eşit.

Evin geçimi sağlanacaksa kadın-erkek eşit ama çocuk büyütülecekse : “eeeee doğa kadına bu görevi vermiş, ne yapalım?”, ev düzene sokulacaksa : “ eh şimdi olacak şey mi erkeğe yakışır mı?”, yemek-sofra toplama-bulaşık falan : “ ne anlarım bu işlerden”…

Şimdi bütün bunlara, kadınların yine kadınlar tarafından ayrımcılığa tabi tutulması eklenmiş biz farketmeden. Eh, “sen de mi Brutus”, ya da “ört ki ölem”…

Zor durumdaki topluluklarda bireyler iki tür tepki verirler: biri, birbirleriyle mücadele etmek, bireycilik, diğerlerinin üstüne basıp çıkmak; ikincisi, dayanışma, birlik olup sorunları birlikte aşmaya çalışma… İnsana yakışan ikincisi, hem aklen hem kalben…

Sabırlı olmak gerekiyor, kadınların iş yaşamına adım atışları daha çok yeni. Tabii bundan günümüz üretim ilişkilerini kastediyorum. Yoksa kadın binlerce yıldır toplumsal yaşamda erkekle birlikte omuz omuza, hem çalışıyor, hem annelik yapıyor. Sorun, bugünkü yapıdan kaynaklanıyor, daha doğrusu yapısızlıktan. Kadınlar –aynı erkekler gibi- bir birey gibi değil de üretim çarkının bir dişlisi gibi görülüyor. Öyle olunca da hem çocuk hem de kariyer yapmak isteyen, bu arada toplumsal yaşama bütün boyutlarıyla katılmak isteyen kadına istihza ile bakılıyor “hadi yap da görelim” der gibi. Kim bu bakışlara maruz kalsa, kendine güveni zayıflar, eli ayağına dolaşır, eğer yönetici ise koltuğunun sallandığını hisseder. Bir söz vardır: “Güneş çarığı sıkar, çarık ayağı sıkar” diye. Bu duygulardaki yönetici de baskıyı aşağıya aktarır. Zaten, iş alemi de –genelde- işlerin insanca ve uyum içinde yürütülüp yürütülmediği ile değil herşeye karşın sonuçların alınmasıyla ilgilidir. Böyle olunca, zaten duyarlı yapıya sahip olan kadının önünde –görünürde-iki seçenek kalır: Ya kariyer planına veda edecek, ya da o beğenmediği erkeklere özenecek. Birincisi, zaten seçeneğimiz değil de ikincisi de çok kötü. Zira, kopyası aslını aratır… (Muhtemelen araştırmanın verdiği sonuç bu)

Bilerek “görünürde” dedim, çünkü maharet ilk bakışta görünenleri değil, görünmeyeni bulmaktır. Değerlerinden kaybetmeden, kendi yolunu açabilmek, hem ana, hem eş olup hem de sosyal yaşamda ve iş yaşamında olabileceğini göstermektir. Nasıl mı? Sabırla ve çalışarak… Kolay mı? Değil! Yakın mı? Değil! Ama, kadınlar bilir iğne ucuyla güzellikler yaratmasını…

 

Nazım’ın bir şiirirle bitirmek istiyorum yazımı:

 

Dünyada birbirinden çok farklı kadınlar vardır;
Sevginin gücüyle yaşayanlar,
Merhamet duygusuyla dünyayı güzelleştirenler,
Güzel sesleriyle rüyalarda yaşatanlar,
Yazılarıyla kağıtlara hayat verenler,
İlgi odağı iyi kalpli prensesler,
Olağanüstü kadınlar,yetenekli kadınlar,
Savasçı kadınlar,bizleri güldürüp,yokluklarında ağlatanlar.
Dünyada hiç tanınmamış kadınlar da vardır,
Herşeyleri elinden alınıp, hatıralarından koparılanlar,
Kendilerini her gün yeni bir savaşin içinde bulanlar,
Haksızlıklar karşısında acı çekenler,
Anlatılamayacak acılari yaşayan kadınlar.
Tüm yokluklara rağmen çocuklarının yanında gülümseyen analar.
Kati kurallara boyun eğmek zorunda kalanlar.
Kaderinin ne olacağını bilmeyenler…
Yaşamının hergünü yüzüne yazılmış olan kadınlar,
Hepsi çok ozel kadınlar, hepsi yıldızlardan güzel kadınlar,
Çünkü onlar tüm güçleriyle dünyayı güzelleştirmeye calışan kocaman kalpli melekler.
Tüm güzel bayanlar,
Annelerimiz, Kızkardeşlerimiz,
Dostlarimiz, arkadaslarımız,
Dünyamızı güzelleştirdiginiz için,
Sonsuz teşekkurler…
Kimi der ki kadın, Uzun kış gecelerinde yatmak içindir…
Kimi der ki kadın, Yeşil harman yerinde,
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir…
Kimi der ki ayalimdir, Boynumda taşıdığım vebalimdir…
Kimi der ki hamur yoguran, Kimi der ki çocuk doğuran…
Ne o, ne bu, ne köçek, ne ayal, ne vebal,
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır!
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır!

 

 

Sevgiyle Kalın,

Erdoğan Okay

Hosting

Hakkında Erdoğan'dan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*