Cuma , 15 Aralık 2017
Hosting



web hosting

Bir Eczanede Büyüdüm Ben…

Çok severim hala ilaç kokusunu, çocukluğumun bağlarından biridir benim için… Eczanelere girince derin bir nefesle o kokuyu ta ciğerlerime çekiyorum. Bana yaklaşık 1 yıl önce babamın vefatıyla kapanan 1974-2008 yılları arasında babamın olan eczanemizi ve de çocukluğumu hatırlatıyor…

Ben 2.5 yaşındayken İstanbul’da annemle babamın –rivayete göre- yollarda yürümekten annemin ayakkabılarının parçalanmasına neden olan devren kiralık eczane arayışları Gaziosmanpaşa ilçesinin bir göçmen semti olan Karlıtepe’de sonuçlanmış. Evimiz de Aksaray’da bulunmuş. Ama annem ve babam beraber çalıştığı ve hergün beni Aksaray’dan Gaziosmanpaşa’ya minibüs tepesinde götürüp getirmek sorun olduğu için, evimiz de kısa zaman içinde eczanemizin 100 m ötesindeki 2 dükkan üzerindeki, 6 daireli, dükkan üstüne 2 kat olan aile apartmanının bir dairesine taşınıvermiş. Ben o zamandan itibarenini hatırlamaya başlıyorum. Annem ve babamla hergün eczaneye gittiğimi, genelde iğne yatağının beyaz muşambasının üstünde öğlen uykumu uyuduğumu, hatta iğneye gelen insanların beni bohça sanıp iteleyerek yanıma uzanıp iğnelerini yaptırdıklarını, eczanede sıkıldığım zamanlar, elime bir bez verilip toz aldırıldığımı çok net hatılıyorum 🙂

Sonra en yakındaki ilkokulun kreşine yazdırıldım. 3.5 yaşındaydım ve sınıfın en küçüğüydüm. Habire beni pataklardı diğer çocuklar 🙂 Ben de kıstırabildiklerimi kapı arkasına sıkıştırır biraz okşardım 🙂

Apartmanımız tarafından bakılan 2 sokak köpeğimiz vardı, Fındık ve Karabaş… Hayvanlardan deli gibi korkan bir annenin kızı olan ben ise, annem beni evde bırakıp çıkarsa ilk iş onları içeri alırdım. Annem beni yalnız bıraktığında mutlaka birisi gelir, kapıdaki paspasa oturup beni beklerdi. Birgün postacı amca, sokakta, başımı karıştırarak okşadığında, bunu gören Fındık adamın üstüne atlayıp paçasını ısırmıştı. Yine annemin gittiği bir gün Karabaş’ı içeri aldım (ne korkusuz muşum, iki ayağı üstüne kalktığında yetişkin bir insan boyunda kocaman bir köpekti). Sonra annemin sesini duydum, eve geliyordu, Karabaş’ı dışarı çıkartmaya çalıştım, gitmiyordu, o gün ne kadar yalvarmıştım ona 🙂 Çıkmazsan ve annem görürse beni mahveder diye 🙂 Neyse son anda çıktı da dışarı, anneme yakalanmadım 🙂 Ve birgün zavallı Karabaş’ın evin karşısındaki kaldırımda can çekişini izledim…Belediyenin zehirlediği köpeğimize yoğurt yedirmeye çalışıyordu, ev sahibimiz… O ise gözlerinde yaşlarla bakıyordu. Bir komşunun “baksana arka ayakları tutmuyor, artık kurtulamaz” dediğini duyduğumda hıçkırıklarla odama koşup yatağımın üstüne kapanıp uykuya dalana dek ağladım. Bir daha da Karabaş’ı hiç görmedim…

Eczanede en sevdiğim iş, ilaçları paket yapmaktı . Ama o kadar çok kağıt ve lastik kullandırdım ki kısa süre sonra babam yasakladı 🙂 Bir de babamı ilaç yaparken seyretmek, hassas terazisinde gramlar halinde tarttığı hammaddeleri karıştırmasını, onları büyük kalamozaya kaydetmesini heyecanla izlerdim.

En büyük pandomim, sterilizasyon için kaynamaya konulan iğne ve şırıngalar, ocakta unutulup yanınca çıkardı 🙂 Amma kötü kokardı yanığı onların, bilemezsiniz. Hala koku hafızamda kaydı duruyor 🙂 Eee o zaman tek kullanımlıklar yoktu. Herkese aynı iğne ve şırıngalar kullanılırdı. Hatta o iğnelerin ucu zamanla kütleşir, kalçaya batınca “kırt” diye ses çıkarırdı, o zaman anlaşılırdı ki, ömrü dolmuş doğru çöpe !

Bir de ellenmesi tamamen yasak olan Facit’imiz vardı. Hatırlarsınız belki şöyle bir mekanik hesap makinası :

facit_ikizanneleriyiz_eczane

Toplama-çıkarma tamam ama ben hala bununla bölme nasıl yapılıyor bilmem. Eczane kapandığında bizim evimize geldi emektar Facit (babam eczanesi devraldığında zaten 12 senelik bir eczaneymiş, üstüne 34 sene de babam eczacılık yaptığına göre demekki Facit en az 46 yıllık). Ama babam bir çırpıda bütün karmaşık hesapları yapıverirdi onunla…

Yazları en büyük eğlencem eczanenin önündeki geniş kaldırımda “düldül”ümü sürmekti, şimdi düldül de ne diyeceksiniz ? Hani pedalları çevrilen çocuk arabaları vardır, direksiyonlu, 4 tekerlekli, hah işte ondan vardı benim de ve adını düldül koymuştum 🙂 Oturunca dizlerim ağzıma gelinceye dek kullandım onu…

İşte eczane kokusu bunların tümünü ve daha nice çocukluk anısını bana bir saniye gibi bir zamanda hatırlatıyor, dediğim gibi eczanede büyüdüm ben, eczane benim için çocukluğum, genç kızlığım, anılarım, en çok da babam demek… O nedenle bir eczaneye girince taaa ciğerlerimin en dibine dek çekiyorum o kokuyu içime…

Sevgilerimle,

ilknur@ikizanneleriyiz.biz

Hosting

About İkiz Bahçem

Check Also

Rüzgar Gibi Geçti

Bu yaz tatilimiz de rüzgar gibi geçip gitti ve de bitti. 15 gün süren tatilimizi, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir