Pazar , 17 Aralık 2017
Hosting



web hosting

Bilinçlenmek

Henüz bundan önceki yazının dumanı tüterken bu yazıyı yazmak gerekti. Konu malûm, Fransa’nın bize yapmaya çalıştığı muamele; bizi aşağılamaya çalışma çabası.

 

Bu boyuttaki hiç bir olay tek başına ele alınmamalı, hem zamanda hem mekanda en geniş şekilde değerlendirilmeli. Zamanda değerlendirilmeli, çünkü, olayın geçmişi var; mekanda değerlendirilmeli çünkü, içinde bulunduğumuz coğrafya, içinde bulunduğumuz şartlar, bu olayı anlamamızda önemli etkenler. Tabii ki çok kızacağız ve tepkimizi göstereceğiz, çünkü açık bir şekilde bir Ulusu aşağılama çabası var. İki konuyu unutmamak gerek, birincisi, kızmak tamam da bir söz vardır, uygun adama, uygun zamanda, uygun yerde ve uygun ölçüde kızmak gerek; İkincisi de, yalnızca kızmakla olmaz, zarar görmemek için plânlı programlı düşünüp davranmak gerek.

 

Fransa’nın davranışı her açıdan pespaye. Başka bir ülke halkını cezalandırmak çabası ayrı, kendi içi politikalarına malzeme yapmak çabası ayrı, temel özgürlüklere aykırı olduğu için zaten sonuç almayacağı belli olan bir kararı geçirme çabası ayrı… Hepsi ayrı rezillik.

 

Rezillik de, bize düşen nedir? Bu kararın öncesi olan soykırım kararı, bugüne kadar 20 ülkede alınmış. Biz ne yapmışız? Bu kararların “pratik sonucu ve zararı olmaz, bize dokunmaz” demiş, kulağımızın üstüne yatmışız. Dünya ülke kamuoylarını etkileyecek, düşüncelerimizi anlatacak, onları yanımıza çekecek ne yapmışız? Çok tevekkel, herşeyi oluruna bırakan bir yapımız var. Bir de çok geniş gönüllüyüz. Bize yapılanları hemen unutur, üzerini çizeriz. Bakın birkaç örnek; 1. Dünya Savaşı öncesi ve içerisinde, bütün Balkanlardan Türkler kırıla sürüle çıkarılmadı oralardan? Biz ne yaptık, hiçbir şey. Anadolu’da Yunanlılar, Fransızlar kadın, çoluk, çocuk demeden insanlarımızı katletmedilr mi? Yine biz ne yaptık, hiç bir şey. Halbuki bunlar savaş suçuydu, Uluslararası yargı konusuydu. Daha yakın zamanda, Azerbaycan’da binlerce masum insan öldüldü Ermenistan tarafından. Biz dururken yılardır, Meksika’nın Hocalı’daki vahşeti katliam kabul ettiği bilgisi geldi dün. Kıbrıs’ta Rum Devleti’nin yaptırdığı baskıları, katliamları anlatamadık kimseye, bir de üstüne üstlük suçluyuz şimdi.

 

Bize düşen bilinçlenmekdir, hakkını savunmaktır, ama bunlardan önce güçlü olmaktır. Güçlü olmak, silah almak değildir; kendi içimizdeki sorunları çözmektir; özgürlükleri en geniş anlamda halkımıza tanımaktır; Dünya çapında sanatçılar, bilim adamları, düşünürler yetiştirmek, bunların önünü açmak, desteklemektir. Dünya kamuoyunda doğru değerleri savunan bir Ulus olduğumuzu göstermektir. Çocuklarımızı, ezik, kendine güvensiz değil, aksine nitelikli, kendine ve Ulusuna güvenen bireyler olarak yetiştirmektir.

 

Her işte bir hayır olduğunu düşünürüm. Umarım bu melanet te bizi kendimize getirmeye, Ulus olarak derlenip toplanmamıza, kenetlenmemize ve bilinçlenmemize yarar.

 

Sevgiyle ve farkındalıkla kalın,

Erdoğan Okay

Hosting

About Erdoğan'dan

Check Also

İkiz anneliğinin tadına varmak…

  Tek bebeğe göre daha zor geçen belki endişelerin de eklendiği bir hamilelik, daha uykusuz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir