aloevera uyelik
Perşembe , 21 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Baba

Geçenlerde bazı gazetelerin orta sayfalarında küçücük bir haber vardı : “Babalığı öğreniyorlar”. İlginç geldi, okudum. Cezaevindeki babaların genelde çocukları ile olan sorunlarına yardımcı olmak amaçlı AÇEV’in bir çalışması. Tabii, bunu yapabildikleri için ve çok ihtiyaçları olduğu için cezaevindekilere yapabiliyorlar, yoksa dışarıdaki birçok babanın belki çok daha fazla ihtiyacı var bu eğitime. Bir katılımcının sözleri ilginç : “Sevgimi göstermeyi, şefkati öğrendim. Onunla küçük oyunlar oynamaya başladık. Maalesef babalarımızdan, annelerimizden gördüğümüz yöntemlerle çocuk büyütmeye çalışıyoruz hâlâ.”

 

Bu çalışmanın gösterdiği önemli şeylerden biri, babalığın -hakkıyla yapmak sözkonusu olduğunda- öğrenilebilir bir şey olduğu. Bir daha ortaya çıktı ki annelik, bebeğin doğuşu bile değil anne rahmine düştüğü an hissediliyor ve anne bu rölü içtenlikle benimsiyor. Babalık biraz daha farklı. Sanki, kazanılması için geçmiş çağların ve genetik kodların katıntılarını temizleyip insanca bakmak, emek harcamak gerekiyormuş gibi geliyor bana. Erkeğin genlerinde, emek harcayarak, mücadele ederek kazanmak olduğu için babalığı da çabalayarak kazanması gerekir ki benimsesin, içselleştirsin. Annelerin, kendi duygularının ve doğuştan gelen, yapılarının bir parçası olmuş Anneliği, Baba’da aramamaları ve kendileri öğrendiklerini uygularken, onların öğrenme sürecinde olduğunu unutmamaları, anne-baba-çocuk ve aile sağlığı için faydalı olur diye düşünürüm. Babalar için de geçen gün duyduğum çok güzel bir sözü ileteyim : “Çocuğumla arkadaş olayım demeyim, onun zaten arkadaşları var ve hep olacak, onun babası olun, çünkü sizin rolünüzü oynayacak başka kimse yok.”

 

Ben babamı tanıdığımda –ki ben 5-6 yaşındayken o, 47-48 yaşlarındaymış- benim penceremden bakıldığında benimle pek ilgisi olmayan, bütünüyle evin geçimine odaklı ailenin bir bireyiydi. Geçim işi zaten ebeveynin görevi olduğundan ve de yakın bireysel ilgi esas değer hanesine yazıldığından olacak, hep kendi göbeğimi kendim kesmişim gibi gelirdi. Bu da içten içe baba Rol’ünün eksikliği hissettirmiştir bana. Bir türlü dost olmaya fırsat bulamamışımdır babamla ve içimde kalmıştır. Sonra da ergenlik fırtınaları – ki insan geçmişe bakınca pek hatırlamıyor ama eminim çok yoğundu… bunlar bittiğinde ve tam babamı dinleyecek, onu anlayacak zamana erişmiş olduğumu bugün kavradığım dönemde, babamı kaybettim. Hiç dost olamadık özetle. Onun birey olarak, kırılan umutlarını; beklentilerini; samimi düşüncelerini; felsefesini paylaşamadık hiç. Yani günlük yaşamın dışına çıkamadık. Onun için de, babmın yerine benden 18 yaş büyük ağabeyimi koydum. Baba dedim içten bir şekilde, hala da derim. İki rolü birden yükledim yani, o da sağolsun yüksünmedi, üstlendi. Aynı, Aşk Yakar’da canlandırdığı Sacit rolündeki gibi… Bir farkla ki ben, Macit (Kadir Çöpdemir) gibi sorumsuz olma şansını bulamadım hiç.

 

Uzun yıllar, ağabey-baba rolüyle yetindim, ta ki evleninceye kadar. İlknur’la tanıştıktan sonra –hani derler ya ruh ikizimi bulmuşken kaçırmayayım diye- yıldırım hızıyla evlenme teklif ettiğimden, aileleri bile tanımaya fırsat bulamamıştık. İlk defa onu, kapıyı açtığında dimdik duruşu,  yüzünde sevecen bir gülümseme ve yakasında Atatürk rozeti ile gördüm. Hemen ısındım- ki kolay beğenmemek gibi kötü bir huyum vardır. Onun da bana ısındığını, kısa süre sonraki kız isteme talebine verdiği yanıtta görünce çok rahatlamıştım: “Memnuniyetle”. Bir damat adayının duyabileceği en güzel söz. Kısa, öz, içten… Zaman içinde, onun da seçici olduğunu öğrenince şaşkınlığım ve memnuniyetim daha da arttı.

 

İnsan anası-babası ile olan ilişkilerinde hiç hesapçı davranmaz, ne kadar kırıldım, ne kadar kırdım diye. Ben de hiç farketmemişim, geçen yıl kaybettiğimizde, ilk şok geçtikten sonra, ağzımdan “değil karşılıklı birbirimizi kırmak, en küçük imalı bir söz dahi etmediğimiz” gerçeği dökülüverdi. Baba’mı bir kez daha kaybetmiştim. Hem bu seferki, çok daha bilincinde olduğum dönemde, olgun yaşımda. Beni bir damat gibi değil oğul olarak gören, seven, her bakımdan destek olan Babamı… Zaman hızla akıp geçiyor, bir yıl neredeyse bitiyor. Bu yıl, babalar günü çok acı verecek bize… Şimdiden içim acıyor…

Kızlarımın sevgili dedeleri, kaybettiğimiz tüm babalar rahat uyuyun…

Baba olmayı öğrenmiş bütün babaların, babalar günü kutlu olsun…

        

Sevgiyle,

Erdoğan Okay

Hosting

Hakkında Erdoğan'dan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*