aloevera uyelik
Çarşamba , 18 Ekim 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Aşka ve sevgiye dair

“Ozanları ve yazarları, herşeyden önce, iki cins arasındaki sevgiyle uğraşan insanlar olarak görme alışkanlığı vardır.” der Aşkın Metafiziği isimli kitabında Arthur Schopenhauer. Bu sözü, “bu iki kesimin aşktan başka uğraşacak bir konusu yoktur” diye anlamak da mümkün ama, ben alıngan davranıp, “aşktan yalnızca bunlar anlar, örneğin, mühendislerin ya da hekimlerin aşkla meşkle işleri ne!” diye anlıyorum. Böylece, daha kitabın başında yazarla kendimi ayrı kamplara koyup her dediğine eleştirel gözle bakıyorum. Tabii 200 yıllık bu felsefe devinin amacı, felsefenin o güne kadar hiç ilgilenmediği aşk konusuna girmek olduğu ve de benim düşünsel hallerim onu hiç ilgilendirmediği için, gözlerim, bu konuda kendisine kadar – belki hatta bugüne kadar- hiç ortaya konmamış felsefi yaklaşımlarla, beynim, aşk ve sevgi konusunda bugüne kadar oluşturduğum –ya da oluşturamadığım- düşünceleri şekillendirmekle meşgul halde, kitabı bitirdim.

Kitabı size özetleyip haddimi aşmam istemem. Yalnızca, okuduklarımdam aklıma kalanları ve esas, okurken beynimin ve dilimin ucuna geliveren şiirleri-sözleri sizlerle paylaşmak istedim.

 

“Bilim ve felsefe yaşamı anlamaya çalışır, sanat ise sevmeye-sevdirmeye…”

 

Okuduğumda çok sevmiştim kısacık tanımı. Ve fakat hep eksik bulmuşumdur, yalnızca bilimi ve yalnızca sanatı tek başına ele almayı. Ne yani dünyayı yalnızca anlamaya çalışacağız, sevmeyi başkalarına mı bırakacağız? Ya da tersi… (İnsan mesleğini böyle mi seçer acaba, ya da yaşamdaki diğer tercihlerini buna göre mi yapar, diğer taraftan?)

 

Sevdiğimiz kıza verdiğimiz mor menekşeye (niye hep erkekler verir sevgi sembolü çiçeği? Bunu da bir düşünmek gerek, acaba zaten estetik denen şey cins-i latifin öz malı olduğu için mi? yoksa mesajı vermek durumunda olanın biz olması gerektiği için mi?) bu olağanüstü (aslında olağan) rengi veren şeyin, yansıttığı ışığın dalga boyu olduğunu söylemek nesnel olarak çok doğru ama gerçekte olağanüstü yersizdir. Zaten bunu yapanın başka bir şey yapmasına gerek yoktur, çünkü büyüyü bozmuş, simgeyi nesneleştirmiştir. Çiçek artık maddedir ve sevgiyle ilişkisi kopmuştur. Artık ne yapsa etse bizim aşık umarsızdır. Bakın, Yunanlı Şair Yannis Ritsos’un “Neredeyse Eksiksiz” isimli şiirinin  dizeleri:

 

Biliyorum, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.

Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.

İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,

Sadece küçücük bir gül benim özlediğim.

 

Sevgi insanın kalbinde belki de, acısı boğazda bir yerlerde düğüm düğüm…

 

Sevdiğini bu güzel dünya ile birlikte sevmek (bu dünya güzel değilse, güzeli var mı ki?)  deyince aklıma William Shakespeare’in 66. Sone’si geldi, Can Yücel’in muhteşem çevirisiyle:

 

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,

Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e,

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,

Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

 

Ustanın elinde, umutsuzluğun incecik örtüsü, sevgiyi örtmek yerine nasıl daha da bir ortaya koyuyor sanki…

 

Sevginin insanlık kadar eski olduğunu, Eski Mısır’lı bir şairin 3300 yıllık ama sanki dün söylenmiş sözleri, kanıtlayıveriyor birkaç dizeyle:

 

Senin o tatlı soluğunu

Sindiriyorum içime.

Eşsiz güzelliğini

Seyrediyorum her gün.

Kuzey rüzgarında duymaya

Can atıyorum sesini.

Seni seve seve gençleşsin

Diyorum bedenim.

Ruhumu okşayan ellerini

Ver bana, ellerini tutarak

Yaşasam diyorum.

Adım düşmesin dilinden

Sonsuzluğa kadar,

Kutlu olsun, mutlu olsun.

 

Her gününüz sevgiyle dolsun…

Erdoğan Okay

Hosting

Hakkında Erdoğan'dan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*