aloevera uyelik
Pazar , 24 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

Arkadaşlık ve Dostluk Üzerine

Sözlüklerde ve günlük konuşmada arkadaşlık ve dostluk arasında bir hiyerarşi vardır. Öyle ya, arkadaşlık kolay bulunur ama dost bulmak öyle mi? Arkadaşlık için gerçi, birbirlerine karşı sevgi ve anlayış göstermek aranır ama tanımın devamında, bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri olma gibi bir “kolaylıkla elde etme, kendi kendine olma” durumuna da indirgenir arkadaşlık. Hâlbuki sözcük kökeninde Arkadaş, Arka daş ‘tan gelir, yani endişe etmeden sırtını yaslayabileceğin, sırt sırta verebilen, seni asla sırtından vurmayacak anlamında…

 

Avusturyalı düşünür Wittgenstein haklı galiba “bir sözcüğün anlamı onun günlük dildeki kullanımıdır” derken. Biz istediğimiz kadar “arkadaş”a güvenle sırtımızı yaslayalım, o belki de kendini tesadüfen o ortamda bulunmuş bir, mahalle; okul ya da ne bileyim iş arkadaşı olarak görüyordur. Ve yasladığınız sırtınıza, kendince küçücük bir diken ama size göre bir hançer saplamakta hiç sakınca görmez.

 

Dostluksa bir başkadır. Çok zor elde edilir. Arkadaşlığın seyreltik tanımına ve sıradan kullanımına karşın dost için, sevilen; güvenilen; gönüldaş uygun görülür. Arkadaş ve Gönüldaş, ikisi de birbirinden sıcak, yakın…

 

Yıllar öne Falif Rıfkı Atay’ın bir makalesinde okumuştum, Türklerin herşeyde olduğu gibi sözcüklerde de çok müsrif olduğunu, anlamlarını ve tatlarını çok hızlı, hovardaca harcadığımızı yazıyordu, bu büyük yazar ve toplum gözlemcisi. Verdiği sözcük örneği de “melek”ti. “Bir zamanlar, söylemekten ve duymaktan tat aldığımız, büyük anlam yüklediğimiz bu sözcüğü harcayıverdik” diyordu. Düşündüm, doğruydu, bize iyi yetmez, çok iyi de yetmez, şimdi mükemmel de yetmiyor. Hani Diva’nın lafı var ya “fevkaladenin fevkinde”, yani “mükemmelin ötesinde”, nasıl oluyorsa?  “Arkadaş”ı da böyle harcamışız demek ki! Neyse, olan arkadaş sözcüğüne olsun, arkadaşları, arkadaşlıkları harcamayalım yeter…

 

Nazım Hikmet gerçek dostu Kemal Tahir’e şöyle demiş bir mektubunda “En aşağı 15 yıl, kafası kafama yüzde yüz uygun meşrebi meşrebime muvafık, fazlaca kalleş olmayan demiyorum, normal, mümkün mertebe bugün kabil olabildiği kadar normal, benim kendimde gördüğüm eksiklikler derecesinde eksik, velhasıl melaike değil kendim kadar iyi, kendim kadar fena olan, bir arkadaş aradım… Velhasıl çok kere kendimi mağdur görmek komikliğine kadar düşerek belki de ortaçağ münasebetlerinin ifadesi olan belki de yeniçağlarda yeni bir muhteva ile ortaya çıkacak arkadaş denen nesneyi inatla aradım. Bilirsin ki bir tane buldum. Karım Piraye’mdir. Kırmızı saçlı bacımız, ablamızdır. Bir tanesi de sensin galiba Kemal.” Dostluğu birlikte oluşturmuşlar, birlikte büyütmüşler, birbirlerinin çalışmalarını okuyup değerlendirerek, birbirlerinin gözlem ve izlenimlerinden faydalanarak, birbirlerini besleyerek, büyüterek, birbirlerine çağları ve çağdaşlarına karşı görevlerini anımsatarak. Aziz nesin onların dostluklarını “Dostluk, birlikte bir iş yapmaktır”, diyerek tanımlamış, devam etmiş “Birlikte duvar boyamak da olabilir bu. Kemal Tahir ve Nazım Hikmet birlikte bir duvar boyuyorlar. İnsanlar insanları daha iyi günlere çıkaracaktır.”  Herşeye karşın dostluk bir başkadır ikisi için; Kemal Tahir, “şahsi felaketlerle meşgul olunacak devirde değiliz. Dünya insanlığı kan dökerek ıstırap çekiyor” der ama Nazım onu şöyle yanıtlar: “Kemal, ne yalan söyleyeyim, şahsi felaket, ıstırap filan ama, kusura bakma, seni çok göresim geldi”.

 

Can Baba’nın sesini duyalım şimdi izninizle;

Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya

İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi…
Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı
İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı….
Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!

İnsanlar vardır; derin bir okyanus…
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi bos sanırsınız.

İnsanlar vardır, coşkun bir akarsu…
Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler.
Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler!
Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz;
Bu tip insanla bir omur dolmaz.

İnsanlar vardır; sakin akan bir dere…
İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak baslı basına bir mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.

İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip.
Her biri başka bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı.
Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı…

İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranışı candan…

 

Bir de dostun dikeni vardır, hani yazının başındaki…

hikaye olunur ki :

…Pir Sultan dar ağacına doğru yürümeye başlar. Hızır Pasa emir verir, herkes Pir Sultan’ı taşlasın, taş atmayanın boynu uçurulmuş bilsin. Uğruna mücadele ettiği halk Pir Sultan’ı taşlamaya başlar.Taşlar Pir Sultan’a kadar gelmekte ama değmeden düşmektedir. Pir’in musahibi Ali Baba tas atmasa da can korkusundan Pir’e gül atar. Gül Pir’e değer ve yaralar. Al kanlar akar bedeninden. Can dostunun bu hareketinden incinen Pir’in dudaklarından su nefes dökülür:

şu kanlı zalimin ettiği işler,
garip bülbül gibi zareler beni,
yağmur gibi yağar başıma taşlar,
ille dostun gülü yareler beni
bir derdim var idi şimdi eloldu,
dar günümde dost, düşmanım beloldu,
ecel fermanı boynuma takıldı,
ille dostun bir fiskesi yareler beni
Pir Sultan Sbdal’ım can göğe ağmaz,
Hakk’tan emrolmayınca rahmet yağmaz,
şu elin attığı taş bana değmez,
ille dostun attığı gül pareler beni

 

Uzun mu oldu bilmem ama,  Gülten Akın’ın  İĞNELİ DOST şiirini almasam eksik olacaktı;

İster ki herkes ölsün
Neler besleyip büyütmüş
Gömmüştür neleri gizli gizli
Belleği sıra
İster ki herkes ölsün

Şarap olacakken sirkeye dönmüş
Üzüm suyu şaşkınlığında
Gidişi kelebek gelişi beygir
Kişnemesi çöplük sanrılarıyla

Yollarda ipekler halılar, çağırır evine
Eli dili soylu Kırmanç güzelliğinde
Tarih düşersiniz artık İsa doğmuştur
Dostluktan önce dostluktan sonra
Arınmıştır kirlerinden insan ve dünya
Belli belirsiz bir sızıyla
Dönüşte eliniz varırsa sırtınıza
Kocaman paslı bir iğne

Onların
Çimen bitmez bastıkları yerde
Sevgi buruşur

 

Dostluk ve Sevgiyle kalın,

 

Erdoğan Okay

 

Hosting

Hakkında Erdoğan'dan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*