aloevera uyelik
Pazar , 22 Ekim 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting

8 Yıllık Anneden….

İKİZLERLE RAFTİNG MACERASI

 

Sevgili İkiz anneleri,

 

“Hiç 2 küçük çocukla rafting yapılır mı ?” demeyin! Biz bu tatilimizde yaptık, çok da  güzel oldu.

 

 

 

 

 

7.5 yaşındaki ikiz kızlarım Lâl – Pırıl, eşim, 18 yaşındaki yeğenim ve teyzemle birlikte öğlen ani bir kararla Side – Çolaklı’dan yaklaşık 45 km uzaklıktaki Köprülü Kanyon’a gittik. Yol tepelerin içinden ve çok virajlı gidiyordu, ancak manzara harikaydı. Çam ormanlarının içinden geçerken kaplumbağa ve sincaplar vardı yolumuza çıkan. Öğlen en sıcak zamanda rafting yapacağımız tesise vardık. Mayoluyken bol bol güneş yağı sürüp üzerimize tişörtlerimizi giydikten sonra uygun can yeleklerini yanımıza alıp, römorkunda botumuzu taşıyan bir araçla nehrin yukarısına çıktık. Sonra biz büyük 4 kişi, 2 de görevliyle birlikte botumuzu nehre kadar engebeli arazide taşıyıp, suya indirdik. 2 yıldır fazla yağmur ve kar olmaması nedeniyle R2 zorluk derecesinde olan kanyonda, kask takmamıza gerek olmadığını söyledi rehberimiz. Ne de olsa zaten çocuklar olduğu için botta devrilmeyecektik (botu deviren kayalar değil rehberlermiş böylece öğrendim) ve zaten temkinli gidecektik. Bu nedenle hepimiz normal şapkalarımızı giydik. Kızların şapkaları uçmasın diye birer tülbentle kafalarına bağladım.Biz 4 kişi botun kenarlarına oturduk. İkizler de botun ortasına. Rehber dümen görevi de göreceğinden en arkaya oturdu.  Sonra bota atlayıp kısa bir eğitimden geçtik, kürek nasıl çekilir, şelalelerden atlarken nereye tutunulur, küreği düşürmemek için neler yapılır v.s.

 

Ve hooooppp hemen ilk şelaleden atlayıverdik, müthiş bir adrenalinle herkes çığlık çığlığa bağırdı, çoookkk zevkliydi. Lâl ve Pırıl korkar mı diye düşünürken baktım onlar da zevkten ölüyorlar rahatladım. Ne de olsa yaklaşık 3 saat sürecek 9 km lik bu parkur ağlayan zırlayan 2 çocukla asla çekilmezdi!

 

Kürek çekerek ilerledik, tabi bu arada sen az çektin kavgaları da olmuyor değildi. Çok güzel manzaraların içinden geçerek, rehberimizini “isteyen şimdi yüzebilir” demesiyle, ilk ben kendimi sulara attım ama buz gibi sulardan nasıl kaçacağımı bilemedim. Tabi bir de akıntı faktörünü unutmamak gerek. Güç bela bota döndüm. Yukarı çıktım demeyeceğim, çünkü yukarı çekildim, ancak öyle binebildim bota geri. Bir süre daha gittikten sonra kıyısında kumluk olan bir yerde durduk ve karaya çıktık. O noktada su sığ olduğundan hepimiz doyasıya yüzdük, kızlarım da kendilerini suya atıp atıp geri çıktılar. Eşim Erdoğan’la rehberimizse karşı kıyıya yüzüp geri geldiler. O akıntıda gerçekten zor işti.

 

 

 

Yolumuza devam edip, bir kayalıkta yine kıyıya yanaştık. Botta soğuyan karpuzumuzu kesmiş tam yiyecekken, teyzem evyah “poşetim suya düştü” dedi, sürüklenen bir poşet gördüm ve saf saf “ne vardı ki içinde?” dedim. “Arabanın anahtarı!” sözüyle bayılacaktım. Bu arada rehber, Erdoğan ve yeğenim, bir ağacın tepesine çıkmış nehre atlıyorlardı. Sevgili yetenekli rehberimiz Arif’e, çığlıklarla seslendiğimiz sırada, yüzen poşet, 1. şelaleye ulaşmıştı bile. Arif kâh karadan kâh nehirden takip ederek bize anahtarı geri getirdi. Yoksa Köprülü Kanyon’da konaklamak zorunda kalacaktık o gece. Neymiş, demekki bota binerken araba anahtarı tur şirketine teslim edilecekmiş !

 

Sonra ısırarak dilim karpuzlarımızı yemeye başladık, şöyle sularını akıta akıta, bu kez de bir keçi sürüsü geldi yanımıza, kabuklarını onlara vermemize rağmen kesmemiş olacak ki, kızlarımın elindeki karpuzlara atak yapmaya başladılar. Onlar karpuzlarını kahramanca (!) korurken gelip çığlıklarla arkamıza saklandılar.

 

Rotayı devam ettirip, yanımızdan geçen 2 ayrı botla da su savaşları yaptıktan sonra, irice bir şelaleden son kez atlayıp kıyıya çıktık. Yine botumuzu yukarı taşıdık. Römorke yerleştirip, arabayla ilk noktaya döndük. Nehir kıyısında asma yaprağında ızgara edilmiş alabalıklarımız, Antalya’nın meşhur beyaz barbunya plakisi ve salatımızla güzel bir akşam yemeğinden sonra tekrar otelimize döndük.

 

 

 

Raftinge giderken mutlaka yanınıza almanız gerekenler :

 

– bol güneş yağı – kıyıda mutlaka yüksek faktörlü kremlerle yağlanmalısınız, yol uzun ve güneş altında giderken pek tekrar yağlanma fırsatı olmuyor
– rafting ayakkabısı – bizim yoktu ama hiç değilse tabanı sağlam bilekten bağlı hafif bir ayakkabınız olması gerekiyor
– şapka
– havlu – çıkışta duş aldıktan sonra
– yarım kollu rahat bir tişört – aksi takdirde can yeleği kol altlarınızı kesiyor
– güneş gözlüğü – ama mutlaka gözlük ipi ile birlikte
– fotoğraf makinası – ücretli profesyonel foto çekimi de yapıyorlar ama kendi makinanızı çıktığınız tur şirketinin görevlisine de vererek kıyıdan da foto çektirebiliyorsunuz.
– Sigara tiryakileri için su geçirmez boyna asılabilecek bir minik çanta – yol 3 saat sürünce bazı tiryakiler için dayanılmaz olabilir.

 

İstanbul civarında Melen çayında da (Adapazarı) Mayıs sonuna dek rafting yapmak mümkünmüş. Orası da R2 zorluk derecesinde, daha zor isteyenler için R2 ve R3 olan Dalaman Çayı var. Sonra da Çoruh Nehri tabi…

 

Ama çocukla gitmek için kolay parkur da olsa 8 yaş civarı bence alt limit. Daha küçüklerle kalkışılmaması gereken bir çılgınlık bence.

 

Köprülü Kanyon’a gitmişken başka nereleri gezebilirsiniz :

 

Milli Park tabii güzellikleri kadar, zengin kültürel kaynağa da sahiptir. MÖ 5. yüzyılda kurulmuş antik Selge şehrinin tiyatrosu, agorası, Zeus ve Artemis tapınakları, sarnıçlar, su kemeri, Köprü ırmağı ve Kocaçay üzerinde bulunan Oluk ve Büğrüm köprüleri ile Selge’yi Pamphlia sahil şehirlerine bağlayan taş kaplamalı tarihi yolu şehrin kalıntılarının en çarpıcı örnekleridir. Rekreaktif öneminden dolayı Köprü ırmağı da görülebilecek yerlendendir.

 

Bizim rafting ve yemek hizmeti aldığımız yer :Eko Motel Rafting&Restaurant (Hüsnü’nün Yeri) www.kanyonlodge.com

 

 

Hosting

Hakkında İkiz Bahçem

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*