Jump to content
ikkoli

EL BEBEK GÜL BEBEK DERNEĞİ SAĞLIK BAKANLIĞININ ‘SÜT BANKASI’ KURMA KARARINI DESTEKLİYOR

Recommended Posts


EL BEBEK GÜL BEBEK DERNEĞİ SAĞLIK BAKANLIĞININ ‘SÜT BANKASI’ KURMA KARARINI DESTEKLİYOR

Anne sütü erken doğan bebekler için ‘hayat kurtarıcı ilaç’ niteliği taşıyor
 
El Bebek Gül Bebek Derneği olarak  ‘Prematüre bebekleri yaşatalım’ sloganıyla  çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.  Prematüre yani zamanından önce doğan  bebeklerin yaşam şansını iyileştirecek her türlü karara gönülden destek vermekteyiz.  Sağlık Bakanlığının Anne Sütü Bankalarının kurulması konusunda aldığı kararı alkışlıyoruz. 
Basında yer alalı beri derneğimize başvuran ve öyküsünü paylaşan yüzlerce anneden ikisi şunları dile getirdiler: 
 
‘Benim bebeğim 29 haftalık doğdu ve Kütahya’da yaşamama rağmen doğumumu Eskişehirde yapmak zorunda kaldım. Doğumdan sonra sütümü sağıyordum fakat üzüntüden midir neden bilmem sütüm az geliyordu.  Topu topu10 ml lik sütü bile taze taze Eskişehir’e bebeğimin bulunduğu hastaneye götürmem gerekiyordu.  Bebeğim benden süt bekliyordu.  42 günlük kuvöz dönemi boyunca sezeryanlı olmama rağmen hemen hemen hergün km lerce yol katetmek zorunda kaldım.  Süt bankası projesini gönülden destekliyorum çünkü benim maddi imkanlarım el verdi ve gittim geldim.   Maddi imkanı olmayan bebeğinden uzakta kalmak zorunda kalan bir çok annemize umut ışığı olacağına inanıyorum.’
 
 
     ‘Benim bebeğim 29. haftada doğdu. 30 gün kuvözde kaldı.   Doktorumuz bana ‘annesi sütûnü sağ, verelim’ dediğinde oturup ağladım hüngür hüngür çünkü göğüs amaliyatı olmuştum ve ana süt damarlarım alınmıştı.   ‘Asla sütün gelmeyecek’ demişti doktorlar.  Eşe dosta haber saldım.  Damla damla süt topladım bebeğime. Çok üzülüyordum sütümü verememenin acısı yüreğimi yakıyordu.  Doğumdan 5 gûn sonraydı göğüslerimde ağrı, sızı, şişkinlik başladı.  1 saat sonra inanamadım; süt geliyordu.   İnanamadım.  Hemen doktora gittim.  ‘Olabilir, mucize diyelim’ dedi.  Damla damla gelen sütümü topladım.  Süt Bankası’nı  destekliyorum.  Erken doğan bebeğine annesütü sağlayamamanın ne demek olduğunu biliyorum.  Mucizelere mucize olsun inşallah.’
Bir anne bebeğinden çok uzakta yaşamasına rağmen damlayan sütlerini onu yaşatmak için kilometreler katederek bebeğine götürmüş, bir diğeri de göğüs operasyonu sonucu ‘sütsüz olma’ riski taşımıştır.  Bunlara ek olarak özellikle çoğul bebekler doğuran premature anneleri bebeklerine süt yetiştirememekte, bazen de psikolojik nedenlerle hasta bebeklerin annelerinin sütü olmamaktadır. 


Bebeklerimizin erken olarak doğması onların her açıdan çok daha korunmasız olarak yoğun bakım ünitelerine yatırılmalarına neden olmaktadır.  Erken doğum yapmanın stresiyle çoğu zaman biz premature annelerinin sütü az gelmekte veya hiç gelmemektedir, sağarak uyarma çabalarımıza rağmen.  Bu arada bebeklerimizin yenidoğan uzmanları annesütünün ‘hayat kurtarıcı’ olacağını bize söylemekteler. 
Bize verilen bilgilere göre annesütü bebeklerimizin barsak beslenmesini çok daha rahat yapmalarını sağlıyor, serumla beslenmeleri daha kısa sürüyor.  Barsakların ölümcül hastalığı olan nekrotizan enterokolitten 6 kat koruyor, hastane enfeksiyonlarından daha az çekiyorlar ve eve daha erken taburcu oluyorlar.  Bebeklerimize olan faydaları taburcu olduktan sonra bile devam ediyor.  Hastaneye tekrar hastalanarak yatmaları azalıyor ve daha az solunum hastalığı kapıyorlar.  Yoğun bakımlarda bebeklerimizi bekleyen bu kadar tehlike varken onlar için annesütü hayat kurtarıcı bir ‘ilaç’ gibi ortaya çıkıyor. 
Anne sütü bankası konusu müslüman ülkelerde ‘süt kardeşliği’ sakıncalarıyla bugüne kadar ele alınamadı.  Tartışması hep kapatıldı.  Bugün artık ülkemizde bebek ölümlerinin 8/1000’e düştüğü yıllara geldik.  Bebeklerimizin yenidoğan ünitelerinde yaşatılma ve sağlıklı taburcu edilme sanşları eğer anne sütü verilerek artacaksa din otoritelerinin bu amaçla annesütü kullanımını ‘hayat kurtarıcı ilaç’  olarak ele almalarını istiyoruz.  Tabii ki süt bankaları kurulurken batıdaki örneklerinden yararlanılarak her türlü sağlık önleminin alınması gerekiyor.  Süt veren annelerin dikkatlice taranması gerektiğine inanıyoruz.  Süt bankalarının iyi bir modelleme ile ülkemizin her yerinde yaygınlaştırılmasını umuyoruz. 
EL BEBEK GÜL BEBEK DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sağlık Bakanlığı'nın üzerinde çalıştığı Anne Sütü Bankacılığı projesiyle günde yarım ton anne sütü bulunabilirse hayata erken veda eden 6 bin prematüre bebeğin yarısı yaşama bağlanabilecek.

spacer.gif

sağlık bakanlığı'nca yapılan çalışmayla Türkiye'deki yenidoğan bakım ünitelerinde, prematüre bebeklerin ihtiyaç duyduğu anne sütü miktarı belirlendi.

Çalışmaya göre, yılda 1 milyon 300 bin bebek dünyaya geliyor. Bunların yüzde 2,5'i yani 32 bini 32 haftanın altında, “prematüre” doğuyor. Prematüre bebeklerin 26 bini hayata tutunuyor, 6 bini ise yaşama erken veda ediyor.

 

Bakanlığın Anne Sütü Projesi'yle yaşama tutunamayan 6 bin bebeğin yarısının kurtarılması hedefleniyor.

 

GÜNDE YARIM TON ANNE SÜTÜ LAZIM

 

Sağlık Bakanlığı'nın çalışmasında, hayata tutunup anne sütüyle beslenen bebeklerin tükettiği günlük anne sütü miktarı baz alındı.

Çalışmaya göre, hayata tutunan 26 bin prematüre bebekten yarısı, yani 13 bini anne sütü alıyor. Bu bebekler de günde toplam 3,1 ton anne sütü tüketiyor.

Kaybedilen bebeklerin yarısının anne sütüyle kurtarılabileceği gözönüne alındığında, bir günde ihtiyaç duyulan anne sütü miktarı yarım ton hesaplandı.

Çalışmada, bu ihtiyacın süt annelerden karşılanması halinde 32 haftanın altında doğduğu için yaşama veda eden bebek sayısının 3 bine düşeceği belirtildi.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gerçekten çok gerekli bir proje olmuş, aşırı süt üretimi olup bunları atmak zorunda olan anneler, başka bebeklerin yaşama umudunu arttırmak adına, seve seve bu tarz merkezlere koşacaklarına inanıyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

<Bundan 51 yıl önce, eşimin annesi doğum yapar yapmaz bebeğini kaybediyor. O kadar sevgi dolu bir kadın için dayanılmaz bir acı, zaten hala ağlıyor anlatırken. Sonra her gün öğleden önce 1 saat ve öğleden sonra 1 saat hastaneye giderek ( sanırım 3 ay süresince, unuttum şimdi) sütünü bağışlıyor.

aradan yıllar geçiyor, eşim gözlerinde ciddi enfeksiyonla doğuyor, 9 gün hastanede kalması gerekiyor, hastanede stoklu anne sütleriyle besleniyor ve çıktıktan sonra da annesi her gün bebeği hastaneye götürüp başkalarının bağışladığı anne sütleriyle besliyor. 

Biz şimdi tartışıyoruz, garip..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ben de sonuna kadar destekleyenlerdenim. Ben de abim de almanya da doğmuşuz annem süt konusunda nadir hatunlardan biridir. Kardeşimden biliyorum 4 yaşına kadar emzirdi." Anne biraz süt versene" diye cümleler kuruyordu emmeyi bıraktığında.Bizim doğumlarımızda Hastane annemin başında beklemiş nerdeyse artan sütleri almak için. Birsürü alman süt kardeşim var dolayısıyla. Keşke bana da nasip olsa vermek.

Share this post


Link to post
Share on other sites

28 haftalık doğum yapmış, 14 ay pompa başında anne sütü savaşı vermiş, yoğun bakımda bir de süt kızı edinmiş olan bir anne olarak girişimin önemini anlıyorum. Ancak göz ardı edilmemesi gereken konu, dinimizce süt yoluyla edinilen akrabalık. Aynı annenin sütü ile doymuş bebekler ve o bebeklerden sonra doğan kardeşleri birbirine öz kardeş sayılıyor. Dolayısıyla hangi anne hangi bebeğe süt verdi, o ailenin ismi cismi vs bilinmeli ve ailece takibi yapılmalı. Çocuklar da büyüdüklerinde birbirini bilmeli. İslam dini nesillerin karışmamasına azami önem vermiştir. Bu kontrol bir şekilde sağlanmalı ama ne şekilde sağlanır bilmiyorum. Ancak  erken doğan bebekler için anne sütünün gıda değil, ilaç olduğunu biliyorum. O yüzden henüz 1 haftalık anneyken 27 haftalık doğan bir bebeğe tereddüt etmeden sütümü verdim. Şimdi uzaklarda süt kızım, ama annesiyle görüşüyoruz ve kızlarıma bir süt kardeşleri olduğunu söylüyorum hep. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu kadar işimin arasında bir de buna takıldım... Çünkü ben bir bankadan aldığımız sütü veren her kim ise onunla akrabalığa inanmıyorum! Ama tabii dini kendime göre yorumlayıp, ben Allah'a inanırım, gerisini de bildiğim gibi yaparım yaklaşımında olduğum için kendimde araştırma yapmadan laf söyleme hakkı görmedim! Yaptığım arama taramalardan sonra Kur'anda Nisa suresinde geçtiğini gördüm (Bugün annemi arayacağım, rica edeceğim Tefsir toplantılarında şu Süt Anne konusunu işleyip bana bilgi versinler diye!) 

Neyse konuya dönersek... Ama tamamen şahsi yorumum.. "Emzirmek" diyor. Emzirmektir bir kadın ile bebek arasında bağı kuran. O ten tene değmektir bence akrabalığı başlatan... Onun dışındaki aslında Milupa Mama'dan farkı yok. Milupa Mama fabrikasındakilerle benim bebeler akraba olmadığına göre süt bankasından alınan ile de bir akrabalık kuramayacağım şahsen!  :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Edibüdücüğüm, evet, nisa suresi 23. ayette geçiyor. 

Ben de bu konularda çok titiz düşünen bir insanım. 

 

Bu arada benim de bir süt kardeşim var, amcamın oğlu kendisi. Bile isteye değil yanlışlık hatası sonucu süt kardeşim (abim) olmuş. :) (Ben de onun oğlunun süt halasıyım bu durumda :) onlar öyle diyorlar... )

 

Ben şunu merak ediyorum yalnız; "şimdi süt kardeş olunca sadece o anda süt emen iki kişiye mi nikah düşmez yoksa onlardan sonra doğanlara da mı birbirleri arasında nikah düşmez?" annen öğrenince bizimle paylaşır mısın? Ya da bilen bir arkadaş varsa o da anlatabilir bana! ;)

 

(Haaa, bunu kendim için sormuyorum. Benim ya da kardeşlerimin -Allah korusun- süt kardeşimin ailesinden birileri ile nikahlık bir durumu(muz) yok.)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sevgili Edibüdü, bir sürü işinin arasında vaktini almışım, iyi mi oldu desem, kusura bakma mı desem bilemedim şimdi :)

Kendi yaklaşımın içerisinde tamamen haklı ve tutarlısın: hani Allah'a inanırım ve gerisini bildiği gibi yaparım dediğin kısmı için. Çünkü benim bahsettiğim durum Nisa suresi 31'i referans alanlar için bağlayıcıdır. 

 

Annen araştırıp sana döndü mü bilmiyorum, ama ayette çok net belirtilmiştir ve süt kardeşler evlenilmesi haram olan kişiler arasında sayılır.

 

İşin hikmetiyle ilgili fizksel sebeplerden bahsedenler de var, google'dan bulur merak eden arkadaşlar. Ancak ben K. Kerim'de yazılanları referans aldığım için bu sebeplerle şimdilik ilgilenmiyorum. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

proje hayata geçerse nasıl bir işleyecek:

 

 

-Süt bağışlayan annelerin sütleri karıştırılmayacak, her bebek için tek donörden süt alınacak.

-Bağış yapan bir annenin bir süt bebeği olacak.

-Güvenli bir kayıt sistemi kullanılacak, süt bağışı yapanın ve alıcının kimlikleri kayıt altına alınacak, bu bilgiler her iki nüfus kütüğüne gönderilecek ve her iki tarafa da verilecek.

-Hem bağışçı hem de alıcıdan yazılı onam formu istenecek.

-Bağışçı annenin bebeği ile alıcı annenin bebeği aynı cinsiyetten olacak.

-Süt alan bebekler 5 yıldan sonra ve her 5 yıllık periyotta en az 5 defa bilgilendirilecek.

sanırım bunlar bazı soruları yanıtlıyor. 

her halükarda bu proje başlamadan biter!

ben hayata geçmesini isterdim, açıkcası beni mutlu eden bir gelişmeydi. 

Edited by hit.y

Share this post


Link to post
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now

×