Jump to content
ikkoli

Dijital Çağın Çocuklarını Nasıl Yetiştireceğiz ?

Recommended Posts

dijital sorunum pek yok şu an, sen kavga meselesini yazınca ben direkt oradan daldım konuya :) o meseleyi de sen açtığına göre ben zaten dağılmış bir konuya dahil olmuşum, masumum :)))) dijital konuya dönecek olursak da, tv'de sadece onlara hitap eden birkaç çizgi film izletirim. Reklamları arada derede kapıyorlar valla engel olamıyorum, şaşırıyorum ne ara o reklamı gördüler de şarkısını filan ezberlediler diye :( Bu genelde babanın eve geldiği saatlerde haber-spor haberi vs. izlerken o aralarda çıkan reklamlardan kapılmış oluyor. Video klip kabusum olmuştu benim çok kısa bir süre, bu da babanın suçu smiley7.gif bir iki tane kendince zararsız gördüğü klip izletmişti, evet belki kötü bir şey yoktu klipte ama izlemelerine de hiç gerek yoktu. Müdahale ettim hemen, kısa sürede çözüldü. Ama müzik sevdası bitmedi, 'where have you been' nerede duysa tanır benimkiler rihanna derler :)) britney'i ve daha birçoğunu sesinden tanırlar, ingilizce bilmedikleri halde ingilizce şarkıları neredeyse doğruya çok yakın şekilde söylerler. İlla arabada giderken bunları dinleyecekler, türkçe müzik de istemezler, çocuk şarkıları filan da kesmiyor benimkileri :)iyi mi kötü mü bilemiyorum, karar veremiyorum ama müzik dinlemelerine de engel olamam değil mi? Bilgisayar kullandırmıyoruz, cep telefonu vermiyoruz ellerine. Hatta mümkün olduğu kadar cep tel. ile konuşmalarına da müsaade etmiyoruz. Tv'yi kendilerinin açmasına izin vermiyoruz, bizden istemeleri gerekiyor. Çok istemelerine rağmen kumandayı vermiyoruz onlara, en fazla durduğu yerden alıp bize getirmeye izin var.

Share this post


Link to post
Share on other sites

bugün cep telefonumu evde unutmuşum sanki elim ayağım eksikmiş gibi hissediyorum.

bu ne biçim bir alışkanlık sahi cep telfonu olmadan nasıl buluşuyorduk haberleşiyorduk konuşuyorduk?

bizrbirimizi görüyorduk?

esir almış beni o küçücük alet.

korkum da çocuklar rahatsızlanır bana ulaşamazlar birine bişey olur.

ben arabayla giderken bi yere toslarım kimseye ulaşamam.

çok fena:(((((((((((

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nasıl buluşuyorduk demişsin ya eski buluşma anılarım depreşti. Meşhur Ankara buluşma noktası Kızılay, Gima'nın önünde, henüz cep telefonu icat edilmemişken buluşmalarda hep erkenden gelip geç kalanları bekleyen bir tiptim ben. Birşey olmuştur, otobüs bozulmuştur vs vs diye diye 2 saat beklediğimi bilirim. Bir de her ne olursa olsun mutlaka geç kalan bir arkadaşım vardı, hiçbir sebebi olmadığı halde sırf ağır bir hatun olduğu için hep ama hep geç kalırdı ve ben onu bile beklerdim saatlerce. Ne büyük saygısızlık di mi ? 

Share this post


Link to post
Share on other sites

İstanbullular iyi bilir, avrupa yakasında buluşulacaksa genellikle Taksim'de ve mutlaka AKM önünde buluşmak üzere sözleşilirdi. O da kalmadı ya artık :(( Evi uzak olan erkenden yollara düşerdi gecikmemek, arkadaşını bekletmemek için. Trafik olur, yolda kaz olmuştur mesela tıkanmıştır asla arkadaşına gecikeğim diye haber veremezsin. Ancak gidince durumu anlatıp özür dileyebilirsin, tabi hala bekliyorsa :) Ben de çok kızardım sebepsiz geç kalanlara.

Share this post


Link to post
Share on other sites

nihan, eskiden nasıl buluşuyormuşuz denildiğinde benim de aklıma ilk önce ama mutlaka kızılay gima gelir. :) ikinci olarak kızılay ykm. öğrencilik yıllarım... fakat yarım saatte bir nasıl da kalabalıklaşırdı di mi bu iki dükkanın önü : ))) güzel günlerdi be ya!

Share this post


Link to post
Share on other sites

vakko idi bizim.

 

bir keresinde vakkonun ordan karşıya geçiyoruz dolmuşa binecez. yeşil tüp geçidin altı.

polis yakaladı bizi. ceza kesçem size dedi.

paramız yok dedik. daha el kadar bebeyiz. (orta 3 filan)

kimlik verin dedi. herkes pasosounu verdi benim yok. gridi koluma hadin karakola dedi.

altıma ettim.

bırakın nolurrr dedim evden alıp geleyim nolurrrrrr başladım ağlamaya. BB dedim koş babama söle. BBBeeeeeeeeeeeeeee

sonra biri kaçtı karşıya onu yakalayacam deyi beni bıraktı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

sonra hepsi kaçtı muhtemelen :)

 

senin buna benzer bir anın daha vardı sanki, biletsizken mi yakalanmıştın ne?

meşrutiyet cad. den ziya gökalpten falan geçmişimdir karşıya ama atarük bulvarından üst geçitsiz hiç geçmedim, iy icesaretmiş sizinki de...

 

ykm, gima, ODTÜ sunshine cafe telefonsuz buluşma noktalarımız :)

bi de benim cep telefonum üniversite 3 de olmuştu, bütün arkadaşlarımın cep numaralarını ezbere bilirim ankesörlü telefonlardan aramaktan...

Share this post


Link to post
Share on other sites

gitti adam bir daha da kimliksiz çıkma benden sana öneri dedi. 

 

evet BB ile biz 18 yaşa kadar müşterek bir hayat yaşadık. para anahtarlar onda üstün insan aklı bende : P

 

okuldan önerken otobüse bincez. mavi otobüs (paralı)

 

otobüs tıkışık. ben önden bindim kapı kapandı otobüs hareket etti. BB kaldı. para onda.

 

cama yapıştım iki elimle BBmsiz aslaaaaaaaaaaaa!

 

diyemedim de adama param yok onda kaldı diye indirin de demedim.niye bilmiyorum.

 

nasıl olur da ben BBsiz otobüste olurum nasıl?  adam biletini almayan var mı dedi. önüme baktım. sustum. mahsunlaştım. 

 

bi durak sonra insem BB görür mü diye düşündüm (cep yok ya daha)

kızılayda indim. her gelen otobüste BBmi aradım.

BBm geldi. onun kolunun altına doğru sokuldum eve gittik :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

DD ciğim, mavi otobüs şimdinin 297 si eskinin 97 si olabilir mi? Benim de ne maceralarım var o otobüste. Mesela bir deli vardı, elinde zurnası binerdi 97'ye( şimdinin 297'sine). Boş da olsa otobüs ( ki o otobüsün boş olma ihtimali pek yoktur. Son merdivende, burnum önümdeki şişman teyzenin popişinde ( popiş diyince kuzucuklarımızın sevimli, minik popişleri gibi bişey sanmayın(ay ne çok parantez açtım kapatamayacam şimdi) evden okula kendimi zor attığımı çok bilirim) merdivende durur ve zurnanın ucunu tam kapı kapanırken dışarı çıkarır, sonra da seyir halindeyken tüm gücüyle çalardı. Otobüsün yanından geçtiği insanların aniden patlayan zurna sesinden irkilmelerine çok gülerdim otobüsün içinden.

Bir de sınav kaçırma öyküm var ki ne çok ağlamıştım. Aylardan Eylül, bütünleme sınavlarımız başlamış. O gün ilk ve orta dereceli okulların açıldığı ilk gün ve haliyle trafik felç. Ceza Hukuku Genel sınavının bütünlemesine yetişmeye çalışıyorum. 97'ye bindim. Kapının ağzında gidiyorum her zamanki gibi. Tandoğan'a geldik trafik tamamen kilitlendi. Ne yapacağımı şaşırdım, sınava yetişmem lazım. İndim Tandoğan'da, o zamanlar Ankaray yeni faaliyete geçmiş, metro daha yok. ama ben Ankaray hiç kullanmamışım, aklıma dahi gelmedi ona binmek. Bir taksiye atladım, otobüsün ilerleyemediği trafikte, taksici amcam kendisinden beklenen çeviklikleri göstererek hamlelerle Kızılay göbeğe kadar geldi. AAAAAa bi baktım direk karşıya dümdüz Kolej, Kurtuluş, Cebeci istikametine gideceğine sağa döndü, Bakanlıklara doğru. Nereyeeeeeee diye bi çığlık atmışım. Ankara oteli demediniz mi demez mi ? Ankara Hukuk'u Ankara Oteli anlamış dürzü. Tabi ben taksiden indim, gidiş istikametine karşıya geçtim, yeni bir taksi buldum, bindim, gittim diyene kadar sınavı kaçırdım. Başlamıştı ve beni almadılar. Çıkınca sorulara baktım, hepsini biliyorum, kantinde oturdum zırıl zırıl ağladım. Pisi pisine alttan aldım bir sonraki sene dersi.          

Share this post


Link to post
Share on other sites

allah bilir kaç başlıkta çocuklara tablet vermeyek diye çığırmış biizmkilerin hiç oynamadığına dair hava atmışımdır.

yapmışımdır biliyorum.

 

bu güzel tükürüğümü şimdi herkesin içinde güzelce yalıyorum. hodri meydan.

 

resmen kocayla aramızda konuştuk ve elbirliğiyle alıştırdık.

 

bunlar hiç oynamıyor yarın öbürgün cahil kalırar diye bildiğinizz zorla oynatıırdırdık.

 

1 aydır filan ellerinden alamıyoruz.

 

hele cumartesi günü o kadar çok işim vardı ki tüm gün oynadılar.

 

kreşle konuştum sınırlayın dediler. çocuklar sınır sever. sınırlandırılmayı sever.

 

bi saat diyorum günde ama uyan kim.

Edited by deryadeniz

Share this post


Link to post
Share on other sites

3. sınıf diye direten ben de bu yılsonuna doğru aldım,

 

bizim sınırımız şöyle:

hafta içi hiç yok. teklif bile etmiyorlar akıllarına da gelmiyor.

cuma akşamı ödevin büyük kısmını bitirdikten sonra serbest,

cumartesi ve pazar da öyle.

saat sınırlaması yok ama kesintisiz 1 saat falan oynamıyorlar, şaşıp düşüp oynarlarsa uzun olduğunu söylüyoruz ve bırakıyorlar,

şimdilik bizi üzmeden bu süreci yönetiyorlar bakalım neler olacak...

Share this post


Link to post
Share on other sites

bizde hala yok, ama babalarının bu son yokluğunda (9 gün) acaba olsaydı da az oyalansalardı demedim değil. Küçük bir tablet gelmişti hediye, o da bozuk çıktı geri yolladım.

Share this post


Link to post
Share on other sites

ben hiç karışmıyorum bu konuda onlara belkide beni hiç üzmüyorlarda ondan

 

bazen evde tablet olduğundan bile bi haberim

 

sıkmayınca acaba daha mı az oynuyorlar ne hatta bazen hadi biraz oyun oynayın diyorum

Share this post


Link to post
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now

×