aloevera uyelik
Perşembe , 21 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting
Tabuları Yıkalım, Bunları Konuşalım: İkizlerimiz ve Cinsellik

Tabuları Yıkalım, Bunları Konuşalım: İkizlerimiz ve Cinsellik

Eyvah çocuklarım bana sorular sormaya başladı…

Pipisiyle çok fazla oynuyor, ne yapsam…

Ya çocuğum eşcinselse…

Soramadıklarınız, tabulaşmış cinsellik… Çocukların cinselliklerini keşfetme maceraları… En çok merak ettiklerimizi Altis Nöroloji ve Psikoloji Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Çiğdem Toksoy’la masaya yatırdık.

İkizanneleriyiz.biz: Merhaba Çiğdem Hanım, önce sizi tanıyalım…

Ç.Toksoy: 1955 İstanbul doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezunum. Yaşantımın 17 yılını bir çocuk yuvasını yöneterek geçirdim. Bu esnada fark ettim ki çocuğun yuva içindeki davranışları çoğu zaman onun yuva dışındaki yaşantısıyla bağlantılı. Bu noktada ailelere yardımcı olmaya başladım. Bu beni 4 sene sürecek aile ve çift terapistliği konusunda eğitim almaya ve bu konuda uzmanlaşmaya itti.

MERAK! BENİM PİPİM VAR SENİN YOK!

İkizanneleriyiz.biz: Şimdi yuva tecrübelerinize dönelim. Çocuklarımızın cinselliğiyle ilgili konuşalım biraz. Biliyorsunuz kız-kız ikizler var, erkek-erkek ikizler var, bir de kız-erkek ikizler var. İkizlerin ne zamandan itibaren odalarını ayırmalıyız, birbirlerinden ayrı giydirmeli, ayrı yıkamalıyız?

Ç.Toksoy:  Benim görüşüme göre aşağı yukarı 5 yaşına kadar beraber yıkanmaları, beraber tuvalete girmeleri sakıncalı değil. 3 yaşına kadar da anne babaları çıplak görmeleri normal. Hatta bunun cinsiyet farklılığını, anatomiyi kafalarında oturtmaları adına çok olumlu etkileri var. 3 yaşına kadar erkek çocuk mesela çıplak olarak annesiyle banyoya girebilir.

İkizanneleriyiz.biz: Gerçekten mi , oysa ki ben tuvalet eğitimi verirken erkek ikizlerime öyle zorluk çekmiştim ki, aman görmesinler, etmesinler diye…

Ç.Toksoy:  Çok yanlış yapmışsınız. Tuvalet eğitiminde anne-baba hiçbir şey saklamadan, çocuklara tuvalet eylemini gösterebilir ve onları eğitebilirler. Çocuklar taklit ederek çok kolay öğrenirler.

İkizanneleriyiz.biz: Merak ediyorlar çok…

Ç.Toksoy:  Haklı çocuk merak edecek, zaten farklı cinsiyetler olduğunu başka türlü öğrenmesine imkan yok. Veya yetişkinle kendi arasındaki farkı. Dolayısıyla 4-5 yaşına kadar bir çocuk bu farkları öğrenebilir. Ondan sonra 2. aşama, yani mahremiyet aşaması gelir. O da şu demek: artık belli bir yaştan sonra çıplak olarak toplum içine çıkmak hoş kaçmaz. Çocuğa bunu anlatmak gerekir. 5 yaşına kadar çıkabilirler, ama 5 yaşından sonra çıkamazlar.

Aynı odada yatmaları konusu daha farklı, bu ilkokul çağına kadar sürebilir. Hatta bazı ailelerin imkanı yoktur, buluğ çağında dahi kız ve erkek çocuklarını aynı odada yatırmak zorunda kalabilirler. İmkanlar doğrultusunda ilkokuldan itibaren odaları ayırmak gereklidir. Onu da anlatmanın yolu: “artık ilkokula başladınız, büyüdünüz, odalarınızı ayırmak lazım”. Benim önerim, imkanlar elveriyorsa ilkokul, elvermiyorsa en geç buluğ çağına kadar aynı odada çocukları yatırmak yönündedir.

İkizanneleriyiz.biz: Anneye babaya cinsellikle ilgili sorular yöneltmeye başladıklarında nasıl bir yaklaşım sergilemeliyiz? Her şeyin doğrusunu nereye kadar söyleyebiliriz?

Ç.Toksoy: Bir kere her şeyin doğrusunu söylemeliyiz, sadece onların anlayabileceği şekilde. İşte böyle seni leylek getirdi, karnıma koydular şeklinde değil. Ben nasıl meydana geldim sorusu; anne ve baba olmadan çocukların meydana gelemeyeceği, anne ve babanın birbirini sevdiği, birbirini seven insanların çocuk yapabildiği, her erkek ve kadının yapamadığı, bunun için de beraber aynı yatakta uyuduğunuz, bebeğin meydana gelebilmesi için babadaki tohumların (sperm demeyin anlamazlar) annedeki yumurtalarla buluştuğu, bu şekilde annenin karnındaki özel bir kesede tohum ile yumurtanın birleştiği ve orada bebeğin büyümeye başladığı anlatılmalıdır. Annenin bu iş için özel bir deliği var, bebek o delikten çıkıp doğuyor, ya da bazen doktor ameliyatla karnını kesiyor, içinden bebeği çıkarıyor şeklinde de doğum eylemi anlatılmalı. Bunları yaşına göre anlayabileceği ifadelerle, ama asla gerçeklerden uzaklaşmadan anlatabilirsiniz.

BU NE ŞİMDİ? PİPİ Mİ, KUKU MU, VAJİNA MI, PENİS Mİ?

İkizanneleriyiz.biz: Cinsel organlarımızı doğru isimleriyle mi söylemeliyiz? Pipi, kuku gibi tabirleri kullanmakta sakınca var mıdır?

Ç.Toksoy:  En güzeli aslında vajina ve penis demek. Pipi, dudu, kukuyu pek tercih etmesek de dilimize yerleşmiş kelimelerdir, çok sakıncası yoktur kullanmanın. Ama mesela argo kelimeler var, kuş gibi. Asla! Yakıştırmalardan kaçının. Dilimizde varolan kelimeleri kullanmalısınız. Ailenin yakıştırmaları değil yani herkesin bildiği, anladığı az önce saydığım kelimeleri kullanabilirsiniz.

EYVAH! ÇOCUĞUM MASTÜRBASYON YAPIYOR!

İkizanneleriyiz.biz: Mastürbasyon konusunda ne yapmak lazım?

Ç.Toksoy:  Bir kere ilk önce çocuklar orada bir hareketlenme fark eder ve zevk duyarlar dokunmaktan. Eğer mastürbasyon yoğunlaşıyorsa, çocuğun mutlaka duygusal bir problemi vardır. Mastürbasyon genellikle durduk yerde olmaz. Yani çocuğun o sorununu hallederseniz mastürbasyon da biter!

İkizanneleriyiz.biz: Neden çocuklarda duygusal problemler mastürbasyona yol açar?

Ç.Toksoy:  Şöyle bir örnekle cevap vereyim sorunuza. Mesela çok ağır duygusal problemlerle boğuşan ve bunlardan uzaklaşmaya çalışan kişiler genellikle ne yapar? Aşırı yer değil mi? Çünkü yemek de bir haz aracıdır. Bu oral bir hazdır, diğeri yani mastürbasyon genital bir hazdır. Çocuk haz alarak kendi kafasındaki sorunlardan uzaklaşıyor. Bu mastürbasyonun sebebini tespit edip ortadan kaldırdığınızda mastürbasyon da kendiliğinden azalacak ve yok olacaktır.

İkizanneleriyiz.biz: Kaç yaşında bu normaldir? Yani 2 yaşlarından itibaren yapar mi çocuklar mastürbasyonu?

Ç.Toksoy:  Cinsellik artık o kadar erken başlıyor ki inanın yapabilirler 2 yaşında da. Ve normaldir. Eskisinden çok farklı çocuklar, inanılmaz çabuk uyanıyorlar cinsellik konusunda.

İkizanneleriyiz.biz: Mastürbasyon sırasında biz ebeveynler ne yapmalıyız? Yani önleyelim mi, elini çek diye kızalım mı? Ne yapalım?

Ç.Toksoy:  Yapılacak tek şey dikkatini başka yere çekmektir. Kırıcı bir söz kullanmadan ama. Fark etmemiş gibi bir yaklaşım en doğrusu. Burada asıl önemli olan çocuğu utandırmamak ve dikkatini başka bir yöne çekmektir. Elini meşgul edecek bir oyuncak verin. Ayıplamadan, yapma demeden…

İkizanneleriyiz.biz: Benim annem bir kere ikizlerimden birinin öğle uykusuna yatırıldığı esnada bunu yaptığını görmüş. Uzun süre yapmaktan ötürü pipisi çok kızarmış çocuğun, annem de: “sakın ha, düşer oradan demiş”… Çocuk artık korkudan hiç ellemeyemiyor bile.

Ç.Toksoy:  Çok yanlış. Bunu sürekli anlatacaksınız, elinize her fırsat geçtiğinde: “yanlış söylemiş anneanne, pipin kesinlikle düşmez, bazen anneanneler de yanlış söyleyebiliyor” deyip düzeltin onu. “Anneanne pipinin çok kızardığını görmüş, canının acıyacağını düşündüğü için sana öyle bir şey söylemiş, gerçekte tabii ki pipin düşmez ama acır” deyin.

ÇOCUĞUMU EVDE KORUYABİLİRİM AMA YA DIŞARIYA ÇIKTIĞINDA TACİZE UĞRARSA…

İkizanneleriyiz.biz: Hepimizin bildiği ve medyadan dehşetle takip ettiği üzere son zamanlarda çocuklara cinsel taciz vakaları arttı. Çocuklarımızı dışarıdan gelecek uyaranlara karşı nasıl korumalıyız?

Ç.Toksoy:  Dışarıdan gelecek tacizlere karşı çocuğa verilecek en önemli mesaj şudur: “Bizim bedenimize biz izin vermedikten sonra kimse dokunamaz!”

İkizanneleriyiz.biz: Bizi çocukken “yabancılarla sakın konuşma” diye tembihlerlerdi…

Ç.Toksoy:  Hayır kesinlikle yabancılarla konuşma şeklinde değil. “Biz izin vermeden bedenimize kimse dokunamaz!” Yanağını okşayabilirler, ama belinden aşağısına biri dokunmaya kalkarsa, kaç, tepki ver, bana haber ver şeklinde. Belden aşağısı çocuğa anlatılmalıdır. Belden aşağısını koruması gerektiğini, çocuğu korkutmadan anlatmalıyız.

İkizanneleriyiz.biz: Kaç yaşından itibaren bunu anlatabiliriz çocuklara?

Ç.Toksoy:  4 yaşından itibaren anlatabilirsiniz. Vücudumuz bizimdir. Belimizden aşağıya annemiz babamız dışında (onlar beni yıkıyorlar, giydiriyorlar) kimse dokunamaz. Veya işte anneannen, baban, ben seni yıkarız, bu nedenle sana dokunuruz. Başka hiç kimse dokunamaz gibi…

İkizanneleriyiz.biz:Çocuklara cinsel şakalar yapmak da doğru değil bu anlamda değil mi?

Ç.Toksoy:  Kesinlikle değil. Piti piti piti pipiye bakın filan olmaz. Pipi bir oyuncak değildir. O bir organdır ve doğal bir şeydir. Bedenimizin bir parçasıdır. Bunun doğal bir şey olması sebebiyle mesela biz yuvalarda çocukları birlikte tuvalete sokarız. Görsünler, merak doğal bir ortamda giderilmelidir. Sonra ileride birbirlerinin donunu indirip bakmaya çalışmasınlar diye. Sınırlanırsa, bunu yapar çocuk. Ama tuvalette görürse olay biter, kanıksar artık bunu.

ÇOCUĞUM EŞCİNSEL Mİ?

İkizanneleriyiz.biz: Çocuklarımızda eşcinsel eğilimler olduğunu nasıl anlarız? Bunun sinyalleri nelerdir? Kaç yaşlarında ortaya çıkar?

Ç.Toksoy:  Cinsel yönelim farkı çocuğun aşağı yukarı 5-6  yaşlarından itibaren fark edilebilir. Üstelik de bu, sizin değiştirebileceğiniz bir durum değildir. Yapısal bir durumdur, çocuğun kromozomlarıyla alakalıdır. Sonradan olmaz. Bizim psikiyatri başucu kitaplarımızda artık hastalık olmaktan çıkarılmıştır eşcinsellik. Biz artık eşcinselliği bir hastalık olarak değil, bir yönelim değişikliği olarak kabul ediyoruz. Bozukluk olarak bile kabul etmiyoruz.

İkizanneleriyiz.biz: Ne yapıyor da 5 yaşındaki çocuk mesela eşcinsel olduğunun sinyallerini veriyor?

Ç.Toksoy:  Barbilerle oynuyor, kızların kıyafetlerini giymeye çalışıyor, kızlar da erkekler gibi davranmaya çalışıyor, bunu bir ölçüde kontrol etmek mümkündür, ama sonsuza kadar kontrol edemezsiniz. Burada da yaklaşım “o kız oyuncağı, bırak onu oynama” şeklinde değil, çocuğu diğer oyuncağa özendirme şeklinde olmalıdır.

İkizanneleriyiz.biz: Etek giymek istemeyen kızlar için de aynını söyleyebilir miyiz?

Ç.Toksoy:  Bunda biraz muallak bir durum var. Bazen kendilerince daha moda olduğunu düşündükleri için bunu yapabilirler. Evde idol haline getirdikleri büyük bir abla vardır, onu taklit yoluna gidebilirler. Anne pantalondan başka hiçbir şey giymiyordur, çocuğunun da etek giymesini bekleyemeyiz. Bunlar çocuğun cinsel yönelim farkı olduğunu göstermez. Ama üç-beş tane olay üst üste gelirse bunu hissedersiniz.

İkizanneleriyiz.biz: Ne yapacağız böyle eğilimli bir çocuğumuz varsa?

Ç.Toksoy:  Böyle bir çocuğunuz varsa eğer, bunu kabullenmek ve sağlıklı yetişmesini sağlamak zorundasınız. Bunu reddetmenin kimseye bir yararı yoktur.

İkizanneleriyiz.biz: Başka oyuncaklara mı yönlendirelim, mesela seks öğesi olmayan bir oyuncak, işte hayvanlarla çiftlik mi kuralım, oturtup oynayalım?

Ç.Toksoy:  Tabii ki. Ama oğlan çocuğu mesela barbi diye kendini yırtıyorsa bir şey yapamazsınız. Hayır sana bu barbiyi vermeyeceğim demenizin çocuğu üzmekten başka bir yararı yoktur. Bizim sakıncalı bulduğumuz şey, mesela bazı aileleler kız çocuk özlemi çekerler, bu nedenle oğlan çocuğunun saçını uzatırlar, etek giydirirler. Bu anneden babadan gelen bir sapkınlıktır. Vardır böyle bir şey Türkiye’de. “Ben öteden beri kız istiyordum, ama maalesef oğlan oldu” diyerek çocuğu yanlış yönlendirirler. Bunun dışında çocuğun kendisinin bir yönelimi varsa, bunu yok saymak hiç doğru değildir.

ÇOCUĞUNUN EŞCİNSELLİĞİ NEDENİYLE BU DİYARDAN GÖÇEN AİLE…

İkizanneleriyiz.biz: Hiç örnek var mı bize aktarabileceğiniz?

Ç.Toksoy:  Olmaz olur mu? Çok çarpıcı bir örnek var. Çocuk 3-4 yaş grubunda benim çalıştığım anaokulundaydı. O zamanlar hiç fark edilen bir şey yoktu. İlkokul 1. sınıfa geldiğinde annesine şöyle bir şey söylemiş: “anne, ben Ahmet’i seviyorum, ona aşık oldum ben”. Anne baba ne yaptılar biliyor musunuz? Hiç aklınıza gelmez…

İkizanneleriyiz.biz: Durumu kabullendiler mi, reddettiler mi?

Ç.Toksoy:  Evet, bir nevi kabullendiler. İşlerini satıp savıp İngiltere’ye yerleştiler.

İkizanneleriyiz.biz: Çocuklarını Ahmet sevdasından kurtarabilmek için mi? Ahmet’ten kurtuldukları takdirde problemden kurtulduklarını mı sandılar?

Ç.Toksoy:  Hayır, bilakis. Bizim çocuğumuzun yönelimi bu. Biz bu çocuğumuzu burada yeterince koruyamayız. Bari İngiltere’ye gidelim ki çocuğumuz uygun koşullarda yetişsin. Biz Türkiye şartlarında çocuğumuzu yeterince iyi yetiştiremeyiz, çocuğumuz mutsuz olur. Burada yetiştirirken zorlanacaklarını düşündükleri için böyle bir karar aldılar. Bunu değiştiremeyeceklerini biliyorlardı çünkü.

İkizanneleriyiz.biz: Takip edebildiniz mi, ne oldu çocuk?

Ç.Toksoy:  Hayır maalesef, ama yalnızca Ahmet’e aşık olmak değil çünkü birçok başka şeyler de olmuş. Çocuğun çok güçlü sinyalleri olmuş vaktinde. Akrabalarla, çevreyle uğraşmamak için böyle bir kaçış yolu seçtiler. Ama herkes bunu yapmalı diye bir şey yok tabi. İngiltere’ye kaçın gidin falan demiyorum. En azından bizim kültür seviyemizde, yaşadığımız çevrede böyle bir yönelim olsa artık bu kadar da tuhaf karşılanmaz, karşılanmamalı diye düşünüyorum.

İkizanneleriyiz.biz: Son olarak ilave edecekleriniz…

Ç.Toksoy: Cinsellikle ilgili çalışmalarımdan ötürü sürekli gay ve lezbiyen sempozyumlarına katılırım. Gayler ve lezbiyenler gelirler, kendi deneyimlerini anlatırlar. Hepsinin ortak noktası mutsuz bir çocukluklarının olmasıdır. İşte bu nedenle biz bunu bilerek hareket etmeli, eğer çocukta böyle bir yönelim fark edersek baskılamamalı, mutlu birer birey olarak yetişmelerini sağlamalıyız.

Cinsel eğilimi farklı çocuk daha önce de belirttiğim gibi kendini güçlü sinyallerle belli eder. Bunun haricinde aileler kesinlikle söz gelimi erkek çocuklarını feminen faaliyetlere yönlendirmesinler, ne bileyim etek giydirip, saçlarını taratıp, kaş aldırmasınlar. Ama çocuk mutfak eşyalarıyla oynuyorsa, yemek pişirmeye meraklıysa, bu onun cinsel yöneliminin işareti sayılamaz. Bütün iyi aşçılar erkeklerden çıkmıyor mu? Ama sürekli etek giymek istiyorsa, kızlarla oynayıp erkeklere göz süzüyorsa o zaman artık anlaşılır yönelimleri.

Sayın Çiğdem Toksoy’a verdiği değerli bilgiler için çok teşekkür ederiz.

UYARI! Bu röportajın bütün hakları www.ikizanneleriyiz.biz’e aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin tamamının ya da bir kısmının kopyalanması, içeriğinden alıntı yapılması yasaktır. Yasal işlemler için Yasal Uyarı’yı tıklayınız.

Eyvah çocuklarım bana sorular sormaya başladı… Pipisiyle çok fazla oynuyor, ne yapsam… Ya çocuğum eşcinselse… Soramadıklarınız, tabulaşmış cinsellik… Çocukların cinselliklerini keşfetme maceraları… En çok merak ettiklerimizi Altis Nöroloji ve Psikoloji Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Çiğdem Toksoy’la masaya yatırdık. İkizanneleriyiz.biz: Merhaba Çiğdem Hanım, önce sizi tanıyalım… Ç.Toksoy: 1955 İstanbul doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezunum. Yaşantımın 17 yılını bir çocuk yuvasını yöneterek geçirdim. Bu esnada fark ettim ki çocuğun yuva içindeki davranışları çoğu zaman onun yuva dışındaki yaşantısıyla bağlantılı. Bu noktada ailelere yardımcı olmaya başladım. Bu beni 4 sene sürecek aile ve çift terapistliği konusunda eğitim almaya ve bu konuda uzmanlaşmaya itti.…

Review Overview

User Rating: Be the first one !
0
Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*