aloevera uyelik
Çarşamba , 16 Ağustos 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting
İkizlik Zor Bir Süreçtir !

İkizlik Zor Bir Süreçtir !

İkizlerimiz sözkonusu olunca, bazı sorular sürekli kafamızı kurcalar durur: İkizlerime nasıl eşit davranabilirim? Kıra kırana kavga ederlerken, haklı olanı tutmalı mıyım? Kavgayı durdurmalı mıyım? Okulda sınıflarını ayırmakta acele mi ettim?…

İkizlik zor bir süreçtir diyor, PSİ Gelişim Eğitim Danışmanlık’tan Uzman Pedagog Feriha Dildar. Tamam ama neden bu kadar zor?

İkizlerimizi büyütürken sıklıkla düştüğümüz tuzakları, bu tuzaklara bir daha düşmememiz için neler yapmamız gerektiğini, ayrıca forum ortamımızda ikiz ebeveynlerimizin bizimle paylaşımlarını Feriha Hanım’a sorduk.

İkizanneleriyiz.biz: Önce sizi tanıyalım Feriha Hanım… Eğitiminiz ve ilgilendiğiniz konular nelerdir acaba? Kurucusu olduğunuz PSİ Danışmanlık’ın çalışma alanları neler?

F. Dildar: İstanbul Üniversitesi’nde, eski adıyla pedagoji bölümünü bitirdim. Sonra Çapa Tıp Fakültesi’ne bağlı Çocuk Sağlığı Enstitüsü’nde yüksek lisansımı yaptım. Çocuk gelişimi ve sağlığıyla ilgili çok detaylı bir eğitimden sonra, ailelerle ilgili müdahale tekniklerinin ve yaklaşımlarının biraz eksik kaldığını görüp aile terapisine merak saldım. Aile Terapisi ile ilgili kurslar aldım, çalışmalar yaptum. Sonra kendimi İngiltere’de buldum. Liverpool Üniversitesi ve Manchaster Çocuk Hastanesi’nde, hem özel eğitime ihtiyacı olan çocuklarla çalışma imkanı buldum, hem de Child Centered Family Therapy (Çocuk Odaklı Aile Terapisi) kurslarına katıldım. Yönümü, çocuk odaklı olarak ailelerle çalışmak şeklinde belirledim. Elbette çocuklarla da bireysel çalışıyorum.

Aile çok dinamik ve bütün bir sistem. Çocuğun problemi, tek başına bu sistemin problemi de olabilir. Problemin tanımı ne olursa olsun, sisteme, annelik babalığa müdahale etmeden yol almanın imkansız olduğunu biliyorum artık. Kurucusu olduğum PSİ Danışmanlık, ağırlıklı olarak çocukların tek başlarına eğitim ve terapi aldıkları bir merkez. Ama merkezimizde aynı zamanda, tanımlanan probleme bağlı olarak, ya da tamamen sağlıklılık üzerinden gidip, anne babanın doğal yaşam krizlerini daha rahat çözebilmelerine yardımcı olmak, aile sistemine de hep çocuk odaklı olarak müdahale etmek gibi bir çalışma tarzımız var.

Ben burada bireysel çocuk terapilerini yürütüyorum. Ayrıca, ergenlerle, otizm, gelişim bozukluğu gibi, okul sorunları, duygusal sorunlar gibi konularda da spesifik çalışmalar yürüten, her biri konusunun uzmanı kişilerden oluşan bir ekibimiz var. Bu tip sorunların yanı sıra, daha önce de belirttiğim gibi çocukların doğal yaşamsal sorunlarını, gelişimlerini takip ettiğimiz danışanlarımız da var. Özetleyecek olursak hem çocuk terapisi, hem de çocuk üzerinden anne baba ile birlikte çalışma olarak adlandırılabilir.

İkizanneleriyiz.biz: Danışan?

F. Dildar: Biz, bize başvuranları ve üzerinde çalışmalar yürüttüğümüz kişileri “Danışan” olarak adlandırırız. “Hasta” deyimini kullanmayız.

İKİZLİK… BAŞKASINA RAĞMEN VAROLABİLMEYİ DENEYİMLEMEK

İkizanneleriyiz.biz: Sizin ikiz pek çok danışanınız var. Ben yakinen takip ediyor ve biliyorum. Çoğul pek çok danışanınız var.  Bu nedenle ikizlerle ilgili spesifik sorular hazırladım. Şimdi izin verirseniz onlara geçelim…

İkizlerin beceri ve karakter farklılıkları var. Bunlar aslında ayrı bireyler. Birinin iyi olduğu bir noktada, diğeri iyi olmayabiliyor. İyi olanı alkışlamak ya da ödüllendirmek gerekiyor. Ama aynı konuda, mesela diğeri kesinlikle iyi değil. Burada nasıl bir denge kurabiliriz?

F. Dildar:Şimdi bir kere ikizlik, hakikaten anne babalara olduğu kadar, çocuklar için de zor bir süreç. Onların, tek çocuklara ya da farklı zamanlarda doğmuş kardeşlere nazaran çok önemli güçlükleri var. İkizlik bazen tek başına bir terapi endikasyonu bile olabilir. Literatürde böyle geçer. Çünkü, bir başkasına rağmen varolmayı deneyimlemek, iyiyi kötüyü, olumluyu olumsuzu da içeride kotararak bütün haline gelmek için, önemli bir desteğe ihtiyaçları var.

Anne babaların çok sık düştükleri bir tuzak var, o da yapay bir benzeştirme çabası. Yani anne babalar, aralarında 10-11 ay fark olan çocuklarına daha rahat, daha bireysel bir tutum sergileyebiliyorken, ikiz çocuklarına, aynı anda, aynı noktada, aynı sevgiyi, aynı bakımı vermek gibi yanlış bir düşünce ve tezahür içinde bulunabiliyorlar. En büyük kazalar da buradan çıkıyor, bu yapay benzeştirme çabasından. Bu tutum, onların ötekine rağmen varolmalarını, bağımsız birer birey olabilmelerini de gerçekten engelliyor. Anne babanın arka zihninde, hep eşitlemeye çalışma çabası devam ettiği müddetçe, bu çocukların rekabetten kurtulup, “onda da, bende de olsun” zihniyetinden sıyrılıp, kendi alanlarını çizmeleri zorlaşıyor.

Bu sebeple, çalıştığım ikiz anne ve babalarına, ilk aylardan itibaren, damak tatlarıyla ilgili, beslenme süreleri ve kondisyonlarıyla ilgili, banyo ve uyku saatleriyle ilgili, daima birbirlerini takip eden ve aynılık sunan bir süreci değil, bireysel süreçlerini oluşturmayı tavsiye ediyorum.

EŞİTLİK BASKISI

F. Dildar: Gerçekten, aynı anda doğmanın dışında onların iki kardeşten bir farkları yok!

Biri tatlı sevebilir, diğeri tuzludan hoşlanabilir. Biri daha sık acıkır, biri daha çok, ama daha az öğünlerde yer. Biri daha uykucudur, diğeri uykuya daha az ihtiyacı olan bir bebektir. Biri daha hareketli oyunlar sever, öbürü daha durağan oyunlardan hoşlanır.

Biriyle oluşturulmuş, ötekininkiyle benzeşmeyen bir süreç anne babada suçluluk yaratıyor. Hani sanki eşitlik ilkesi bozuluyormuş gibi. Halbuki hiç öyle değil. Anne ve baba, iki çocuğuna da “tüm kenarları birbirine eşit, ya da iç açıları toplamı birbirine eşit” gibi matematiksel bir eşitlik sunamaz! Her anne ve babanın çocuklarına davranışları, çocukların bireysel özelliklerine göre değişir zaten. Doğal olanı da budur. İkizlerde bu maalesef çok sekteye uğrayan bir şey.

    • İlk aylardan ve yaşlardan itibaren, “ikizler” diye çağırmamak…
    • “Kızlar, erkekler, oğlanlar” dememek, isimlerini söylemek…
    • Aynı odada olsalar bile, her birinin kendine ait bir alanının olması; birinin elbiseleri bir dolapta, diğerininki başka bir dolapta, ya da aynı dolapta ama bir taraf birine, öbür taraf diğerine ait gibi… Ortak kullanılan şeyler de olabilir elbette, kardeşlik ilişkisi içerisinde.
    •   Aynı anda aynı şeyi ikisine de almamak…

gibi, aslında çok somut, ama hepsinin bir sembol olduğu, günlük yaşam düzenleri…

Bu eşitlik baskısı, ikiz annesinin en fazla yaşadığı baskılardandır. Ben hep şöyle öneririm: “10 ay arayla doğduklarını düşünün! O zaman daha rahat edeceksiniz.”

GERÇEĞE DÖNÜŞEN KEHANET!

F. Dildar: Bir de ilerleyen yaşlarda, aynı aktiviteleri, ikili ve aynı anda yapmak gibi bir zorunluluktan kesinlikle uzak durmak lazım. Yani aynı çocuk, hem anneyle, hem babayla ayrı ayrı olacak, hep birlikte de olacaklar tabii ki. Bu yasak değil ama, nedense birinin evde kalıp, diğerinin götürülmesi de aileler üzerinde bir suçluluk yaratır. Bakın, anne babanın arka zihninde oluşturduğu senaryo her neyse, çocuklar bu kehaneti gerçeğe dönüştürür. Bir süre sonra, onlar da herşeyi eşit talep etmeye başlarlar. Çünkü onlara o zaman kadar konuşulan ya da konuşulmayan, ama bir şekilde iletilen gerçektir bu.

Bir de her çocuğun birbirine göre güçlü ve zayıf yönleri vardır. Zaten ikizlerde çok ilginçtir ki, “birbirini tamamlayan” karakterler görülür. Bu hep değişir ilk çocukluk döneminde; birinin iyi yaptığını diğeri o kadar önemsemez, o da başka bir alanda varolmak ister. Bu çok güzel bir şeydir! Onlar birey olma çabası içindedirler. O daha çok spor yapıyor, diğeri daha çok sanatla ilgileniyor gibi bir gerçeği kabullenebilmek ve buna hüzünlenmemek lazım. Çocuklarda bu durumun bir iç yara haline gelmemesi lazım. Herkes, kendi alanında hakettiği alkışı ve mahrumiyeti yaşamalıdır. Birey olmak da bunu gerektirir zaten.

MÜDAHALELERİ AZALTIN!

İkizanneleriyiz.biz: Çok güzel. Peki bir de ikizler arasında çok şiddetli kavgalar oluyor. O esnada ne yapalım? Seyirci mi kalalım, müdahale edelim mi? Bu kavgaların şiddeti özellikle erkek ikizler arasında çok artıyor. Ne zaman ve ne şekilde müdahale edilmeli? Annenin veya farklı birinin yapacağı müdahale ne şekilde olmalı?

F. Dildar: Bakın yine, kardeş kavgası ile ikiz kardeş kavgasını ele almak arasında hiçbir fark yok. Kardeşlik alt sistemi, büyük aile ana sisteminin hem içinde bir sistemdir, hem de özerk bir sistemdir. Tıpkı anne babalık alt sistemi gibi. Çocuklar burada, bizim her zaman çok da anlayamadığımız bir dolu dinamik yaşarlar. Burada, bireysel sınırlarını çizip, birbirlerinin gücünü, alanını öğrenmek için sürtüşmeye ihtiyaç var. Bu sürtüşmeden suçlu çıkacak diye birşey yok. Bu bir sınır savaşı. Tarihler boyunca ülkeler de sınırlarını oluştururken sürtüştüler. Burada çatışma ve çekişme zaten var. Ama bunu patolojik hale getiren, yine malesef anne baba tutumudur.

Kardeş çatışmalarında benim hep söylediğim bir slogan vardır. Ne yaparsanız yapın, yanlış olacak! Yani herhangi birine yaptığınız bir müdahale, ne kadar doğru yerinde bilemeyiz, çünkü o sizin anlık algınızdır. Gerçekte, sadece kendi aralarında oluşmuş ve kendilerinin bildiği bir dinamik var. Anne algısı da yanılgıya düşebilir. Birinin lehine yaptığınız müdahale, mutlaka diğerinin aleyhine sonuçlanacaktır. Ayrıca şu gerçek hiç unutulmamalı: Çocukların anne babalarına olan öfkeleri de birbirlerinden çıkar. Dolayısıyla mümkün olduğu kadar, onların kendi sınırları içerisinde çözüm bulmaları için, onlara alan ve zaman vermek gerekir.

Ben, duygusal ya da fiziksel ciddi yaralanmalar olana kadar hiçbir şey yapılmamasının en iyi yöntem olduğunu düşünüyorum. Ancak, o ana kadar çok müdahale etmiş bir anne baba, birden bire müdahaleyi kestikleri anda, çocuklar kendilerini durduramıyorlar. O süper egoyu, yukarıdan birinin değerlendirmesini istiyorlar. Bu nedenle, eğer kavgaları esnasında sergilediğiniz tutumu değiştireceksiniz, çocukları önceden bundan haberdar etmeniz gerekmektedir:

“Ben sizin artık yeteri kadar büyüdüğünüzü düşünüyorum. Biz anne baba olarak karar verdik. Bizim karar verdiğimiz noktada, arada size dur diyeceğiz ama, çoğunlukla sizin kendi sorununuzu kendinizin çözmesini bekleyeceğiz.”

O minik itişlerden kakışlarda, o sınır savaşlarında, gerçekten hiçbir şey yapmamayı başarmalısınız. Dozu arttığında ise, önceden tasarlanmış ve tanımlanmış bir şekilde, haklı haksız aramadan, hakem ya da hakim olmadan, yargılamadan, mutlaka duyguyu tanımlayarak tavır takınmanız gerekiyor.

“Bir tane arabanız var ve ikiniz aynı anda oynamak istiyorsunuz. Anladım. Birbirinize çok kızgınsınız. Sakinleşene kadar sen burada oyna, sen de burada.”

İsterseniz sorabilirsiniz de:“Bulabilir misiniz bir çözüm?”

Yanlış olan tutum şudur:

“Ama sen de kardeşine böyle yaptın, ben gördüm. Sen de şimdi şöyle yap!” gibi pragmatik müdahalelerle birini tutmak ve diğerine yüklenmek durumunda kalıyorsunuz. Burada o çok istediğiniz eşit vuruş bile söz konusu olamaz.

OLUMLU DAVRANIŞLARI ÖDÜLLENDİRMEK

İkizanneleriyiz.biz: Böyle davrandığınızda, yani istemeden de olsa kavga esnasında birini tuttuğunuzda, bunun sonucu ne olur?

F. Dildar:Haksızlığa uğramış olan o kadar öfkelenir ki, bu öfke döner kardeşinden tekrar çıkar.

İkizanneleriyiz.biz: Gelişimlerini de etkiler neticede…

F. Dildar: Evet, elbette. Son derece öfkeye ve çekişmeye dayalı bir ilişkiyi tetiklemiş oluyorsunuz.

Bir şey daha: Maalesef, anne babalar olarak, olumlu durumları hep zaten olması gereken durumlar olarak düşünürüz. Kavga etmemeleri, bilmem ne kadar saat birlikte oynamaları, bir çikolatayı bölüp paylaşmaları… Halbuki onlar zaten olması gereken durumlar değil, görülmesi ve ödüllendirilmesi gereken durumlardır. Anne baba oralarda asıl müdahale etmeye çekinir. “Aman bozulmasın” diyerek. Tam da oralar, asıl reaksiyon verilmesi gereken yerlerdir.

“Bir süredir bakıyorum, ne kadar güzel kaynaşıyorsunuz! Ne kadar güzel oynuyorsunuz!” demek aslında çocuklara çok iyi gelen bir şeydir. Bu çok pozitif bir yaklaşımdır. Eğitimin temel ögelerinden biridir. Olumlu davranışı destekleme…

ANNE BABA İKİ FARKLI UÇ OLURSA…

İkizanneleriyiz.biz: İkiz büyütürken anne babaların belirlediği ortak tutumlardan biraz bahsedelim. Sitemizde pek çok üyemizin ortak sorununa değineceğim. Çocuklar genellikle anneleri tarafından büyütülüyorlar. Bakıcı ve anne bazen. Anne, çocuklarla daha fazla zaman geçiriyor. Çalışan anne dahi olsa, çocukların fiziksel ve duygusal ihtiyaçları, en fazla yine anne tarafından gideriliyor. Anne otoriter olmak zorunda kalıyor. Baba ise, zaten kısıtlı saatlerde çocukları görebildiği için daha toleranslı olabiliyor. Bir dengesizlik oluyor. Ne yapmalı?

F. Dildar: Şimdi anne babaların, sanki birisi otorite temsili, diğeri de sibop olmalı gibi ayrılmaları var aralarında. Çocuğun kendi nezdinde, gerektiğinde kural koyan, gerektiğinde onunla eğlenen, gerektiğinde problem çözmesine yardım eden iki ayrı ebeveyne ihtiyacı var. Bir ebeveyn bir kanalı, diğer ebeveyn diğer kanalı temsil ederse, çocuk iç dünyasını bütünleştiremez. Bu ayrım, çocukları da iki uçta davranmaya iter. İki tane garantörü ve rol modeli vardır, iki ebeveyn. Bütün yaşamlarıyla ilgili temayülleri hep anne baba üzerinden geçer. Onun için “All good, all bad” (en iyi, en kötü) gibi, “otorite-yumuşak” gibi ektstrem uçlara çekiştirdiğiniz zaman, çocukların içini de ayırmış oluyoruz. Halbuki anne va baba, aynı anda kendi içlerinde gereken nasıl bir tutumsa, bunu göstermek zorundalar. Bu, onların ebeveyn sorumlulukları. Birinin yaptığını öbürü toplayacak, birinin yıktığını diğeri onaracak gibi bir şey değildir ebeveynlik.

Şunu da kastetmiyorum. Diyelim ki, baba ve çocuklar arasında o anda bir sorun yaşandı. Çocuklar çözüm için anneye geldiler. Anne tarafından da sertçe itilmeliler, asla demiyorum. Elbette anne, çocuklar kendilerini o anda yalnız hissetmesinler diye onları şefkatle sarabilir; “Baba galiba şunu beğenmedi, haydi gelin bakalım, ne yapmamız lazım?” diyerek babayı sabote etmeden de çocuklarının şefkat ihtiyacını giderebilir.  Kapsayıcı olabilir, yani, birinin diğerini çaresiz anında desteklemesi mümkündür, mutlaka sabote etmesi gerekmiyor.

Annenin kendi başına daha çok kural koyması, babanın yumuşak ve sevgi dolu tarafını sabote edici bir davranıştır. Baba da daha çok sınırlarını genişleterek, bu defa annenin kurallarını sabote etmiş oluyor.

İKİZLERİN SOSYALLİKLERİ DESTEKLENMELİ

İkizanneleriyiz.biz: İkizlerin yaşıtları tek çocuklara göre daha az sosyal oldukları doğru mudur? Sosyallikleri ne şekilde desteklenebilir?

F. Dildar:Doğrudur. Zannedilir ki hep, onlar iki kişi oynamaya alıştılar,  baştan bir tane arkadaşı var. Tam tersi onlar, ikili ilişki ihtiyacını kendi aralarında doyurdukları için, dışarıya daha az açıktırlar. Yine burada da eşitleştirme, aynılaştırma, benzeştirme çabasının kesilmesinden bahsedeceğim. Okul öncesinden itibaren, dikkatli her anne baba, her birinin ayrı oynadığı arkadaşlarının olduğunu farkedecektir. Birine ve diğerine ayrı arkadaşları davet etmek. Ayrı arkadaş programları yapmak. Elbette ortak arkadaşları da olacaktır, doğal bir süreç içerisinde. Ama bu alanı da onlara sağlamak. 2-3 yaşında değil belki ama, dış çevreye adım atıp biraz güven geliştirdikten sonra ayrı sınıflara koymak…

İkizanneleriyiz.biz: Birbirleri arasında aşırı kıskançlık olan ikizlere karşı tutum… Birbirleriyle sürekli mukayese halinde olmalarını nasıl önleyebiliriz? Bu karşılaştığımız en berbat durum.  Belki de bunun için okullarda sınıfları ayırıyorlar.

F. Dildar:Aslında fiziksel, zihinsel, sosyal gelişimleri yolunda giden, birbirlerine yakın gelişimler gösteren ve aynı sınıflarda olan ikizlerde illa da sorun çıkıyor diye birşey yok! Size söyleyeyim, tek bir doğru yok! Ama farklı özellikleri olanlarının mutlaka alanlarının ayrılması lazımdır.

HER OYUNDA BİR KAZANAN, BİR KAYBEDEN VARDIR

İkizanneleriyiz.biz: Şimdi mesela, çoğunlukla biz üçümüz (anne ve ikizler) birarada oynamak zorunda kalıyoruz. Çoğunlukla ben tekiyle vakit geçirebilecek durumda değilim. Üçümüz bir oyun kuruyoruz, ama biri çok daha iyi gidiyor o oyunda. Diğeri de pasif kalıyor ve hırslanıyor belki. Şimdi burada ne yapalım?

F. Dildar:Birbirlerini kıyasıya kıskanan çocukların, mutlaka arkalarında onları kıyasıya kıyaslayan bir anne baba vardır. Bu yine kendimize ayna tutmakla çözülecek bir şey. Elbette bir kazanan ve kaybeden olacaktır. Diğerinin de başka alanları güçlüdür. O anda kaybetmeyi tolere etmeyi de öğrenecektir. Yalnız bazen, olağanüstü eşitsizlik durumunda, yani birinin diğerine nazaran sürekli ezildiği bazı durumlar da olabilir. Biri çok güçlü bir ikiz partnerse, diğerine çok az alan kalıyorsa, o zaman belki anne babanın onun yeteneklerini, iyi olduğu alanları keşfetmek için ekstra bir çaba göstermesi gerekebilir. Anne babalık zaten budur. Birden çok çocuğunuz olduğunda ikiz, üçüz, farklı yaşlarda çocuklar, ne olursa olsun, kimin neye ihtiyacı varsa, o tarafını desteklersiniz.

AYRI SINIF MI, AYNI SINIF MI?

İkizanneleriyiz.biz: Az önce biraz yanıtladınız aslında ama tekrar sormadan edemeyeceğim. Okullu ikizlerimiz çok fazla çünkü. Ayrı sınıflarda olmalarından ötürü sıkıntı çekenleri var. Okula ve ayrılığa intibak edemeyen küçük yaştaki ikizleri siz birleştirmeyi önerir misiniz?

F. Dildar:Tabii ki. Okul öncesi erken dönemlerde olabilecek bu intibak sorununda, anlarız ki henüz ayrılmaya hazır değiller. Hazır olmadıkları bir şeye zorlamak çok doğu bir şey değil.

İkizanneleriyiz.biz: Böyle devam ederlerse, yani ayrı sınıflarda olmalarına zorlarsanız ne olur? Kötü bir şey olur mu? Yoksa kör topal alışırlar mı bu duruma?

F. Dildar: Dış dünyaya ilk adımda, makul bir süre beraber olmalarının, sonra iç rahatlığıyla uygun ayırımların yapıldığı ve işlerin sarpa sardığı hiçbir durumla karşılaşmadım. Bir yıl birlikte gittiler. Bir yıl daha beraber olmayı talep ediyorlar. Ama okuldan gelen bilgi o ki, kendi içlerinde herşeyi kotarabiliyorlar, gayet hazırlar, o zaman tabii ki onların bu taleplerine saygılı olmayacağız. Sınıflarını ayırabiliriz. Gelişimleri için biraz yas tutmalarına göz yummak gerekebilir. Ama  dediğim gibi, makul bir süre ve iyi bir destekle olmalı.

İkizanneleriyiz.biz: İkizlerin büyüme sürecinde, birbirlerinden karakter alışverişleri yaptıklarını ve birbirlerinden huy aldıklarını söylemiştiniz bir keresinde, sizinle yaptığımız seanslardan birinde. Bu hep buluğ çağına kadar böyle mi devam edecek? 

F. Dildar: Hayır, kendi yollarını, tam olarak bireyselleşmeyi tamamladıktan sonra çizecekler ve dediğim gibi, bireyselleşme süreçleri iyi desteklenirse, bir müddet sonra siz onları tanıyamayacaksınız.

İkizanneleriyiz.biz: Farklılıkları iyice belirginleşecek yani…

F. Dildar: Farklılıkları, ilgi alanları belirlenecek. Farklı problem çözme yöntemleri ortaya çıkacak.

UYKU TERÖRÜ

İkizanneleriyiz.biz: Size şimdi de uyku terörü ile ilgili sorular sormak istiyorum. Sitemiz iletişim adresine uyku terörü ile ilgili pek çok soru geliyor. Demek ki bunu yaşayan pek çok anne baba var. Gecenin bir yarısı biri, ikisi birden değil, sadece biri bağırarak uyanıyor. Kabus görüyor gibi. Ve bu sahne, her gece tekrarlanıyor. Ağlıyor ama o sırada avunmuyor. Çünkü çocuk halen uyku halinde. Anne baba da çok uykusuz kalıyorlar. Çocuk çok tedirgin oluyor. Çocuğun tedirginliğinden ötürü anne baba da tedirgin oluyor. Bunun sebebi nedir? Nasıl aşılabilir?

F. Dildar: Gece yarısı kaygılı bir şekilde uyanarak ağlamanın bir yığın sebebi olabilir.Yüksek kaygı, ayrılık anksiyetesi, uykuyla ilgili oluşturulmuş yanlış kondisyonlar… Ben bunların her birini tek tek değil de, spesifik olarak gece terörünü açıklayabilirim. Tekrar belitmeliyim ki, bu açıklama, tüm gece ağlamalarının açıklaması değil.

Gece terörü, uyuduktan sonra ilk 3-5 saat içinde, uyku ve uyanıklık arasında, çocuğun büyük bir kriz ağlamasıyla teskin edilemediği, o esnada hiçbir mesaj almadığı, sonra kendi kendine sakinleşip uykuya kaldığı yerden devam ettiği bir durumdur.

Uyku terörünü birçok teorisyen farklı açıklıyor. Ama nörolojik olarak bakıldığında, beyinde, beynin komutlarıyla vücut arasındaki şalteri kapatan bir sistem var. Şalter kapanınca, beyinde imgeler, komutlar devam etse bile, vücut buna reaksiyon vermiyor. Rüyanızda kolunuzu kaldırdığınızı görüyorsunuz, ama aslında kaldırmıyorsunuz. Tükürdüğünüzü görüyorsunuz, ama tükürmüyorsunuz gibi… İlk çocukluk döneminde bazen bu şalter aralık kalıyor. İmgeler oluşmaya başladığında, vücut reaksiyon veriyor. Aslında bu beklenmedik bir durum olduğu için, bir karmaşa yaratıyor. Uykuyla uyanıklık arasında ne yapacağını bilememe durumu söz konusu oluyor. Burada en kritik olan nokta, çocuğun hiçbir şekilde uyandırılmaya çalışılmamasıdır. Zaten mesele uyaran fazlalığı olduğu için, uyaran verilmeyecek, kaygılanılmayacak, ama bir kazanın medana gelmemesi için de çocuğun başında durulacak. Mümkün olduğunca sözel ve fiziksel uyaran verilmeden bunun geçmesi beklenecek. Siz bir şey söyledikçe, çocuk daha çok ağlar. Bir şey yaptıkça, daha çok çığlık atar. Yalnız bu durumun makul bir sürede geçmesi lazım. Çok sıklaşması, giderek artması, aylarca sürmesi halinde, mutlaka bir çocuk nöroloğu görmelidir. Çünkü bazen, nörolojik bazı problemler sebebiyle de böyle ataklar olabilir.

İkizanneleriyiz.biz: Şimdi size bir üyemizin sorusunu yöneltmek istiyorum. 16 aylık ikiz kızları varmış bu annemizin. İkizlerden bir tanesi sürekli ayakları vasıtasıyla, annesinin saçlarıyla oynuyormuş. Anne bu durumdan çok bunalmış. Bu hareket çocukta artık tik haline dönüşmüş. Ne yapması lazım?

F. Dildar: Bu tip özel durumlar bir terapist yardımı isteyen şeyler. Bu çok basit bir alışkanlık da olabilir, arkasında duygusal bir meseleyi de barındırabilir.

BABANIN SUÇLULUK DUYGUSU

İkizanneleriyiz.biz: Bir ikiz erkek babamızın sorusu var. 18 aylık erkek ikizleri var. Akşam işten geldiğinde baba paylaşılamıyor. Her ikisine birden ilgi göstermek zorunda kalıyor, ama bunu başaramıyor. Çok fena vaveyla kopuyor. O anda hangisini avutuyorsa, diğeri çok kötü hırslanıyor. O anda ilgi gösterilemeyen çocuk, daha sonrasında babaya ilgisiz davranıyor. Yani ona ilgisini yönlendirmek istediğinde baba, çocuk babanın sevgisini reddediyor ve yapılması yasak olan, istenilmeyen şeyleri zorla babaya yaptırmaya çalışıyor.

F. Dildar: Bu babanın mutlaka orada bir suçluluğu var. Çocuklar, durduk yerde, sağlam duran bir ebeveyne bu kadar reaksiyon vermezler. Elbette eve girdiğinde, üçlü, hep birlikte bir oyun olacak. Teke tek birlikteliklere de alıştırılmalı çocuklar. Biri TV’de sevdiği bir filmi seyretmeye angaje edilmeli, aynı anda diğeriyle baba vakit geçirmeli. Biri anneyle oyun oynamalı o sırada, baba da diğeriyle oynamalı. Baba “öbürü şimdi çok alınıyor” iç sesinden kurtulursa rahatlayabilir. Babanın göz ucuyla diğerini takip ettiği, rahatsız olduğu, her ikisini de eşitleme çabasından kaynaklanan bir durumdur.

Sayın Feriha Dildar’a verdiği değerli bilgilerden ötürü çok teşekkür ederiz.

Feriha Dildar
Uzman Pedagog

PSI Gelişim Eğitim Danışmanlık
Valikonağı Cad. Kat. 2 Nişantaşı İstanbul
Tel: 0212 247 68 03
Fax: 0212 225 04 44

 

UYARI! Bu röportajın bütün hakları www.ikizanneleriyiz.biz’e aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin tamamının ya da bir kısmının kopyalanması, içeriğinden alıntı yapılması yasaktır. Yasal işlemler için Yasal Uyarı’yı tıklayınız.

İkizlerimiz sözkonusu olunca, bazı sorular sürekli kafamızı kurcalar durur: İkizlerime nasıl eşit davranabilirim? Kıra kırana kavga ederlerken, haklı olanı tutmalı mıyım? Kavgayı durdurmalı mıyım? Okulda sınıflarını ayırmakta acele mi ettim?... İkizlik zor bir süreçtir diyor, PSİ Gelişim Eğitim Danışmanlık’tan Uzman Pedagog Feriha Dildar. Tamam ama neden bu kadar zor? İkizlerimizi büyütürken sıklıkla düştüğümüz tuzakları, bu tuzaklara bir daha düşmememiz için neler yapmamız gerektiğini, ayrıca forum ortamımızda ikiz ebeveynlerimizin bizimle paylaşımlarını Feriha Hanım’a sorduk. İkizanneleriyiz.biz: Önce sizi tanıyalım Feriha Hanım... Eğitiminiz ve ilgilendiğiniz konular nelerdir acaba? Kurucusu olduğunuz PSİ Danışmanlık’ın çalışma alanları neler? F. Dildar: İstanbul Üniversitesi’nde, eski adıyla pedagoji bölümünü bitirdim. Sonra Çapa…

Review Overview

User Rating: 2.15 ( 1 votes)
0
Hosting

Hakkında Ana Peri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*