aloevera uyelik
Cumartesi , 23 Eylül 2017
Hosting



Son Haberler
web hosting
Çalışan Annenin Suçluluk Duygusu

Çalışan Annenin Suçluluk Duygusu

“Evde çocuk büyüten, mutfakta kek yapan”  kalıbından giderek uzaklaşan anne, her değişimin hafızasında bilmeden yer edenlerle olan farklılığın faturasını ödemekte. Yani toplumsal kalıplar, öğretiler anneye evde olması adına adeta çığlık atarken, anne iş yerinde.

Buna ekonomik ve çevresel baskıları da eklersek -ki bunlar koca, aile büyükleri, yakın arkadaşlar olabilir- çalışan annenin nasıl birkaç gün arasında ezildiğini anlamak hiç zor değil.

Oysa çocuk psikolojisindeki yeni teoriler, çocuğun daha birkaç aylıkken annesinin gidip geri döneceğini öğrendiğini ve ona güven duyabildiğini söylüyor. Ayrıca pek çok uzman erken çocukluk döneminde çocuğun hayatındaki en önemli olan figürden bahsederken “anne” kelimesi yerine “primary caregiver” (çocuğa birinci derecede bakan ve koruyan) terimini kullanmakta.

Yani annenin belli bir çalışma düzeni varsa, bu düzen içinde teknik ve duygusal rahatlığı saplanırsa, çocuğun gün içinde bakımı sadece ve sürekli aynı kişi tarafından gerçekleşirse annenin çalışmasının çocuğun sağlıklı yetişmesine çok olumlu katkılardan söz edilebilir.

 Evde olan, ama zaten evde olmasının çocuk için yeterli olduğunu düşünen ve onunla “kaliteli zaman” dediğimiz yoğun ilişki kurabildiği en küçük bir faaliyeti yapmayan pek çok ev kadınının anne olduğunu da unutmayalım.

Annenin çalışması, sadece onun tedirginlik ve suçluluk duyguları ile dolu olduğu zaman, bu ruh haliyle çocuğu ile kısa ama yoğun bir ilişki kuramadığı zaman problem yaratabilir. Artık biliyoruz ki, bebekler pek çok algısal donanımla doğarlar ve eskiden söylendiği gibi dünyadan habersiz ve çaresiz değildirler. Ve yine biliyoruz ki endişeli bir annenin bebeği daha ilk aylardan itibaren, bu endişeyi kendi duygusu gibi yasar ve kendini iyi hissetmez. İlk aylar için anne-çocuk ilişkini anlatan bir formül vardır: “iyi anne=iyi ben/ kötü anne=kötü ben”.

İleriki yaşlarda ise anne yetersizliğine inanıyorsa, kaygılı ve suçlu hissediyorsa, unutmasın ki kendi anneliğini kendisi nasıl görüyorsa, çocuğu da öyle görüyordur.

Çalışan anneler kendilerini iyi hissettikleri sürece çocuklarının iyi olacağını unutmamalılar. Çalışmanın çocuğa ihanet olmadığını, ilişkiyi daha kaliteli yapabileceğini bilmeleri gerekir.

ESRA GÜNEŞ

ÖZEL HAYAL DÜNYASI ANAOKULU KURUCUSU – EĞİTİMCİ
0216 612 32 00

 

 

UYARI! Bu uzman görüşünün bütün hakları www.ikizanneleriyiz.biz’e aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin tamamının ya da bir kısmının kopyalanması, içeriğinden alıntı yapılması yasaktır. Yasal işlemler için Yasal Uyarı’yı tıklayınız.

 

"Evde çocuk büyüten, mutfakta kek yapan”  kalıbından giderek uzaklaşan anne, her değişimin hafızasında bilmeden yer edenlerle olan farklılığın faturasını ödemekte. Yani toplumsal kalıplar, öğretiler anneye evde olması adına adeta çığlık atarken, anne iş yerinde. Buna ekonomik ve çevresel baskıları da eklersek -ki bunlar koca, aile büyükleri, yakın arkadaşlar olabilir- çalışan annenin nasıl birkaç gün arasında ezildiğini anlamak hiç zor değil. Oysa çocuk psikolojisindeki yeni teoriler, çocuğun daha birkaç aylıkken annesinin gidip geri döneceğini öğrendiğini ve ona güven duyabildiğini söylüyor. Ayrıca pek çok uzman erken çocukluk döneminde çocuğun hayatındaki en önemli olan figürden bahsederken “anne” kelimesi yerine “primary caregiver” (çocuğa birinci…

Review Overview

User Rating: Be the first one !
0
Hosting

Hakkında Ana Peri

Bir yorum

  1. Merhabalar, Enerjinize bayıldım. Benim de 15 aylık bir kızım var. Çalışan bir anneyim. Bir konuda fikrinizi almak istedim. Uzman görüşü 🙂

    · Kızıma 6 ay ben baktım

    · 1 yaşına kadar haftada bir gün süt izni kullandığımdan 3gün ben baktım. Çalıştığım günler annem baktı

    Süt izni olan 1 gün ne kadar da önemliymiş. Süt izinlerim bittikten sonra bende sinyaller başladı. Çünkü 07:00 de evden çıkıp 19:30 da işten dönüyorum. Geldiğim andan itibaren ilgilenmeye başlıyoruz. Önce eşimle ikimiz çocuk şarkısı açıp, üçümüz birlikte oynuyoruz. Topu çok sevdiği için, şarkı eşliğinde top da oynuyoruz. Sonra yemek yiyoruz hep birlikte. Yemekten sonra durulmuşken mama sandalyesinde aktvite kitaplarımıza bakıyoruz anne kız. Adım adım setlerine üyeyiz. Onların gönderdiği materyallere bakıyoruz. Bir yerden başka bir kaba aktarma çalışmaları yapıyoruz. O sıkılana kadar. Sıkılma sinyalleri verdiğinde mama sandalyesinden kaldırıyorum. Oyuncaklarıyla oynuyoruz. Bazen banyo yapıyoruz. Sonra rutin olarak bizim yatağımıza geçip birlikte yatıp gitar tıngılatıyorum. Bi şarkımız var onu söylüyorum. O da meme emiyor mayışıyor. Sonra 21:20 gibi babaya el sallıyoruz iyi geceler diyip kendi odasına geçiyoruz ve 21:30 da uyuyoruz. Beşiğinde yatmadığından yer yatağı yaptık. Orada yatıyor maalesef. Gece de bazen 1 kere uyanıyor. Bazen tüm gece beni yanında istiyor ve meme emiyor. Yani hafta içi birlikte 2 saat vakit geçiriyoruz. Bu nedenle yorgun argın demeden kaliteli vakit geçirmeye çalışıyorum. Hafta sonu ise hep birlikteyiz. Şimdiye kadar hiç ayrı geçmedi. Hakkımızda az da olsa fikriniz olursa daha kolay yardımcı olabilirsiniz diye biraz detaylara girdim kusura bakmayın.

    Hafta içi 2 saat bana yetmediğinden maalesef işi bırakmayı bile düşündüm. Ancak doğru bir karar olup olmadığına karar veremedim. Size danışmak istediğim ilk 3 sene anne bebek bağı açısından çok önemli olduğunu biliyorum. Bu kadar uzun ayrı kalmamız, hafta içi birbirimizi çok az görmemiz sorun yaratır mı?

    Hergün işe gelirken bunu düşünüyorum 🙁 Sizin bu konuda fikriniz nedir?

    Aslında çalışan annelerin ortak sorunu bu çelişki sanırım. İnsan evdeyken zaman gerçekten heba oluyor. Ayrıca çalışmaya alışmış bir kişi evde zamanla kendini körelmiş hissedebilir ve ona ayakları üzerinde durabilen, bakımlı, mutlu bir kişilik olarak iyi bir örnek olmak düşüncesiyle işi bırakmaya cesaret edememiştim. Kızım annemle de benimle de çok mutlu. Annem zaten baştan beri hep yanımızdaydı. O yüzden çok iyi anlaşıyorlar. Hatta bana yapmadığı cilveleri anneme yapıyor. Ama annem arada bir bizde kalıyor. O zamanlar size yazdığım kaliteli zamanı pek yaşayamıyoruz. Çünkü bana konsantre olamıyor. Bir ananenin yanına gidiyor. Bir benim yanıma geliyor. Ya kafası karışıyor. Ya da ikimizin gönlünü hoş tutmaya çalışıyor 😀 Anneme anane derken, 1 aydır anne demeye başladı. Annem her seferinde düzeltiyor. Ben anane, anne işte yada anne orada diye. Aslında beni bu aralar daha çok çelişkiye düşüren de bu oldu. Sizce bu bir sinyal midir?
    İşten geri kalan tüm zamanımı onunla geçiriyorum. İşimden dolayı hafta içi 2 saat kadar az bir zaman birlikte olmamız acaba yetmediğinden mi böyle davranıyor? bilemiyorum 🙁

    Kucak dolusu seviler,Selamlar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*