Pazar , 17 Aralık 2017
Hosting



web hosting

Yeni Doğan Bebeklerde Olabilecek Komplikasyonlar

 

 Prof. Dr. Eren Özek

 

 İkizlere hamileyken bir sürü sorun atlatırız. Ve çok şükür onları doğurduğumuzda rahata ereriz. Ancak doğum sonrasında da karşılaşabileceğimiz bazı problemler vardır. Olası problemlerin neler oldukları ile bunların teşhis ve tedavilerini Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Yeni Doğan Bilim Başkanı Sayın Prof. Dr. Eren Özek’e sorduk.

 

prof_dr_eren_ozek_ikizanneleriyiz_ikiz_bebek.jpg

 

İkizanneleriyiz.biz: Merhaba Eren Hanım, önce sizi tanıyabilir miyiz?

 E.Özek: 1957 İstanbul doğumluyum. Alman Lisesi’ni bitirdim. Tıp eğitimimi İstanbul Tıp Fakültesi’nde aldım. Çocuk ihtisası yapmak öteden beri hayalimdi. O sıralarda en iyi çocuk ihtisası Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıklar Bölümü’nde verilmekteydi. Mezuniyetimin hemen akabinde Hacettepe kökenli bir grup tarafından Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi kuruldu. Hacettepe’deki ekibimizin ve ekolümüzün bir devamı olacağı düşüncesiyle, 1989 yılında Marmara Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nde doktorluğumu icra etmeye başladım. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri New York Üniversitesi’nde 1,5 yıl boyunca, tezimi de üzerine yazmış olduğum Yeni Doğan ve Erken Doğan Bebekler konusunda araştırmalar yaptım. Geri dönüşümde yine Marmara Üniversitesi’ndeki görevime devam ettim. Halen ilgili üniversitede Yeni Doğan Bilim Başkanı olarak görevime devam etmekteyim.

 İkizanneleriyiz.biz: Peki şimdi yeni doğan konumuza geçelim. Yeni doğan bebekler kendilerini ifade edemezler. Dolayısıyla bu bebeklerin sağlığında bir sorun olup olmadığını anlamak için biz ebeveynler çok dikkatli davranmalıyız. Nedir yeni doğan bebeklerdeki tehlike işaretleri?

 E. Ozek: Yeni doğan bir bebekte risk gruplarını üçe ayırırız.
1- Erken doğabilir
2- Zamanında doğabilir
3- Zamanından geç doğabilir

 

ERKEN DOĞUM

 

Erken Doğum: Zamanında doğan bebeklerde de bazen sorunlar görülebilir. Ama erken doğan bebekler sağlık sorunları açısından daha yüksek risk taşırlar. Erken doğumun pek çok sebepleri olabilir, kadın doğum açısından, annenin kronik hastalıkları olabilir, tansiyon yüksekliği olabilir, şeker hastalığı olabilir, enfeksiyon hastalıkları olabilir, suları erken gelebilir… Özellikle son zamanlarda tüp bebek tedavilerinin artmasıyla birlikte çoğul gebelikler daha sık görülür oldu. Çoğul gebeliklerin en büyük riski de erken doğumdur.

 Erken doğan bebeklerin tüm organ sistemlerinde, gelişememekten ötürü problemler söz konusu olabilir. Yoğun bakımda yatış süresinin uzamasına sebep olan en büyük sorunlardan biri solunum sisteminin gelişmemesidir. Ağırlıklı olarak akciğerler hem fonksiyonel olarak hem de yapısal olarak çok iyi gelişmemekten ötürü bu bebekler kendi kendilerine soluk alıp verme ve kandaki oksijenizasyonu sağlama açısından geri kalmaktalar. Bu nedenle respiratör dediğimiz yardımcı solunum cihazlarıyla solunumlarını sağlamamız gerekiyor. 

 Oksijensizliğin vücutta yarattığı pek çok hasar mevcut. Bunlar gözlerden başlayıp beyne kadar giden, spastisiteyle sonlanan, kafa içinde kanamalara yol açan, beslenme problemlerine kadar birtakım sorunlar. Bu nedenle bir şekilde zamanından erken doğan bebeklerin oksijenizasyonunu bizim idame ettirmemiz gerekiyor. Bu problem hayatın ilk günlerine ait. Bunu hallettik mi herşey bitmiyor. Bu oksijensizlik nedeniyle, beyin gelişimi de tam olarak sağlanamadığı için kafa içi kanamalar olabiliyor. Buna bağlı olarak hidrosefali dediğimiz, beyin içindeki beyin omurilik sıvısının akıcı yollarının kan pıhtılarıyla tıkanması sonucu kafa içindeki boşlukların beyin dokusunun aleyhinde genişlemesi, yani beyin dokusuna bası yaparak genişlemesi ve bunun sonucu olarak da çocukların uzun vadede nörolojik olarak handikape (sakat) kalmaları söz konusu olabiliyor. Bunun için de böyle bir kanama olup olmadığını çok yakından izliyoruz. Eğer olmuşsa, hidrosefali meydana geldiyse, çocuğu ileride nörolojik olarak sekelli olmaması için çok sıkı takibe alıyoruz.

 Yine bu bebeklerde, oksijensizlikten ya da yüksek oksijen verilmesinden ötürü göz problemleri olabiliyor. Bunlar yakından izlenmezse körlüğe kadar gidebiliyor. Buna prematüre retinopatisi deniyor. Bu hastalık ilk bulguları tespit edildiğinde önlenebilir bir durum, en azından ilerlemesi önlenebilir. Bu nedenle bir yeni doğan hekimi, erken doğan bebekleri mutlaka retinopati taramasından geçirmelidir.

 Yine ventilatörde yani solunum cihazında olan, doğum sonrası ağır problemler yaşamış bebeklerde işitme sinirleriyle ilgili problemler meydana gelebilir. İşitme özürlü olabilirler. Bunu zamanında saptayabilirseniz bir takım yardımcı cihazlarla bebeğin işitmesini, konuşabilmesini, ya da bazı şeyleri duyup konuşmayı algılayabilmesini, sosyal gelişmesini sağlayabilirsiniz. Dolayısıyla erken doğan bebeklerde işitme fonksiyonu da mutlaka taramaya tabi tutulmalıdır.

 Erken doğan bebeklerde, anne karnındayken normalde açık olan kalp deliklerinin doğum sonrasında kapanamaması gibi bir risk var. Bunun da, akciğer fonksiyonlarının bozulabileceği ve birçok farklı sistemin beslenmesinin bozulabilme ihtimalinin oluşu nedeniyle ekokardiyografik incelemeler ve fizik muayenelerle zamanında müdahele edilmesi gereken bir sorun olduğunu söyleyebilirim.

 Ayrıca erken doğan bebeklerin beslenmesi çok büyük bir problem. Halbuki kalori ve protein açısından beslenmeye çok fazla ihtiyaçları var. Beyin gelişimleri için, akciğer gelişimleri için, enfeksiyona direnç kazanmaları için, kilo almaları için beslenmeleri büyük önem taşımakta. Fakat ne yazık ki mide ve bağırsak fonksiyonları da hem motör hem de fonksiyonel olarak immatür yani çok iyi gelişmemiş olduğu için, beslenmelerini sağlamak çok büyük problem oluyor. Bebeği bir an önce mide bağırsak yoluyla beslemek istiyoruz fakat bu konuda kısıtlanıyoruz. O zaman parenteral yoldan, yani damar yoluyla besliyoruz bu bebekleri. Ve mide bağırsağın da gelişimini izleyip beslenmelerini artırmaya çalışıyoruz. Eğer burada bir hata yaparsak, yani çok heyecanlı davranıp çok hızlı beslersek, o zaman bağırsaklarda gangrene kadar giden mide bağırsak sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bağırsakları yırtılabiliyor. Ameliyata acilen alınmaları gerekebiliyor. 500 gr, 700 gr ağırlıklarla doğmuş prematüre bebekler olabiliyor. Bu kadar ağır karın ameliyatlarına girdiklerini düşünün  bu prematüre bebeklerin. Tabii ki ağır ameliyatlar bebeklerin mortalitesine (ölüm) sebep olabilen bir durumdur.

 Prematüre bebeklerin metabolik problemleri olabiliyor. Kan şekerlerini belli bir düzeyde tutma kapasiteleri olmuyor bu bebeklerin. Biz aç da kalsak vücudumuz bunu dengeleyebiliyorken, bu bebekler bunu yapamıyor. Prematüre oldukları için hiçbir sistem, hiçbir enzim tam olarak çalışmıyor. Dolayısıyla belli bir düzeyde kan şekerini sağlayabilmemiz gerekiyor kanda. Çünkü kan şekeri düştüğünde beyin problemleri olabiliyor ve ileriki dönemlerde bebeğin nörolojik gelişimi olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla bebeklerde hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğünü de önlemeye çalışıyoruz.

 Bu bebekler bilirubin dediğimiz, sağlıklı bebeklerde de doğum sonrasında görülebilen sarılık yaratan maddeyi vücutlarından kolay atamıyorlar. Ayrıca kan-beyin ilişkisi çok iyi gelişmediği için bu madde direkt olarak gidip beyne oturabiliyor. Bu durum ileride zeka özürlü olmalarına yol açabiliyor. Dolayısıyla sarılıkla da bizim uğraşmamız gerekiyor.

 Prematüre bebeklerin bağışıklıkla ilgili problemleri var. Özellikle hasta prematüre bebeklerin bağışıklıkları son derece düşük.  Sağlıklı bir prematüre bile olsa, aldıkları mikrobu olduğu yerde tutabilme kapasitesine sahip değiller. Bu mikrop tüm vücuda ve kana karışabiliyor. Enfeksiyon, bu bebeklerin kaybedilmesinde çok önemli bir faktör. Dolayısıyla bu bebekleri mümkün olduğunca enfeksiyondan uzak tutmak gerekmekte. Enfeksiyonu zamanında tanımak, erken tedavi vermek, bu bebeklerin prognoz, yani uzun dönem yaşam kalite ve süreleri üzerinde çok önemli bir etken.

 Tüm bu sebeplerden ötürü prematüre bebekler çok ince bir ayarla, çok dikkatli çalışılması gereken bir hasta grubudur. Bu bebeklerin her gün en az iki kez yoğun bakım ünitesinde muayenelerinin yapılması gerekmektedir. Kan değerleri sürekli bakılmalıdır, tüm bu sayığımız metabolik problemler açısından taranmaları gerekmektedir. Herşeye zamanında müdahele edilmelidir. Bu işi bilen ekiplerin bulunduğu ve gerekli teknolojiye sahip olan ünitelerde prematüre bebeklerin takibi yapılmalıdır. Buradan ikiz annelerimize verebileceğim en önemli mesaj şudur: Doğum yapılacak yer, bir takım otelcilik hizmetleri nedeniyle, güzel görünmesi nedeniyle, yeni doğan açısından alt yapısı yoksa kesinlikle tercih edilmemelidir. Doğum sonrası bu konuda yeterli uzman bir ekip tarafından takip edilmemek, yeterli teknolojik imkanlardan eksik olmak, bu bebeklerin yaşam koşullarını riske sokmaktadır. Bu sefer aile ne yapıyor? Bu konuda ehil olan hastanelerde yer aranmaya başlanıyor. Bu hastaneler de birçok kez çok dolu oldukları için bu bebekler doğru yere ulaştığında pek çok problemi yaşamış oluyorlar. Bu saatten sonra da bazı şeyleri geri çevirmek hekim tarafından mümkün olmayabiliyor.

 Anne karnında bebeklerin erken doğum riskleri varsa 3. düzey yeni doğan hizmeti verebilen, yani çok gelişmiş yoğun bakım hizmeti verebilen tercihen eğitim hastanelerinde, veya çok iyi seçilmiş özel hastanelerde doğum yapmaya dikkat etmeleri gerekiyor.

 İkizanneleriyiz.biz: Prematüre doğum önlenebilir mi?

 E. Özek: Aslında tabi en güzeli prematüre doğumların önlenebilmesi. Ama her ne kadar antenatal bakımı olsa, anne sürekli takip altında olsa da, bazı prematüreler maalesef önlenemeyebiliyor. Eğer bebek prematüre doğacaksa, tekrar vurgulamakta fayda var, teknik donanım açısından yeterli bir sağlık kuruluş seçilmeli. Bazı hastanelerin kuvözleri ve diğer tüm teknik tertibatları olup, bunları kullanabilecek ehil personel olmayabiliyor. Bazı hastanelerde de doktorlar olup altyapı olmayabiliyor. Türkiye’nin sağlık sorunlarından biridir bu. Dolayısıyla çok küçük prematürelerin, bu tarz tam teşekküllü hastanelerde doğmaları gerekmektedir. Bu saydığım erken doğumla ilgili problemler aslında çok daha fazla detaylandırılabilir. Ama ana hatları bunlard

İkizanneleriyiz.biz: Bir de zamanından geç doğan bebeklerden bahsetmiştiniz. Gerçi bu pek ikiz, üçüz gebeliği kapsamıyor tabi…

E. Özek: Geç doğan bebekler de problemlidir. Çünkü bunlarda plasenta dediğimiz eş zaman içerisinde yaşlanmaya başladığı için bebeklerin beslenmeleri güçleşir ve bu bebekler anne karnında beslenme bozukluğu olan bebekler şeklinde dünyaya gelirler. Bunların yağ dokuları azalmıştır. Yaşlı insan görünümündedirler. Her tarafları buruşuktur. Bir tek beslenme maddelerinin değil, oksijenin de geçişi azalacağından kanın koyulaşması gibi anormallikler meydana gelebilir. Glükoz depoları yetersizdir, dolayısıyla kan şekerini düzenleyemezler. Kalsiyum depoları yetersiz olabilir.

 

GEÇ DOĞAN BEBEKLER

 

İkizanneleriyiz.biz: Ne zamandan itibaren zamanından sonra doğan bebek diyebiliyoruz?

E. Özek: 40 haftadan sonra doğan bebekler.

 İkizanneleriyiz.biz: İkizlere özel farklı problemler de var mıdır?

 E. Özek: İkizlerde en büyük sorun erken doğum tehdididir. Bununla birlikte beslenmeleri yetersiz olarak da doğabilirler. Zamanına yakın doğsalar bile doğum ağırlıkları beklenilenden daha düşük olabilir. O yüzden de ikiz bebeklerin doğum sonrası beslenmeleri son derece önemlidir. Diğer saydığım erken doğumda olabilecek problemler ve zamanında doğmuş bebeklerde görülen problemler aynen ikizler için de geçerlidir. 

 İkizanneleriyiz.biz: Bir de normalden iri olarak doğan bebekler var. Her ne kadar ikizler için bunu duymuyor olsak bile…

 E. Özek: Normalden iri bebekler en fazla diyabeti yani şeker hastalığı olan annelerde görülen bebeklerdir. Aslında halk arasında “tosun” olarak tabir edilen bu bebekler hoş karşılansa da, bizim açımızdan çok büyük problemdirler. Bir kere annede şeker hastalığı varsa, bebekte kalp, böbrek anomalileri riski daha yüksek olacaktır. Bu bebeklerde erken dönemde kan şekeri problemleri olacaktır. Kalsiyum dengelerinde problemler olacaktır. Bunlar daha uzun süreli ve daha yüksek seviyede sarılıkla bize gelebilecelerdir. Akciğer gelişimleri daha geride olabilecektir. Zamanında dahi doğsalar, yüksek doğum ağırlıklı bebeklerin akciğer gelişimleri daha geride olabilir.  Aynen erken doğan bebekler gibi solunum sıkıntısı çekebilirler. Kalp hastalıkları olabilir.
 
İkizanneleriyiz.biz: İkiz gebelikte de kan şekeri yükselebiliyor. Gestasyonel diyabet denen diyabet olabiliyor. Peki bizde de ikizlerden birinin tosuncuk gibi doğması ihtimali var mı?

 E. Özek: Gebelik yaşına göre prematüre dahi olsalar iri sınırda doğabilirler. Bu ikiz gebeliklerde o kadar yüksek birşey değil. Tekiz gebeliklerde daha çok rastlanan bir durum. Zaten çoğul gebelikler şu anda ister invitro fertilizasyon yöntemiyle (tüp bebek tedavileriyle) oluşuyor olsunlar, ister doğal yollarla gebe kalınmış olsun, çok sıkı takip altındalar. Diyabetik bir ikiz annesinde bebeklerden birinin normalden yüksek doğum ağırlığı ile doğması pek rastlanılır bir durum olmuyor. İkiz gebeliklerde en sık rastladığımız erken doğum ve anne karnında iyi kilo alamamalarıdır. Konjenital anomaliler yine ikiz gebeliklerde görülebiliyor. Yani bazı kalp anomalileri görülebiliyor. Damar anastomozları görülebiliyor. Yani damarlar birbirine geçmiş olabiliyor. İkizden ikize transfüzyon yani kanın geçmesi gibi bir durum söz konusu olabiliyor. O zaman ikizin bir teki kansız, diğer aşırı kanlı doğabiliyor. Her iki ikiz de risk altında bulunuyor. Kanın çok yüksek olması da, çok düşük olması da problem olabiliyor.

 İkizanneleriyiz.biz: Bu durum kontrol altına alınabiliyor.

 E. Özek: Şimdi tabi bu kadın doğumun ilgi alanına giriyor. Anne karnında saptanamıyor, doğumdan sonra bu şekilde bebekler bize gelebiliyor. Doğum sonrası bu bebeklere müdaheleleri biz yapabiliyoruz.

 İkizanneleriyiz.biz: Başka ne gibi risklerden bahsedebiliriz ikiz doğumlarda?

 E. Özek: Doğum sırasında, özellikle 2.gelen çocukta oksijensiz kalma riski olabiliyor. Bizim yeni doğancılar olarak doğumun hemen akabinde rastladığımız problemler bunlardır.

 

PREMATÜRE BEBEKLERDE YAPILMASI GEREKEN TETKİKLER

 İkizanneleriyiz.biz: Prematüre ikiz bebeklerde görülebilecek anomalileri, teşhis ve tedavilerini bir toparlayacak olursak bize nelerden bahsedebilirsiniz?

 E. Özek: Erken doğan bebeklerde multi disipliner, yani pek çok tıp disiplininin bebekleri takip etmesi çok önemli. Aşıları her bebek gibi kontrol ediliyor tabi.

 Beslenmeleri çok özel bir şekilde takip edilmeli.

 Büyümeleri, büyüme derken sadece kilodan basetmiyoruz, hem kilo, hem kafa çevresi, hem de boylarını kastediyoruz. Bu anlamda beslenmenin kalitesi çok önemli. Bunu çok dikkatli takip etmek lazım ki ikiz bebeklerin büyük bir çoğunluğu da prematüre sınırında doğuyor zaten.

 Nörolojik takiplerinin çok yakından yapılması lazım. Eğer muayenelerinde herhangi bir anormallik varsa, doğduktan sonra kafaya kanamışlarsa, hidrosefalileri varsa, hipoglisemi geçirmişlerse, bu bebeklerinin beyin ultrasonlarının yapılıp bebek nörologlarla işbirliği halinde takiplerinin yapılması uygundur.

 Göz bölümü mutlaka bebekleri takip etmelidir. Prematüre retinopatisi olmasa bile bu bebeklerde miyopi gibi, şaşılık gibi görme bozukluklarına çok daha sık rastlamaktayız. Gelişimsel sorunlar nedeniyle bu tarz problemleri olabilir ve pediatristler bunları rutin muayenelerinde fark edemeyebilirler. Bu nedenle takiplerin uzman bir göz hekimi tarafından yapılması uygundur. Rutin göz takiplerinin 1 ve 2 yaşlarında tekrarı gereklidir. Problemi saptadıklarında belki o yaş için bir tedavi söz konusu olamaz, ama en azından göz hekimi problemin gidişatını kestirebildiği için bebekleri takibe alabilir. Dolayısıyla ilkokul çağına ya da 3-4 yaşına geldiğinde aniden saptadığınız bir sorunu uzman göz hekimi, muayenesi sonucunda çok daha erken fark edebilir ve önlemini alabilir.

 İşitme taramaları yapılmalıdır. Ventilatör tedavileri, yatarak beslenme gibi durumlardan ötürü kulakta sıvı toplanabilir ve işitmenin iletiminde problemler meydana gelebilir. Erken teşhiste bu sorun çok rahatlıkla ortadan kaldırılabiliyor. Bazı prematürelerde de oksijensizlikten, geçirdikleri menejitten ve birçok farklı nedenden ötürü işitme fonksiyonlarında oluşan bozukluk sinirsel olabiliyor. Erken teşhiste bunun işitme ve konuşma rehabilitasyonu yapılabiliyor. İlk 6 ayda bunların teşhis edilmesi, ileriki dönemlerde rehabilitasyonun etkili olması için çok önemli. Birçok çocuk mesela otistik diye doktora gelir ama aslında işitmiyordur. Aile bu iki problemi karıştırabiliyor.

Kalça ultrasonları mutlaka çekilmelidir. İkiz bebeklerde anne karnındaki poziyonlanmalarına bağlı olarak kalça çıkıkları görülebilmektedir. Bebekler 6 haftalıkken, herhangi bir sorunu yoksa bile bebeklerin kalça ultrasonları çekilebilir, çünkü bu işlem non-invazivdir, yani radyasyon gerektirmez, bebekler açısından herhangi bir riski yoktur. Bunun sonucunda bir anomali tespit edersek mutlaka bir çocuk ortopedistine bebekleri göndeririz. Yapılacak şeyler tabii ki anomalinin derecesine göre değişir. Çift bez veya bol bez koymaktan tutun, bir atelle çocuğun kalçasının desteklenmesine hatta ileri tarihlerde ameliyata kadar tedaviler uygulanabilir. Erken müdahelede sadece fazla sayıda bez koyarak bile tedavi mümkün olabilmektedir. Geç kalındığında ameliyat veya belki de ameliyata rağmen başarılı olamama ve sakatlık riski doğabilmektedir.

 İkiz bebeklerde anomali riskleri daha yüksek olduğu için tüm batın ultrasonları çekilmelidir. Özellikle böbrekler dikkatlice incelenmelidir. Karın içerisinde kitle ile doğan bebekler olabilir. Fakat karın içerisinde oluşan doğumsal anomaliler sıklıkla böbrekle ilgili olanlarıdır. Böbrekte yapısal kistler olabilir. Böbrek çıkışında darlıklar olabilir. Hidronefroz denen rahatsızlık olabilir. Böbrek tümörüne bile rastlanabilir. Burada akut bir girişimden çok bizim için önemli olan şey şudur: Böbrekteki anomaliler enfeksiyona zemin hazırlarlar. Enfeksiyon gelişir ve önlem alınmazsa da böbrek fonksiyonlarını yitirebilir. Böbrek anomalisinin saptandığı enfeksiyonlu bebekte enfeksiyonun takibi ve sonlandırılması büyük önem taşır. Bu durumda biz bebekleri bebek nefrologlarıyla ortak çalışarak tedavi ederiz. Enfeksiyon nedeniyle belli antibiyotikleri almış bebeklerde, ventilatöre bağlanıp oksijen solumaları sağlanan bebeklerde işitme kaybı riski yüksektir. Zamanında doğmuş ikiz bebeklerde dahi biz işitme tarama testini isteriz, ancak prematüre bebeklerde oto akustik emisyon dediğimiz bu tarama daha ayrıntılı yapılmaktadır.

 Ekokardiyografileri çekilmelidir. Çocuk kardiyoloğunun çektiği eko sonucuna göre zaten biz hareket ederiz. O bize söz gelimi kalpte bir delik varsa, deliğin büyüklüğü, çapı, dinamisi ile ilgili her türlü bilgiyi verir. Kapanıp kapanmayacak bir delik olduğuna dair bizi aydınlatır. Deliklerin pek çoğu zaman içerisinde kapanır. Ama akut dönemlerde, yani bebekler henüz 1 haftalıkken fark edilen büyük kalp anomalilerinde ameliyat gerekebilir.

 İdrar yolu enfeksiyonlarından bahsetmek istiyorum. İdrar yolu enfeksiyonu yeni doğanlarda yetişkin insanlardaki gibi seyretmez. Erişkinlerde ateş yükselir, idrarları yanar vs. Bunları yeni doğan bebeklerde anlamak mümkün değildir. Daha önce bahsettiğim sebeplerden herhangi biri idrar yolu enfeksiyonu olabiliyor. İşin kötüsü yeni doğanda oluşan idrar yolu enfeksiyonu orada kalmayıp, kana da karışabiliyor. Çocuk emmiyor, bir bakıyorsunuz idrar yolu enfeksiyonu çıkıyor. Çocuk huzursuz, aile gaz sancısına yoruyor, bir bakıyorsunuz idrar yolu enfeksiyonu çıkıyor. Çocuğun bebeklik sarılığı bir türlü düşmüyor bir bakıyorsunuz idrar yolu enfeksiyonu çıkıyor. Yani bunun çok değişik bir klinik spektrumu var. İdrar yolu enfeksiyonu yeni doğanda acil bir durumdur. Hemen kültürlere bakıp enfeksiyon tespit edilirse tedavisi başlanmalıdır. Fakat bu tedaviyi bitirmek herşeyin sonu değildir. Çünkü enfeksiyonun bir nedeni de kaçak hadisesinin olmasıdır. Yani idrar üretraya kadar gelip dışarıya gitmeden tekrar böbreğe geri kaçabilir. Biz buna üretral reflü diyoruz, bu enfeksiyonun en önemli nedenlerinden bir tanesidir. Eğer bu reflünün tespitini zamanında yapamayacak olursak, bebek idrar yolu enfeksiyonunu tekrar tekrar geçirir ve bunlar böbrekte hasara neden olabilir. Reflüyü tespit edersek koruyucu antibiyotik tedavisi ve sürekli kültür alımlarıyla bebeklerin bu sorunu hallolana kadar onları takip ediyoruz.

 Sayın Prof. Dr. Eren Özek’e verdiği değerli bilgilerden ötürü çok teşekkür ederiz.  

 

Muayenehane telefonu : 0216  411 27 97

 

UYARI! Bu röportajın bütün hakları www.ikizanneleriyiz.biz’e aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin tamamının ya da bir kısmının kopyalanması, içeriğinden alıntı yapılması yasaktır. Yasal işlemler için Yasal Uyarı’yı tıklayınız.

 

 

Hosting

About Ana Peri

Check Also

Prematüre Bebeklerim

Bebekleriniz planlanandan haftalar önce geldi, belki önceden işaretler veriyordu zaten ve de doktorunuz doğumu durdurmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir